Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Bakara Sûresi 51–100. Ayetler

51–100. AyetlerSayfa 2 / 6
51

وَإِذْ وَٰعَدْنَا مُوسَىٰٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةًۭ ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ

Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama siz zalimlik ederek onun ardından buzağıya tapınmıştınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
وَٰعَدْنَاsözleşmiştik
مُوسَىٰٓMusa ile
أَرْبَعِينَkırk
لَيْلَةًۭgece için
ثُمَّsonra
ٱتَّخَذْتُمُsiz (tanrı) edinmiştiniz
ٱلْعِجْلَbuzağıyı
مِنۢonun ardından
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنتُمْve siz
ظَٰلِمُونَzalimlerdiniz

Size bahşettiğimiz nimetlerimiz arasında şunu da hatırlayın; nur ve hidayet rehberi olan Tevrat'ın indirilme işleminin tamamlanması için Musa'ya kırk geceyi söz vermiştik. Sonra bu müddet içinde buzağıya tapınmıştınız. Sizler bu yaptığınızdan dolayı zalimler oldunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

52

ثُمَّ عَفَوْنَا عَنكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Bundan sonra da yine belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
عَفَوْنَاaffetmiştik
عَنكُمsizi
مِّنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbunun
لَعَلَّكُمْbelki
تَشْكُرُونَşükredersiniz (diye)

Tövbenizden sonra sizi affettik. Umulur ki, Allah'a güzel bir şekilde itaat ve ibadet ile şükredersiniz diye sizleri cezalandırmadık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

53

وَإِذْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْفُرْقَانَ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Hani, doğru yolu bulasınız diye size Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı (Hak ile bâtılı ayıran ilahî hükümleri) vermiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
ءَاتَيْنَاvermiştik
مُوسَىMusa'ya
ٱلْكِتَٰبَKitap
وَٱلْفُرْقَانَve furkan
لَعَلَّكُمْbelki
تَهْتَدُونَhidayete erersiniz (diye)

Hak ile batılın, hidayet ile dalaletin arasını ayıran Tevrat'ı Musa -alehisselam-'a verdik, bu nimeti de hatırlayın. Umulur ki, bu nimetimiz ile hakkı bulursunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

54

وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَٰقَوْمِ إِنَّكُمْ ظَلَمْتُمْ أَنفُسَكُم بِٱتِّخَاذِكُمُ ٱلْعِجْلَ فَتُوبُوٓا۟ إِلَىٰ بَارِئِكُمْ فَٱقْتُلُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌۭ لَّكُمْ عِندَ بَارِئِكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin ve birbirinizi öldürün. Bu, yaratıcınız katında sizin için daha iyidir." Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
قَالَdemişti ki
مُوسَىٰMusa
لِقَوْمِهِۦkavmine
يَٰقَوْمِey kavmim
إِنَّكُمْşüphesiz sizler
ظَلَمْتُمْzulmettiniz
أَنفُسَكُمkendinize
بِٱتِّخَاذِكُمُ(tanrı) edinmekle
ٱلْعِجْلَbuzağıyı
فَتُوبُوٓا۟gelin tevbe edin de
إِلَىٰyaratıcınıza
بَارِئِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱقْتُلُوٓا۟ve öldürün
أَنفُسَكُمْnefislerinizi
ذَٰلِكُمْbu
خَيْرٌۭdaha iyidir
لَّكُمْsizin için
عِندَkatında
بَارِئِكُمْyaratıcınız
فَتَابَtevbenizi kabul buyurmuş olur
عَلَيْكُمْsizin
إِنَّهُۥşüphesiz
هُوَO
ٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edendir
ٱلرَّحِيمُmerhametlidir

Yüce Allah'ın bahşetmiş olduğu nimetlerden bir tanesi de sizleri buzağıya ibadet etmekten tövbe etmeye muvaffak kılmasıdır. İşte bu nimeti de anın. Zira Musa -aleyhisselam- size: "Şüphesiz ki buzağıyı ibadet ettiğiniz bir ilah edinmekle nefislerinize zulmettiniz" dedi. Haydi sizi yaratan ve yoktan var eden yaratıcınıza tövbe edin, O'na dönün. Bu tövbe sizden birilerinin diğerlerini öldürmesiyle gerçekleşir. Bu tövbe sizin için, cehennemde ebedî kalmaya sebebiyet verecek küfürde devam etmekten daha hayırlıdır. Bu (tövbeyi) Allah'ın muvaffak kılması ve yardımı sayesinde ettiniz. O da sizin tövbenizi kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çokça kabul eden, kullarına karşı merhametli olandır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

55

وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ نَرَى ٱللَّهَ جَهْرَةًۭ فَأَخَذَتْكُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

"Ey Mûsâ! Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız." demiştiniz de, bunun üzerine bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
قُلْتُمْdemiştiniz
يَٰمُوسَىٰey Musa
لَنinanmayız
نُّؤْمِنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَكَsana
حَتَّىٰkadar
نَرَىgörünceye
ٱللَّهَAllah'ı
جَهْرَةًۭaçıkça
فَأَخَذَتْكُمُderhal sizi yakalamıştı
ٱلصَّٰعِقَةُyıldırım gürültüsü
وَأَنتُمْsiz de
تَنظُرُونَbunu görüyordunuz

Musa -aleyhisselam-'la babalarınızın cüretle konuşup, ona söylediklerini hatırlayın. Onlar şöyle demişlerdi: "Bizden gizli olmadan aleni olarak Allah'ı görene kadar sana iman etmeyeceğiz". Bunun akabinde yakıcı ateş sizi alıverdi. Sizden bazısı diğerlerine bakıverirken sizi öldürdü.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

56

ثُمَّ بَعَثْنَٰكُم مِّنۢ بَعْدِ مَوْتِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
بَعَثْنَٰكُمsizi tekrar diriltmiştik
مِّنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَوْتِكُمْölümünüzün
لَعَلَّكُمْbelki
تَشْكُرُونَşükredersiniz (diye)

Sonra ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik. Umulur ki size vermiş olduğu nimetinden dolayı Allah'a şükredersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

57

وَظَلَّلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْكُمُ ٱلْمَنَّ وَٱلسَّلْوَىٰ ۖ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ ۖ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Bulutlarla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin, dedik. Fakat onlar bize değil ancak kendilerine zulmediyorlardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَظَلَّلْنَاve gölgelendirdik
عَلَيْكُمُüstünüze
ٱلْغَمَامَbulutu
وَأَنزَلْنَاve indirdik
عَلَيْكُمُsize
ٱلْمَنَّkudret helvası
وَٱلسَّلْوَىٰve bıldırcın
كُلُوا۟yeyin
مِنgüzelliklerden
طَيِّبَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاşeyleri
رَزَقْنَٰكُمْrızık olarak verdiğimiz
وَمَاve değildi
ظَلَمُونَاbize zulmediyor
وَلَٰكِنama
كَانُوٓا۟idiler
أَنفُسَهُمْkendilerine
يَظْلِمُونَzulmetmekteler

Size bahşetmiş olduğumuz nimetlerimizden bir tanesi de; yeryüzünde yolunuzu kaybettiğinizde, güneşin sıcaklığından koruması için size bulut gönderdik. Size indirmiş olduğumuz nimetlerimizden bir diğeri de bal gibi tatlı içecek ve eti lezzetli olup bıldırcına benzeyen küçük kuştur. Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yiyin dedik. Onların bu nimetlere nankörlük edip inkâr etmeleri bizden bir şey eksiltmedi. Ancak (bu nimetlerin) sevaplarından alacakları paylarını azaltarak ve azaba maruz bırakarak kendi nefislerine zulmettiler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

58

وَإِذْ قُلْنَا ٱدْخُلُوا۟ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةَ فَكُلُوا۟ مِنْهَا حَيْثُ شِئْتُمْ رَغَدًۭا وَٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًۭا وَقُولُوا۟ حِطَّةٌۭ نَّغْفِرْ لَكُمْ خَطَٰيَٰكُمْ ۚ وَسَنَزِيدُ ٱلْمُحْسِنِينَ

