Ayet ve Sure

Şuarâ Sûresi 151–200. Ayetler

151–200. AyetlerSayfa 4 / 5
151

وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ

"Aşırı olanların emrine uymayın!"

Ayet sayfası →
152

ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

"Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarır ve (hiçbir şeyi) ıslah etmezler."

Ayet sayfası →
153

قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

Dediler ki: “Sen muhakkak aşırı bir şekilde büyülenmişlerdensin.

Ayet sayfası →
154

مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

“Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir.”

Ayet sayfası →
155

قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةٌۭ لَّهَا شِرْبٌۭ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍۢ مَّعْلُومٍۢ

Salih, şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.”

Ayet sayfası →
156

وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍۢ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍۢ

“Sakın ona bir kötülükle dokunmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”

Ayet sayfası →
157

فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا۟ نَٰدِمِينَ

Derken onu kestiler de pişman oluverdiler.

Ayet sayfası →
158

فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Bunun üzerine azap onları yakaladı. Muhakkak bunda bir ayet vardır ama onların çoğu iman etmediler.

Ayet sayfası →
159

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Muhakkak senin Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.

Ayet sayfası →
160

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ

Lût’un kavmi de rasûlleri yalanlamıştı.

Ayet sayfası →
161

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Hani kardeşleri Lût, onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız?”

Ayet sayfası →
162

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”

Ayet sayfası →
163

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

“Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”

Ayet sayfası →
164

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Ayet sayfası →
165

أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

"İnsanların içinde erkeklere mi yanaşıyorsunuz?"

Ayet sayfası →
166

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

“Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi terk edersiniz demek? Hayır, siz haddi aşan bir kavimsiniz.”

Ayet sayfası →
167

قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ

Dediler ki: "Ey Lut! Eğer sen (bu işe) son vermezsen muhakkak ki (buradan) çıkarılanlardan olacaksın."

Ayet sayfası →
168

قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ

(Lût) dedi ki: "Doğrusu ben sizin yaptığınıza çok kızanlardanım. "

Ayet sayfası →
169

رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ

“Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.”

Ayet sayfası →
170

فَنَجَّيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.

Ayet sayfası →
171

إِلَّا عَجُوزًۭا فِى ٱلْغَٰبِرِينَ

Ancak o yaşlı kadın müstesna. O, geride kalanlardan oldu.

Ayet sayfası →
172

ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْءَاخَرِينَ

Sonra diğerlerini helâk ettik.

Ayet sayfası →
173

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًۭا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

Ayet sayfası →
174

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

Ayet sayfası →
175

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Muhakkak işte o, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

Ayet sayfası →
176

كَذَّبَ أَصْحَٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ

Eyke halkı da peygamberleri (Şuayb'ı) yalanlamıştı.

Ayet sayfası →
177

إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Hani Şu’ayb, onlara şöyle demişti: "Siz sakınmıyor musunuz?

Ayet sayfası →
178

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm."

Ayet sayfası →
179

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

"Artık, Allah'tan sakının ve bana itaat edin."

Ayet sayfası →
180

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Ayet sayfası →
181

۞ أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ

“Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.”

Ayet sayfası →
182

وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ

"Doğru terazi ile tartın."

Ayet sayfası →
183

وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

“İnsanların mal ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”

Ayet sayfası →
184

وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ

"Sizi ve önceki nesilleri yaratandan sakının."

Ayet sayfası →
185

قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

Dediler ki: "Sen ancak aşırı bir şekilde büyülenmişlerdensin."

Ayet sayfası →
186

وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌۭ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَٰذِبِينَ

"Sen ancak bizim gibi bir beşersin ve muhakkak biz seni yalancılardan sanıyoruz."

Ayet sayfası →
187

فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

"Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi üzerimize gökten parçalar indir."

Ayet sayfası →
188

قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

Şuayb: “Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir.” dedi.

Ayet sayfası →
189

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Onlar Şuayb’ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.

Ayet sayfası →
190

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

Ayet sayfası →
191

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Muhakkak Rabbin Azîz olandır, Rahîm olandır.

Ayet sayfası →
192

وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

"Muhakkak ki bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir."

Ayet sayfası →
193

نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ

O'nu Rûhu'l-Emîn/Cebrâil indirdi.

Ayet sayfası →
194

عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

Uyaranlardan olman için senin kalbine (indirdi).

Ayet sayfası →
195

بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّۢ مُّبِينٍۢ

Apaçık Arapça bir dille.

Ayet sayfası →
196

وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ

Şüphesiz bu (Kur’an) öncekilerin kitaplarında da vardı.

Ayet sayfası →
197

أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

İsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar için ispatlayıcı bir delil (ayet) değil midir?

Ayet sayfası →
198

وَلَوْ نَزَّلْنَٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ

Eğer onu Arapça bilmeyen birine de indirmiş olsaydık.

Ayet sayfası →
199

فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ

O da onlara (Kur'an'ı Arapça) okusaydı, yine de ona iman edecek değillerdi.

Ayet sayfası →
200

كَذَٰلِكَ سَلَكْنَٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

İşte böylece biz onu günahkârların kalbine soktuk.

Ayet sayfası →