Hani: (İsrailoğullarına) "Şu kasabaya girip, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından secde ederek/boynu bükük, zelil olarak girin ve “Bağışla” deyin de sizi bağışlayalım. Güzel davrananların mükâfatını da artıracağız." demiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
قُلْنَاdemiştik ki
ٱدْخُلُوا۟girin
هَٰذِهِşu
ٱلْقَرْيَةَkente
فَكُلُوا۟yeyin
مِنْهَاoradan
حَيْثُyerde
شِئْتُمْdilediğiniz
رَغَدًۭاbol bol
وَٱدْخُلُوا۟girin
ٱلْبَابَkapıdan
سُجَّدًۭاsecde ederek
وَقُولُوا۟ve deyin
حِطَّةٌۭhitta (ya Rabbi bizi affet)
نَّغْفِرْbiz de bağışlayalım
لَكُمْsizin
خَطَٰيَٰكُمْhatalarınızı
وَسَنَزِيدُve daha fazlasını vereceğiz
ٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlara

Size, Beytul Makdis'e girin, dilediğiniz yerde istediğiniz güzel şeylerden bol bol afiyetle yiyin. Oraya girerken Allah'a secde ederek/boynu bükük, zelil olun, Allah'tan: "Rabbimiz günahlarımızı bağışla" diyerek isteyin size icabet edelim. Amellerinde güzel davrananların mükâfatını güzelliklerinden dolayı arttıracağız dediğimiz zaman Allah'ın size bahşetmiş olduğu nimetlerini hatırlayın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

59

فَبَدَّلَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ قَوْلًا غَيْرَ ٱلَّذِى قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رِجْزًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

Fakat, zulmedenler kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, günah işleyerek yoldan çıktıkları için gökten kahredici bir azap indirmiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَبَدَّلَfakat değiştirdiler
ٱلَّذِينَonlar ki
ظَلَمُوا۟zalimler
قَوْلًاbir sözle
غَيْرَbaşka
ٱلَّذِىsöylenenden
قِيلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَهُمْkendilerine
فَأَنزَلْنَاbiz de indirdik
عَلَىüzerine
ٱلَّذِينَzulmedenlerin
ظَلَمُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رِجْزًۭاbir azab
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِمَاdolayı
كَانُوا۟yaptıkları
يَفْسُقُونَkötülüklerden

Onlardan zalim olanlar yapması gerekeni değiştirdiler, sözü tahrif ettiler. Arkaları üzerine sürünerek girdiler. Allah Teâlâ'nın emri ile alay ederek arpa tanesi manasına gelen (hınta kelimesini) söylediler. Bunun cezası olarak Allah, din sınırını aşıp emre muhalefet etmelerinden dolayı zalim olanların üzerine gökyüzünden azap indirdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

60

۞ وَإِذِ ٱسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ فَقُلْنَا ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ ۖ فَٱنفَجَرَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًۭا ۖ قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍۢ مَّشْرَبَهُمْ ۖ كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ مِن رِّزْقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

Mûsâ, (çölde) halkı için su aradığında: "Değneğinle taşa vur!" dedik. Ondan on iki pınar fışkırdı ve her grup su içeceği pınarı öğrenmişti. Allah’ın rızkından yiyin, için; fakat yeryüzünde bozguncular olarak taşkınlık yapmayın!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذِhani
ٱسْتَسْقَىٰsu istemişti
مُوسَىٰMusa
لِقَوْمِهِۦkavmi için
فَقُلْنَاdemiştik
ٱضْرِبvur
بِّعَصَاكَasanla
ٱلْحَجَرَtaşa
فَٱنفَجَرَتْfışkırmıştı
مِنْهُondan
ٱثْنَتَاon iki
عَشْرَةَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَيْنًۭاgöze (pınar)
قَدْelbette
عَلِمَbilmişti
كُلُّbütün
أُنَاسٍۢinsanlar
مَّشْرَبَهُمْkendi içecekleri yeri
كُلُوا۟yeyin
وَٱشْرَبُوا۟ve için
مِنrızkından
رِّزْقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
وَلَاve (başkalarına) saldırmayın
تَعْثَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُفْسِدِينَbozgunculuk yaparak

Çölde yolunuzu kaybettiğinizde Allah'ın size bahşetmiş olduğu nimetlerini hatırlayın. Size şiddetli susuzluk isabet ettiğinde Musa -aleyhisselam- Rabbine yalvararak O'ndan kendilerine su vermesini istedi. Biz ona asasını kayaya vurmasını emrettik. Kayaya vurduğunda boylarınız sayısınca on iki pınar yarıldı ve ondan su fışkırdı. Aralarında tartışma çıkmasın diye her boyun kendi su içeceği yerini gösterdik. Size, hiç bir çaba sarf etmeden Allah'ın size gönderdiği nimetlerinden yiyip için, yeryüzünde bozgunculuk yaparak fesat çıkarmayın dedik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

61

وَإِذْ قُلْتُمْ يَٰمُوسَىٰ لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍۢ وَٰحِدٍۢ فَٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلْأَرْضُ مِنۢ بَقْلِهَا وَقِثَّآئِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا ۖ قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ ٱلَّذِى هُوَ أَدْنَىٰ بِٱلَّذِى هُوَ خَيْرٌ ۚ ٱهْبِطُوا۟ مِصْرًۭا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ ۗ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ وَٱلْمَسْكَنَةُ وَبَآءُو بِغَضَبٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّۦنَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ ۗ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size: “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var." demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi; onların, Allah’ın ayetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bunların hepsi isyanları ve taşkınlıkları sebebiyledir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
قُلْتُمْsiz demiştiniz ki
يَٰمُوسَىٰey Musa
لَنasla
نَّصْبِرَbiz dayanamayız
عَلَىٰyemeğe
طَعَامٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٰحِدٍۢbir
فَٱدْعُdu'a et
لَنَاbizim için
رَبَّكَRabbine
يُخْرِجْçıkarsın
لَنَاbize
مِمَّاşeylerden
تُنۢبِتُbitirdiği
ٱلْأَرْضُyerin
مِنۢsebzesinden
بَقْلِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَقِثَّآئِهَاve acurundan
وَفُومِهَاve sarımsağından
وَعَدَسِهَاve mercimeğinden
وَبَصَلِهَاve soğanından
قَالَdedi ki
أَتَسْتَبْدِلُونَdeğiştirmek mi istiyorsunuz?
ٱلَّذِىolanı
هُوَo
أَدْنَىٰdaha aşağı
بِٱلَّذِىolanla
هُوَo
خَيْرٌiyi
ٱهْبِطُوا۟inin
مِصْرًۭاbir şehre
فَإِنَّşüphesiz
لَكُمsizin için vardır
مَّاşeyler
سَأَلْتُمْistediğiniz
وَضُرِبَتْve vuruldu
عَلَيْهِمُüzerlerine
ٱلذِّلَّةُalçaklık
وَٱلْمَسْكَنَةُve yoksulluk (damgası)
وَبَآءُوve uğradılar
بِغَضَبٍۢbir gazaba
مِّنَAllahtan
ٱللَّهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَişte bu
بِأَنَّهُمْşüphesiz öyle
كَانُوا۟oldu
يَكْفُرُونَ(çünkü) inkar ediyorlar
بِـَٔايَٰتِayetlerini
ٱللَّهِAllah'ın
وَيَقْتُلُونَve öldürüyorlardı
ٱلنَّبِيِّۦنَpeygamberleri
بِغَيْرِetmediği halde
ٱلْحَقِّhak
ذَٰلِكَişte bu
بِمَاsebebiyledir
عَصَوا۟isyan etmeleri
وَّكَانُوا۟ve oldukları
يَعْتَدُونَsınırı aşmış

Allah'ın size indirmiş olduğu kudret helvası ve bıldırcın etini yemekten bıkıp Rabbinizin nimetine nankörlük ettiğiniz zamanı hatırlayın. Sürekli tek bir yemeğe sabretmeyeceğiz demiştiniz. Mûsâ -aleyhisselam-'dan sizin için Allah'a dua edip yerden sebze, yeşillik, acur (salatalığa benzeyen ancak ondan daha büyük olan), hububat, mercimek, soğan bitirmesini talep etmiştiniz. Bunun üzerine Mâsâ -aleyhisselam- talebinizi hoş görmeyerek zahmet ve zorluk çekmeden size gelen ve sizin için daha hayırlı ve değerli olan kudret helvası ve bıldırcın ile daha az ve düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? demişti. Bu yerden hangi beldeye isterseniz inip, gidin. İstediğiniz şeyleri tarlalarında, pazarlarında bulacaksınız. Heva ve heveslerine tabi olup, Allah'ın onlar için seçmiş olduğu şeyden tekrardan yüz çevirdiler. Bunun karşılığında aşağılık, fakirlik ve hüzün onlar için kaçınılmaz oldu. Allah'ın dininden yüz çevirmeleri, ayetlerini küfretmeleri, zulüm ve düşmanlık ederek peygamberlerini öldürmelerinden dolayı Allah'ın gazabına uğradılar. Bütün bunların sebebi ise, Allah'a isyan etmeleri ve sınırlarını aşmalarından dolayı idi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

62

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحًۭا فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Şüphesiz iman edenler, Yahudiler, Hristiyanlar ve Sâbiîlerden kim Allah’a ve ahiret gününe iman eder ve salih amel işlerse; onlara Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlara bir korku yoktur, üzülmeyeceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَinananlar
ءَامَنُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلَّذِينَve yahudiler
هَادُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلنَّصَٰرَىٰve hıristiyanlar
وَٱلصَّٰبِـِٔينَve sabiiler
مَنْkim
ءَامَنَinanırsa
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَعَمِلَve yaparsa
صَٰلِحًۭاiyi işler
فَلَهُمْonlar için vardır
أَجْرُهُمْmükafatları
عِندَkatında
رَبِّهِمْrablerinin
وَلَاve yoktur
خَوْفٌkorku
عَلَيْهِمْonlara
وَلَاve yoktur
هُمْonlara
يَحْزَنُونَhüzün

Şüphesiz ki bu ümmetten, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gönderilmesinden önce geçmiş ümmetlerden; Yahudi, Hristiyan ve Sabiiler'den (onlar bazı peygamberlere tabi olmuş, Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş bir topluluktur) kim iman ederse, mükâfatları Rableri katındadır. Yönelmiş oldukları ahiret hayatında onlar için bir korku yoktur. Dünyada kaçırdıklarından dolayı da üzülmeyeceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

63

وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍۢ وَٱذْكُرُوا۟ مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Hani, sizden sağlam bir söz almış, Tûr dağını da üzerinize kaldırmış ve “Sakınasınız diye, size verdiğimiz kitabı sıkı tutun, onun içindekileri düşünün” demiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
أَخَذْنَاalmıştık
مِيثَٰقَكُمْsizin sözünüzü
وَرَفَعْنَاve kaldırmıştık
فَوْقَكُمُüzerinize
ٱلطُّورَdağı
خُذُوا۟tutun
مَآşeyi
ءَاتَيْنَٰكُمsize verdiğimiz
بِقُوَّةٍۢkuvvetle
وَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayın
مَاşeyi
فِيهِiçinde olan
لَعَلَّكُمْbelki de siz
تَتَّقُونَkorunursunuz

Allah'a ve rasullerine iman etme adına sizden sapasağlam aldığımız sözü hatırlayın. Verdiğiniz sözü terk etmekten sizi sakındırmak ve korkutmak için Tûr dağını üzerinize kaldırdık. Tevrat’ta size indirmiş olduğumuz şeyleri tembellik ve ihmal etmeden, ciddiyet ve gayret ile almanızı emrettik. Onda olanları muhafaza edin ve iyice düşünün; umulur ki bunu yapmanızdan dolayı Allah Teâlâ'nın azabından korunursunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

64

ثُمَّ تَوَلَّيْتُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ ۖ فَلَوْلَا فَضْلُ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَتُهُۥ لَكُنتُم مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

Bundan sonra yine yüz çevirmiştiniz. Eğer Allah’ın size bol lütfu ve merhameti olmasaydı, elbette hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
تَوَلَّيْتُمdönmüştünüz
مِّنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbunun
فَلَوْلَاeğer olmasaydı
فَضْلُiyiliği
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَيْكُمْsize
وَرَحْمَتُهُۥve merhameti
لَكُنتُمelbette olurdunuz
مِّنَziyana uğrayanlardan
ٱلْخَٰسِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Sizden sapasağlam söz aldıktan sonra bazılarınız yüz çevirdi ve karşı geldi. Eğer Allah’ın yaptıklarınızı affetme lütfu ve tövbenizi kabul etme hususundaki merhameti olmasaydı, elbette yüz çevirmeniz ve karşı gelmenizden dolayı hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

65

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلَّذِينَ ٱعْتَدَوْا۟ مِنكُمْ فِى ٱلسَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا۟ قِرَدَةً خَٰسِـِٔينَ

Şüphesiz siz, içinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri biliyorsunuz. İşte biz onlara, “Aşağılık maymunlar olun!” demiştik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve elbette
عَلِمْتُمُbilmişsinizdir
ٱلَّذِينَhaddi aşanları
ٱعْتَدَوْا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنكُمْiçinizden
فِىcumartesi gününde
ٱلسَّبْتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقُلْنَاişte dedik ki
لَهُمْonlara
كُونُوا۟olun
قِرَدَةًmaymunlar
خَٰسِـِٔينَaşağılık

Sizden önce yaşamış atalarınızın haberini şüphesiz biliyorsunuz. Öyle ki onlar cumartesi günü kendilerine avlanmak haram kılınmış olmasına rağmen yasağı çiğnediler. Cumartesi gününden önce ağları atarak hile yaptılar ve ağları pazar günü topladılar. Allah, yapmış oldukları bu hilenin cezası olarak bu hilecileri aşağılık/dışlanmış maymunlara çevirdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

66

فَجَعَلْنَٰهَا نَكَٰلًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهَا وَمَا خَلْفَهَا وَمَوْعِظَةًۭ لِّلْمُتَّقِينَ

Böylece onların (maymunlara çevrilmiş insanların) akıbetini hem onu görenlere, hem de kendilerinden sonra geleceklere bir ibret ve Allah’tan korkanlar için de bir öğüt vesilesi kıldık.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَجَعَلْنَٰهَاve bunu yaptık
نَكَٰلًۭاibretlik bir ceza
لِّمَاşey için
بَيْنَarasındaki (önündeki)
يَدَيْهَاonların iki eli
وَمَاve şey (için)
خَلْفَهَاardından gelen
وَمَوْعِظَةًۭve bir öğüt
لِّلْمُتَّقِينَmüttakiler için

Biz bu köyü etrafındaki köylere ve onlardan sonra geleceklere ibret olarak kıldık. Öyle ki; o köy halkının yaptıklarını yapıp aynı cezayı hak etmesinler. Allah’ın azabından ve koyduğu sınırları aşmaktan korkan takva sahipleri için de bir öğüt vesilesi kıldık.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

67

وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تَذْبَحُوا۟ بَقَرَةًۭ ۖ قَالُوٓا۟ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًۭا ۖ قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

Hani Mûsâ kavmine: "Allah, size bir inek kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar: "Bizimle alay mı ediyorsun?" demişlerdi. Mûsâ da: "Ben cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım" demişti

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
قَالَdemişti
مُوسَىٰMusa
لِقَوْمِهِۦٓkavmine
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يَأْمُرُكُمْsize emrediyor
أَنkesmenizi
تَذْبَحُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بَقَرَةًۭbir inek
قَالُوٓا۟dediler
أَتَتَّخِذُنَاbizimle ediyor musun?
هُزُوًۭاalay
قَالَdedi
أَعُوذُsığınırım
بِٱللَّهِAllah'a
أَنْolmaktan
أَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنَcahillerden
ٱلْجَٰهِلِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Musa -aleyhisselam- ile atalarınızın arasında geçen olayı hatırlayın. Allah'ın onlara herhangi bir ineği kesmeleri emrini haber verdiğinde, onlar bir an önce bu işi yapmak yerine inatla: "Bizimle alay mı ediyorsun!" dediler. Bunun üzerine Musa: "Allah adına yalan söyleyenlerden ve insanlarla alay edenlerden olmaktan Allah'a sığınırım." dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

68

قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ ۚ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌۭ لَّا فَارِضٌۭ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌۢ بَيْنَ ذَٰلِكَ ۖ فَٱفْعَلُوا۟ مَا تُؤْمَرُونَ

Bizim için Rabbine dua et de bize onun nasıl bir şey olduğunu açıklasın, dediler. Mûsâ şöyle dedi: “(Rabbim) diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir inektir. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
ٱدْعُdu'a et
لَنَاbizim için
رَبَّكَRabbine
يُبَيِّنaçıklasın
لَّنَاbize
مَاne olduğunu
هِىَonun
قَالَdedi ki
إِنَّهُۥşüphesiz O
يَقُولُdiyor ki
إِنَّهَاgerçekten o
بَقَرَةٌۭbir inektir
لَّاolmayan
فَارِضٌۭyaşlı
وَلَاve olmayan
بِكْرٌkörpe
عَوَانٌۢorta yaşlı
بَيْنَarasında
ذَٰلِكَbunun
فَٱفْعَلُوا۟haydi yapın
مَاşeyi
تُؤْمَرُونَsize emredilen

Musa'ya şöyle dediler: "Bizim için Rabbine dua et de bize kesmemizi emrettiği ineğin vasfını açıklasın." Bunun üzerine (Musa) onlara şöyle dedi: "Şüphesiz Allah diyor ki: O, ne körpe, ne de yaşlıdır. Bu ikisi arasında bir inektir. Rabbinizin emrine itaat etmek için acele edin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

69

قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا ۚ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌۭ صَفْرَآءُ فَاقِعٌۭ لَّوْنُهَا تَسُرُّ ٱلنَّٰظِرِينَ

Onlar: “Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş, açıklasın.” dediler. Mûsâ: "Allah, onun, bakanların içini açan, parlak sarı bir inek olduğunu söylüyor." dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
ٱدْعُdu'a et
لَنَاbizim için
رَبَّكَRabbine
يُبَيِّنaçıklasın
لَّنَاbize
مَاnedir
لَوْنُهَاonun rengi
قَالَdedi ki
إِنَّهُۥşüphesiz O
يَقُولُdiyor
إِنَّهَاgerçekten o
بَقَرَةٌۭbir inektir
صَفْرَآءُsarı renginde
فَاقِعٌۭparlak
لَّوْنُهَاonun rengi
تَسُرُّsevinç verir
ٱلنَّٰظِرِينَbakanlara

Musa -aleyhisselam-'a: Rabbine dua et de rengini bize açıklasın diyerek inat ve tartışmalarını sürdürdüler. Bunun üzerine Musa onlara: Allah diyor ki: Şüphesiz ki o, sapsarı bir inektir. Ona bakan herkesin hoşuna gider, dedi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

70

قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ إِنَّ ٱلْبَقَرَ تَشَٰبَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَآءَ ٱللَّهُ لَمُهْتَدُونَ

Onlar: (Ey Mûsâ) Rabbine dua et, bize açıkça bildirsin. Nasıl bir inek olduğunu anlayamadık. Allah dilerse elbette biz hidayete erenlerden oluruz, dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
ٱدْعُdu'a et
لَنَاbizim için
رَبَّكَRabbine
يُبَيِّنaçıklasın
لَّنَاbize
مَاnasıl bir şey olduğunu
هِىَonun
إِنَّzira
ٱلْبَقَرَo inek
تَشَٰبَهَbenzer geldi
عَلَيْنَاbize
وَإِنَّآama mutlaka biz
إِنeğer
شَآءَdilerse
ٱللَّهُAllah
لَمُهْتَدُونَhidayeti buluruz

Sonra inatlarında devam ederek: Bizim için Rabbine dua et de onun vasfını bize daha açık beyan etsin. Çünkü inekler zikredilen vasıflarda çoktur, aralarından belirtileni bulmakta zorluk çekiyoruz. Şüphesiz ki onlar -Allah dilerse- kesilmesi istenilen ineği kesin buluruz, dediler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

71

قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌۭ لَّا ذَلُولٌۭ تُثِيرُ ٱلْأَرْضَ وَلَا تَسْقِى ٱلْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌۭ لَّا شِيَةَ فِيهَا ۚ قَالُوا۟ ٱلْـَٰٔنَ جِئْتَ بِٱلْحَقِّ ۚ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا۟ يَفْعَلُونَ

Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir inektir.” Onlar: “İşte, şimdi tam doğrusunu bildirdin” dediler. Nihayet o ineği kestiler. Neredeyse bunu yapmayacaklardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَdedi ki
إِنَّهُۥşüphesiz O
يَقُولُşöyle diyor
إِنَّهَاgerçekten o
بَقَرَةٌۭbir inektir
لَّاolmayan
ذَلُولٌۭboyundurluk altında
تُثِيرُsürmek için
ٱلْأَرْضَyeri
وَلَاve sulamaz
تَسْقِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحَرْثَekin
مُسَلَّمَةٌۭkusursuz
لَّاyoktur
شِيَةَhiçbir alacası
فِيهَاonda
قَالُوا۟dediler
ٱلْـَٰٔنَişte şimdi
جِئْتَgetirdin
بِٱلْحَقِّdoğruyu
فَذَبَحُوهَاve boğazladılar onu
وَمَاaz daha
كَادُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَفْعَلُونَyapmayacaklardı

Bunun üzerine Musa onlara: Allah diyor ki; "Bu ineğin özelliği, tarla sürmek veya ekin sulamak için boyunduruk altına alınmamış, kusursuz, sarı renginden başka bir rengi olmayan inektir" dedi. O zaman; "İşte, şimdi tam olarak ineğin ayırt edici özelliğini bildirdin" dediler. Nihayet o ineği kestiler. Tartışma ve inatları sebebiyle az kalsın kesmeyeceklerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

72

وَإِذْ قَتَلْتُمْ نَفْسًۭا فَٱدَّٰرَْٰٔتُمْ فِيهَا ۖ وَٱللَّهُ مُخْرِجٌۭ مَّا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
قَتَلْتُمْsiz öldürmüştünüz
نَفْسًۭاbir adam
فَٱدَّٰرَْٰٔتُمْbirbirinizle atışmıştınız
فِيهَاonun hakkında
وَٱللَّهُoysa Allah
مُخْرِجٌۭortaya çıkarıcıdır
مَّاşeyi
كُنتُمْolduğunuz
تَكْتُمُونَgizlemiş

Sizden birini öldürüp sonra da bundan dolayı birbirinizle itişip kakıştığınız zamanı hatırlayın. Herkes öldürme suçunu reddedip başkasına atıyordu da bundan dolayı münakaşa etmiştiniz. Allah, bu suçsuz kişinin öldürülmesinde gizlediğiniz şeyleri açığa çıkaracaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

73

فَقُلْنَا ٱضْرِبُوهُ بِبَعْضِهَا ۚ كَذَٰلِكَ يُحْىِ ٱللَّهُ ٱلْمَوْتَىٰ وَيُرِيكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

“İneğin bir parçası ile öldürülene vurun” dedik. İşte, Allah ölüleri böyle diriltir, düşünesiniz diye mucizelerini de size böyle gösterir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَقُلْنَاdedik ki
ٱضْرِبُوهُvurun ona (öldürülene)
بِبَعْضِهَا(ineğin) bir parçasıyla
كَذَٰلِكَişte böylece
يُحْىِdiriltir
ٱللَّهُAllah
ٱلْمَوْتَىٰölüleri
وَيُرِيكُمْve size gösterir
ءَايَٰتِهِۦayetlerini
لَعَلَّكُمْumulur ki
تَعْقِلُونَdüşünürsünüz

Size: "Kesmek ile emrolunduğunuz ineğin bir parçasıyla öldürülen adama vurun" dedik. Şüphesiz ki Allah, katilin kim olduğunu haber vermesi için onu böyle diriltecektir. Onlar bunu yaptığında katilinin kim olduğunu haber verdi. Allah, bu ölüyü dirilttiği gibi kıyamet günü ölüleri diriltecektir. Kudretini açıklayan delilleri size gösterecektir. Umulur ki bunları akleder, Allah Teâlâ'ya hakkıyla iman edersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

74

ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَهِىَ كَٱلْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةًۭ ۚ وَإِنَّ مِنَ ٱلْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ ٱلْأَنْهَٰرُ ۚ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ ٱلْمَآءُ ۚ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

(Ne var ki) bunlardan sonra yine kalpleriniz taş gibi yahut daha sert bir şekilde katılaşmıştı. Halbuki içinden nehirler kaynayan, yarılıp (içlerinden) sular çıkan ve Allah korkusundan yuvarlanan nice taşlar vardır! Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra yine
قَسَتْkatılaştı
قُلُوبُكُمkalbleriniz
مِّنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَٰلِكَbunun
فَهِىَşimdi onlar
كَٱلْحِجَارَةِtaş gibi
أَوْhatta
أَشَدُّdaha da
قَسْوَةًۭkatıdır
وَإِنَّçünkü
مِنَöyle taş
ٱلْحِجَارَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَمَاvar ki
يَتَفَجَّرُfışkırır
مِنْهُiçinden
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
وَإِنَّve şüphesiz
مِنْهَاöylesi de
لَمَاvar ki
يَشَّقَّقُçatlayıverir de
فَيَخْرُجُçıkar
مِنْهُondan
ٱلْمَآءُsu
وَإِنَّve şüphesiz
مِنْهَاondan
لَمَاöylesi de var ki
يَهْبِطُaşağı yuvarlanır
مِنْkorkusundan
خَشْيَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَمَاve değildir
ٱللَّهُAllah
بِغَٰفِلٍgafil
عَمَّاyaptıklarınızdan
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bu etkileyici öğüt ve apaçık mucizelerden sonra kalpleriniz katılaştı da taş gibi oldu. Bilakis ondan daha da katı oldu. (Kalpleriniz) içinde bulunduğu halden kesinlikle değişmez. Ancak taşlar değişir ve başkalaşım gösterir. Nitekim öyle taşlar vardır ki, içinden nehirler kaynar, yarılıp içinden yeryüzüne akan pınarlar fışkırır. Bunlardan insanlar, hayvanlar istifade eder. Ve nice taşlar vardır ki, Allah'ın korkusundan dağların tepelerinden yuvarlanır. Ancak kalpleriniz böyle değildir. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir. Bilakis O, yaptıklarınızdan haberdardır. Yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

75

۞ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُوا۟ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌۭ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Şimdi (ey Müminler) size iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki, Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَتَطْمَعُونَumuyor musunuz?
أَنki
يُؤْمِنُوا۟inanacaklar
لَكُمْsize
وَقَدْoysa
كَانَvardı ki
فَرِيقٌۭbir grup
مِّنْهُمْbunlardan
يَسْمَعُونَişitirlerdi de
كَلَٰمَsözünü
ٱللَّهِAllah'ın
ثُمَّsonra
يُحَرِّفُونَهُۥonu değiştirirlerdi
مِنۢardından
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاdüşünüp akıl erdirdikten
عَقَلُوهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُمْve onlar
يَعْلَمُونَbildikleri halde

-Ey Müminler- Yahudilerin gerçek yüzünü ve inadını anladıktan sonra onların iman edeceklerini ve size icabet edeceklerini mi umuyorsunuz? Onların bir grup âlimi, Tevrat'ta kendilerine indirilen Allah'ın kelamını dinliyor, iyice anlayıp kavradıktan sonra lafzını ve manasını değiştiriyorlardı. Ve onlar işlemiş oldukları suçun büyüklüğünü de biliyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

76

وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَا بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍۢ قَالُوٓا۟ أَتُحَدِّثُونَهُم بِمَا فَتَحَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ لِيُحَآجُّوكُم بِهِۦ عِندَ رَبِّكُمْ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

(Münafıklar) iman edenlerle karşılaştıkları zaman “İman ettik” derler, birbirleriyle yalnız kaldıklarında; "Rabbinizin yanında size karşı delil getirsinler diye mi, Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz?" derlerdi. Bunu akıl etmiyor musunuz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
لَقُوا۟rastladıkları
ٱلَّذِينَkimselerle
ءَامَنُوا۟inanan
قَالُوٓا۟derler
ءَامَنَّاinandık
وَإِذَاzaman
خَلَاyalnız kaldıkları
بَعْضُهُمْonların bazısı
إِلَىٰbazısına
بَعْضٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالُوٓا۟derler
أَتُحَدِّثُونَهُمonlara haber mi veriyorsunuz
بِمَاşeyleri
فَتَحَaçtığı
ٱللَّهُAllah'ın
عَلَيْكُمْsize
لِيُحَآجُّوكُمsizin aleyhinizde delil olarak kullansınlar
بِهِۦonu
عِندَkatında
رَبِّكُمْRabbiniz
أَفَلَاAklınızı kullanmıyor musunuz?
تَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yahudilerin hile ve tutarsızlıklarından bir tanesi de; onlardan bazısı Müminlerle karşılaştıklarında Tevrat'ın da şahitlik ettiği gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinin gerçekliğini ve risaletinin doğruluğunu itiraf ediyorlardı. Ancak Yahudiler birbirleriyle baş başa kaldıklarında bu itiraflarından dolayı birbirlerini kınıyorlardı. Çünkü Müslümanlar (Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in) peygamberliğinin gerçekliğini itiraf etmelerini onlara delil olarak sunuyordu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

77

أَوَلَا يَعْلَمُونَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ

Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَلَاbilmiyorlar mı ki?
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
يَعْلَمُbilir
مَاşeyleri
يُسِرُّونَonların gizledikleri
وَمَاve şeyleri
يُعْلِنُونَaçığa vurdukları

İşte bunlar yani Yahudiler yüz kızartıcı bu yolu seçtiler ve Allah'ın, onların gizlediği ve açığa vurduğu söz ve fiilleri bildiğinden gafil oldular. Kullarının bu yaptıklarını açığa vuracak ve onları rezil edecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

78

وَمِنْهُمْ أُمِّيُّونَ لَا يَعْلَمُونَ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّآ أَمَانِىَّ وَإِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ

Onların bir kısmının okuyup yazması yoktur. Kitabı (Tevrat'ı) bilmezler, bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardır. Onlar yalnızca zanneder dururlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنْهُمْonların içinde vardır
أُمِّيُّونَümmiler
لَاbilmezler
يَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْكِتَٰبَKitabı
إِلَّآdışında
أَمَانِىَّkuruntuları
وَإِنْonlar
هُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاsadece
يَظُنُّونَzannediyorlar

Yahudilerden bir grup sadece Tevrat'ı okumayı biliyordu. Ancak onun delalet ettiği manaları anlamıyorlardı. Onların sahip oldukları tek şey atalarından öğrendikleri yalanlardı. Bu öğrendikleri yalanları da Allah'ın indirdiği Tevrat'tan zannedip, biliyorlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

79

فَوَيْلٌۭ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ ٱلْكِتَٰبَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَٰذَا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ لِيَشْتَرُوا۟ بِهِۦ ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا ۖ فَوَيْلٌۭ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌۭ لَّهُم مِّمَّا يَكْسِبُونَ

Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satabilmek için: «Bu, Allah katındandır» diyenlerin vay haline! Vay ellerinin yazmış olduğundan dolayı başlarına geleceklere! Kazandıklarından dolayı vay onların haline!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَوَيْلٌۭvay haline
لِّلَّذِينَo kimselerin ki
يَكْتُبُونَyazıyorlar
ٱلْكِتَٰبَKitabı
بِأَيْدِيهِمْelleriyle
ثُمَّsonra
يَقُولُونَdiyorlar
هَٰذَاbu
مِنْkatındandır
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
لِيَشْتَرُوا۟satmak için
بِهِۦonu
ثَمَنًۭاparaya
قَلِيلًۭاazıcık
فَوَيْلٌۭvay haline
لَّهُمonların
مِّمَّاötürü
كَتَبَتْyazdığından
أَيْدِيهِمْellerinin
وَوَيْلٌۭvay haline
لَّهُمonların
مِّمَّاötürü
يَكْسِبُونَkazandıklarından

Kitab'ı elleriyle yazanları şiddetli bir azap ve helak beklemektedir. Sonra da doğru yola ittiba etmeyi ve hak olanı, dünyada yöneticilik ve mal sahibi olmak gibi az bir paha karşılığında satarak değiştirmek için yalan söyleyerek: «Bu, Allah katındandır» derler. Allah adına yalan söyleyip elleriyle yazdıklarından dolayı onlar için şiddetli bir azap ve helak vardır. Bunun akabinde kazandıkları yöneticilik ve maldan dolayı onlar için şiddetli bir azap ve helak vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

80

وَقَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًۭا مَّعْدُودَةًۭ ۚ قُلْ أَتَّخَذْتُمْ عِندَ ٱللَّهِ عَهْدًۭا فَلَن يُخْلِفَ ٱللَّهُ عَهْدَهُۥٓ ۖ أَمْ تَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

İsrailoğulları "Ateş bize sayılı bir kaç günden başka dokunmayacaktır" derler. Onlara: "Allah katından bir söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?" de.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟Bir de dediler ki
لَنasla
تَمَسَّنَاbize dokunmayacaktır
ٱلنَّارُateş
إِلَّآdışında
أَيَّامًۭاgün
مَّعْدُودَةًۭsayılı birkaç
قُلْDe ki
أَتَّخَذْتُمْaldınız mı?
عِندَkatında
ٱللَّهِAllah
عَهْدًۭاbir söz (bu hususta)
فَلَنöyleyse
يُخْلِفَdönmez
ٱللَّهُAllah
عَهْدَهُۥٓsözünden
أَمْyoksa
تَقُولُونَsöylüyorsunuz
عَلَىhakkında
ٱللَّهِAllah
مَاbir şey
لَاbilmediğiniz
تَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

-Kibir ve yalan ile-: Ateş bize dokunmayacak ve bir kaç sayılı gün dışında ona girmeyeceğiz dediler. -Ey Peygamber- bunlara de ki: Allah'dan bu husus hakkında kesin bir söz mü aldınız? Eğer böyle ise; şüphesiz ki Allah vaadinden dönmez. Yoksa siz -bilmediğiniz halde-yalan ve sahtekârlıkla- Allah adına mı konuşuyorsunuz?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

81

بَلَىٰ مَن كَسَبَ سَيِّئَةًۭ وَأَحَٰطَتْ بِهِۦ خَطِيٓـَٔتُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Hayır! günah işleyip günahı kendisini kuşatmış olan kimseler, cehennemlikler işte onlardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بَلَىٰevet
مَنkim
كَسَبَkazanır
سَيِّئَةًۭbir günah
وَأَحَٰطَتْve kuşatmış olursa
بِهِۦkendisini
خَطِيٓـَٔتُهُۥsuçu
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلنَّارِateş
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Durum asla onların zannettiği gibi değildir. Şüphesiz ki Allah, küfür içinde olan ve her taraftan günahlarının kendisini kuşattığı kimselere azap edecektir. Ateşe girmek ve orada kalmak ile onları cezalandıracaktır. Ve orada ebedî kalacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

82

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلْجَنَّةِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan
وَعَمِلُوا۟ve yapanlar
ٱلصَّٰلِحَٰتِyararlı işler
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar da
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلْجَنَّةِcennet
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَsürekli kalacaklardır

Allah'a ve resulüne iman eden ve salih amel işleyen kimselerin sevabı Allah'ın katındadır. Bu sevap, cennete girmek ve orada daimî kalmaktır. Orada ebedî kalacaklarıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

83

وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًۭا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًۭا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًۭا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ

İsrailoğulları'ndan: "Allah’tan başkasına ibadet etmeyin, anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin, insanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin!" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْve hani
أَخَذْنَاbiz almıştık
مِيثَٰقَbir söz
بَنِىٓoğullarından
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
لَاkulluk etmeyeceksiniz
تَعْبُدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşkasına
ٱللَّهَAllah'tan
وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِve anaya-babaya
إِحْسَانًۭاiyilik edeceksiniz
وَذِىve
ٱلْقُرْبَىٰyakınlara
وَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlere
وَٱلْمَسَٰكِينِve yoksullara
وَقُولُوا۟ve söyleyin
لِلنَّاسِinsanlara
حُسْنًۭاgüzel söz
وَأَقِيمُوا۟ve kılın
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَءَاتُوا۟ve verin
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
ثُمَّsonra
تَوَلَّيْتُمْdöndünüz
إِلَّاhariç
قَلِيلًۭاpek azınız
مِّنكُمْsizden olan
وَأَنتُمve siz
مُّعْرِضُونَyüz çeviriyorsunuz

-Ey İsrailoğulları- Allah'ı birleyip, onunla birlikte kimseye ibadet etmemeniz, ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, ihtiyaç sahiplerine iyilikte bulunmanız, insanlara güzel söz söylemeniz, şiddet ve kabalık yapmadan iyiliği emredip kötülüğü yasaklamanız, size emrettiğimiz şekilde namazı tastamam kılmanız, hak eden kimselere gönül rahatlığıyla zekâtı vermeniz hususunda sizden aldığımız o sapasağlam sözü hatırlayın. Sizden aldığımız bu sözden sonra Allah'a verdiği ahdini ve sözünü tutup Yüce Allah'ın koruduğu kimseler hariç sözünüzü tutmayıp yüz çevirerek ondan vazgeçtiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

84

وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ لَا تَسْفِكُونَ دِمَآءَكُمْ وَلَا تُخْرِجُونَ أَنفُسَكُم مِّن دِيَٰرِكُمْ ثُمَّ أَقْرَرْتُمْ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ

(Ey İsrailoğulları!) “Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız” diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul etmiştiniz. Kendiniz de buna hâlâ şahitlik etmektesiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
أَخَذْنَاalmıştık
مِيثَٰقَكُمْsizden kesin söz
لَاdökmeyeceksiniz
تَسْفِكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
دِمَآءَكُمْbirbirinizin kanını
وَلَاçıkarmayacaksınız
تُخْرِجُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنفُسَكُمbirbirinizi
مِّنyurtlarınızdan
دِيَٰرِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
أَقْرَرْتُمْkabul etmiştiniz
وَأَنتُمْve siz
تَشْهَدُونَşahidsiniz

Tevrat'ta birbirinizin kanını dökmenin ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmanın haram kılındığı ile ilgili sizden aldığımız o sapasağlam sözü hatırlayın. Sonra bu hususta sizden aldığımız sözü itiraf ettiniz ve bunun doğru olduğuna şahitlik etmektesiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

85

ثُمَّ أَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ تَقْتُلُونَ أَنفُسَكُمْ وَتُخْرِجُونَ فَرِيقًۭا مِّنكُم مِّن دِيَٰرِهِمْ تَظَٰهَرُونَ عَلَيْهِم بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَإِن يَأْتُوكُمْ أُسَٰرَىٰ تُفَٰدُوهُمْ وَهُوَ مُحَرَّمٌ عَلَيْكُمْ إِخْرَاجُهُمْ ۚ أَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ ٱلْكِتَٰبِ وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍۢ ۚ فَمَا جَزَآءُ مَن يَفْعَلُ ذَٰلِكَ مِنكُمْ إِلَّا خِزْىٌۭ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ يُرَدُّونَ إِلَىٰٓ أَشَدِّ ٱلْعَذَابِ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz kitabın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu hâlde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّAma
أَنتُمْsiz
هَٰٓؤُلَآءِöldürüyorsunuz
تَقْتُلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنفُسَكُمْbirbirinizi
وَتُخْرِجُونَve çıkarıyorsunuz
فَرِيقًۭاbir grubu
مِّنكُمsizden
مِّنyurtlarından
دِيَٰرِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَظَٰهَرُونَbirleşiyorsunuz
عَلَيْهِمonlara karşı
بِٱلْإِثْمِgünah
وَٱلْعُدْوَٰنِve düşmanlıkla
وَإِنve eğer
يَأْتُوكُمْsize geldiklerinde
أُسَٰرَىٰesir olarak
تُفَٰدُوهُمْfidyelerini veriyorsunuz
وَهُوَve o
مُحَرَّمٌyasaklanmış iken
عَلَيْكُمْsize
إِخْرَاجُهُمْonları çıkarmak
أَفَتُؤْمِنُونَyoksa siz inanıyorsunuz da
بِبَعْضِbir kısmına
ٱلْكِتَٰبِKitabın
وَتَكْفُرُونَinkar mı ediyorsunuz
بِبَعْضٍۢbir kısmını
فَمَاnedir?
جَزَآءُcezası
مَنkimsenin
يَفْعَلُyapan
ذَٰلِكَbunu
مِنكُمْsizden
إِلَّاbaşka
خِزْىٌۭrezil olmaktan
فِىhayatında
ٱلْحَيَوٰةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلدُّنْيَاdünya
وَيَوْمَve gününde
ٱلْقِيَٰمَةِkıyamet
يُرَدُّونَonlar itilirler
إِلَىٰٓen şiddetlisine
أَشَدِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعَذَابِazabın
وَمَاdeğildir
ٱللَّهُAllah
بِغَٰفِلٍgafil
عَمَّاyaptıklarınızdan
تَعْمَلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Sonra sizler vermiş olduğunuz bu söze muhalefet ediyorsunuz. Birbirinizi öldürüyorsunuz. Sizden bir takım insanlara karşı zulüm ve düşmanlık ediyor ve düşmanlardan yardım alarak onları yurtlarından çıkarıyorsunuz. Düşmanın elinden esir olarak geldiklerinde ise, onları fidye verip kurtarmak için çaba sarf ediyorsunuz. Bununla birlikte onları yurtlarından çıkarmak size haram kılınmıştır. Yoksa siz Tevrat'ta esirlerin fidyesini ödemenin gerekliliğine iman ediyor ve onda zikredilen kanların (canların) muhafaza edilmesi ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmanın yasaklanmasını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmak ve alçaklıktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. Bilakis O, yaptıklarınızdan haberdar olandır. Bunun ile size yaptıklarınızın karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

86

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا بِٱلْءَاخِرَةِ ۖ فَلَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hiç hafifletilmeyecektir. Ve onlar, hiçbir yardım da göremeyeceklerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
ٱشْتَرَوُا۟satın alan
ٱلْحَيَوٰةَhayatını
ٱلدُّنْيَاdünya
بِٱلْءَاخِرَةِahireti verip
فَلَاhiç hafifletilmez
يُخَفَّفُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُمُonlardan
ٱلْعَذَابُazab
وَلَاve hiç
هُمْonlara
يُنصَرُونَyardım edilmez

Onlar baki olanı fani olana tercih ederek, ahireti dünya hayatına değişmiş kimselerdir. Ahirette azap onlara hafifletilmeyecektir. Ve o gün onlara yardım eden bir yardımcıları da olmayacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

87

وَلَقَدْ ءَاتَيْنَا مُوسَى ٱلْكِتَٰبَ وَقَفَّيْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ بِٱلرُّسُلِ ۖ وَءَاتَيْنَا عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَأَيَّدْنَٰهُ بِرُوحِ ٱلْقُدُسِ ۗ أَفَكُلَّمَا جَآءَكُمْ رَسُولٌۢ بِمَا لَا تَهْوَىٰٓ أَنفُسُكُمُ ٱسْتَكْبَرْتُمْ فَفَرِيقًۭا كَذَّبْتُمْ وَفَرِيقًۭا تَقْتُلُونَ

Andolsun biz Mûsâ'ya kitabı (Tevrat'ı) verdik. Ondan sonra art arda peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsa'ya da deliller verdik. Ve onu, Rûhu'l-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Ama ne zaman size bir peygamber nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirdiyse büyüklük taslayarak kimini yalanladığınız, kimini de öldürdüğünüz doğru değil mi

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْve andolsun
ءَاتَيْنَاverdik
مُوسَىMusa'ya
ٱلْكِتَٰبَKitabı
وَقَفَّيْنَاbirbiri ardınca gönderdik
مِنۢarkasından
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِٱلرُّسُلِpeygamberler
وَءَاتَيْنَاve verdik
عِيسَىÎsa'ya
ٱبْنَoğlu
مَرْيَمَMeryem
ٱلْبَيِّنَٰتِaçık deliller
وَأَيَّدْنَٰهُve onu destekledik
بِرُوحِRuh ile (Ruh'ül-Kudüs)
ٱلْقُدُسِKudüs (Ruh'ül-Kudüs)
أَفَكُلَّمَاöyle mi?
جَآءَكُمْsize gelse
رَسُولٌۢbir peygamber
بِمَاşey ile
لَاistemediği
تَهْوَىٰٓAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنفُسُكُمُcanınızın;
ٱسْتَكْبَرْتُمْbüyüklük taslayarak
فَفَرِيقًۭاkimini
كَذَّبْتُمْyalanlayacak
وَفَرِيقًۭاkimini de
تَقْتُلُونَöldüreceksiniz

Andolsun, Mûsâ’ya Tevrat’ı verdik. O’ndan sonra birbiri ardınca onun izinden giden peygamberler gönderdik. Meryemoğlu İsâ’ya da ölüleri diriltmek, doğuştan kör çocukları, hastaları ve abraş/alacalıyı iyileştirmek gibi onun doğruluğunu açıklayan apaçık mucizeler verdik. O’nu Cebrâil -aleyhisselam- ile destekledik. -Ey İsrailoğulları!- Size ne zaman Allah tarafından bir peygamber hoşunuza gitmeyen bir şey getirse, hakka karşı büyüklük tasladınız ve Allah'ın rasûllerine karşı kendinizi üstün görerek bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

88

وَقَالُوا۟ قُلُوبُنَا غُلْفٌۢ ۚ بَل لَّعَنَهُمُ ٱللَّهُ بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلًۭا مَّا يُؤْمِنُونَ

(Yahudiler Peygamberlerle alay ederek) Kalplerimiz perdelidir! dediler. Hayır! Allah, küfürleri yüzünden onları lanetlemiştir. Ancak onların çok az bir kısmı iman eder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالُوا۟ve dediler
قُلُوبُنَاkalblerimiz
غُلْفٌۢperdelidir
بَلbilakis
لَّعَنَهُمُonları la'netlemiştir
ٱللَّهُAllah
بِكُفْرِهِمْinkarlarından dolayı
فَقَلِيلًۭاartık çok az
مَّاinanırlar
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yahudiler Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ittiba etmemelerinin bahanesini şu sözlerle beyan ettiler: Bizim kalplerimiz perdelidir, senin söylediğin hiçbir söz ona ulaşmaz, söylediklerini de anlamaz. Ancak durum onların iddia ettikleri gibi değildir. Bilakis Allah küfürlerinden dolayı onları rahmetinden uzaklaştırmıştır. Allah'ın indirdiğinin azı hariç bir çok şeye iman etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

89

وَلَمَّا جَآءَهُمْ كِتَٰبٌۭ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌۭ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا۟ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ ۚ فَلَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ

Allah katından kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَمَّاNe zaman ki
جَآءَهُمْonlara geldi
كِتَٰبٌۭbir Kitap (Kur'an)
مِّنْkatından
عِندِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
مُصَدِّقٌۭdoğrulayıcı
لِّمَاşeyi
مَعَهُمْyanlarında bulunan (Tevrat)ı
وَكَانُوا۟ve idiler
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَسْتَفْتِحُونَyardım istedikleri
عَلَىkarşı
ٱلَّذِينَkimselere
كَفَرُوا۟inkar eden
فَلَمَّاne zaman
جَآءَهُمkendilerine gelince
مَّاşey
عَرَفُوا۟o bildikleri (Kur'an)
كَفَرُوا۟inkar ettiler
بِهِۦonu
فَلَعْنَةُartık la'neti
ٱللَّهِAllah'ın
عَلَىüzerine olsun!
ٱلْكَٰفِرِينَinkarcıların

Allah katından bu kimselere sahih ve genel esaslarda Tevrat ve İncil'de zikredilenlerle örtüşen Kur'an-ı Kerim gelmiştir. Onlar Kur'an indirilmeden önce şöyle diyorlardı: "Müşriklere karşı zafer elde edeceğiz, peygamber gönderildiğinde fetihler bize açılacak, o peygambere iman edip, tabi olacağız". Ne var ki; kendilerine Kur'an ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- bildikleri vasıf üzerine ve bildikleri hak üzere geldiğinde onu inkâr ettiler. Allah'ın laneti, Allah'ı ve Resulünü inkâr eden kâfirlerin üzerine olsun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

90

بِئْسَمَا ٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦٓ أَنفُسَهُمْ أَن يَكْفُرُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بَغْيًا أَن يُنَزِّلَ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۖ فَبَآءُو بِغَضَبٍ عَلَىٰ غَضَبٍۢ ۚ وَلِلْكَٰفِرِينَ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ

Allah'ın kullarından dilediğine, (Kitap) indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini (Kur'an'ı) inkâr etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kâfirlere alçaltıcı bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
بِئْسَمَاne kötüdür
ٱشْتَرَوْا۟sattıkları şey
بِهِۦٓonunla
أَنفُسَهُمْkendilerini
أَنiçin
يَكْفُرُوا۟inkar etmek
بِمَآşeyi
أَنزَلَindirdiği
ٱللَّهُAllah'ın
بَغْيًاçekemeyerek
أَن(vahiy) indirmesini
يُنَزِّلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
مِنlutfundan
فَضْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰüzerine
مَنkimsenin
يَشَآءُdilediği
مِنْkullarından
عِبَادِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَبَآءُوuğradılar
بِغَضَبٍgazab
عَلَىٰüstüne
غَضَبٍۢgazaba
وَلِلْكَٰفِرِينَve inkar edenler için
عَذَابٌۭbir azab vardır
مُّهِينٌۭalçaltıcı

Allah'a ve Resulüne iman etmeyi nefislerinin arzuladığı şey karşılığında satmaları ne kötü bir şeydir. Allah'ın indirdiğini inkâr ettiler ve resullerini yalanladılar. Peygamberliğin ve Kuran'ın Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmesinden dolayı haset edip zulmettiler. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i inkâr etmeleri ve daha önceden de Tevrat'ı tahrif etmelerinden dolayı Allah Teâlâ'nın şiddetli gazabını hak ettiler. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğini inkâr edenler için kıyamet gününde alçaltıcı bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

91

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ نُؤْمِنُ بِمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَيَكْفُرُونَ بِمَا وَرَآءَهُۥ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مُصَدِّقًۭا لِّمَا مَعَهُمْ ۗ قُلْ فَلِمَ تَقْتُلُونَ أَنۢبِيَآءَ ٱللَّهِ مِن قَبْلُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Onlara: “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) iman ederiz” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Halbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer iman eden kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
قِيلَdenildiği
لَهُمْonlara
ءَامِنُوا۟inanın
بِمَآşeye
أَنزَلَindirdiği
ٱللَّهُAllah'ın
قَالُوا۟derler
نُؤْمِنُinanırız
بِمَآşeye
أُنزِلَindirilen
عَلَيْنَاbize
وَيَكْفُرُونَve inkar ederler
بِمَاşeyi
وَرَآءَهُۥondan sonra gelen
وَهُوَhalbuki o
ٱلْحَقُّhaktır
مُصَدِّقًۭاdoğrulayan
لِّمَاşeyi
مَعَهُمْyanlarında bulunan
قُلْde ki
فَلِمَneden?
تَقْتُلُونَöldürüyordunuz
أَنۢبِيَآءَpeygamberlerini
ٱللَّهِAllah'ın
مِنdaha önce
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنgerçekten
كُنتُمidiyseniz
مُّؤْمِنِينَinanıyor

Bu Yahudilere, Allah'ın Resulüne indirdiği hak ve doğru yola iman edin denildiğinde, ancak bizim peygamberlerimize indirilene iman ederiz deyip, kendilerine indirilenin dışında Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirileni inkâr ederler. Oysa ki bu Kur'an haktır ve Allah'ın onlara verdiğiyle uyuşur. Eğer gerçekten kendilerine indirilene iman etselerdi, Kur'an'a da iman ederlerdi. -Ey Peygamber- onlara cevap olarak de ki: "Eğer size getirdikleri hakka gerçekten iman eden kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

92

۞ وَلَقَدْ جَآءَكُم مُّوسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ ثُمَّ ٱتَّخَذْتُمُ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِهِۦ وَأَنتُمْ ظَٰلِمُونَ

Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, sonra onun ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz. Siz işte o zalimlersiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْAndolsun
جَآءَكُمsize gelmişti
مُّوسَىٰMusa
بِٱلْبَيِّنَٰتِapaçık delillerle
ثُمَّsonra
ٱتَّخَذْتُمُ(ilah) edinmiştiniz
ٱلْعِجْلَbuzağıyı
مِنۢardından
بَعْدِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنتُمْve siz
ظَٰلِمُونَzalimler olarak

Ant olsun ki resulünüz Musa -aleyhisselam- kendi doğruluğuna işaret eden apaçık mucizeler ile geldi. Musa, Rabbi ile buluşmak için gittikten sonra buzağıyı ibadet edilen bir ilah edindiniz. Siz Allah'a şirk koştuğunuz için zalimlersiniz. O, ibadetin yalnızca kendisine yapılmasını hak edendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

93

وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَٰقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ ٱلطُّورَ خُذُوا۟ مَآ ءَاتَيْنَٰكُم بِقُوَّةٍۢ وَٱسْمَعُوا۟ ۖ قَالُوا۟ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَأُشْرِبُوا۟ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلْعِجْلَ بِكُفْرِهِمْ ۚ قُلْ بِئْسَمَا يَأْمُرُكُم بِهِۦٓ إِيمَٰنُكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Hani, Tûr dağını tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimize (Kitab’a) sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar: “İşittik, karşı geldik” demişlerdi. Küfürleri yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine içirilip, sindirilmişti. Onlara de ki: "(Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani bir zaman
أَخَذْنَاalmıştık
مِيثَٰقَكُمْkesin sözünüzü
وَرَفَعْنَاve kaldırmıştık
فَوْقَكُمُüzerinize
ٱلطُّورَTur(dağın)ı
خُذُوا۟tutun
مَآşeyi
ءَاتَيْنَٰكُمsize verdiğimiz
بِقُوَّةٍۢkuvvetle
وَٱسْمَعُوا۟dinleyin (demiştik)
قَالُوا۟dediler
سَمِعْنَاdinledik
وَعَصَيْنَاve isyan ettik
وَأُشْرِبُوا۟ve içirildi
فِىkalblerine
قُلُوبِهِمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْعِجْلَbuzağı (sevgisi)
بِكُفْرِهِمْinkarlarıyla
قُلْde ki
بِئْسَمَاne kötü şey
يَأْمُرُكُمsize emrediyor
بِهِۦٓonunla
إِيمَٰنُكُمْimanınız
إِنeğer
كُنتُمiseniz
مُّؤْمِنِينَinanan kimseler

Musa -aleyhisselam-'a ittiba edeceğinize ve Allah'ın katından getirdiğini kabul edeceğinize dair sizden aldığımız sözü hatırlayın. Sizi korkutmak için dağı üzerinize kaldırdık. Size: "Tevrat'ta indirmiş olduğumuz şeye ciddiyet ve çalışkanlıkla, kabul etmek için dinleyerek ve itaat ederek sarılın, eğer bunu yapmaz iseniz dağı başınıza geçiririz!" dedik. Sizler de: "Kulaklarımızla işittik, amellerimizle karşı geldik" dediniz. Küfürlerinden dolayı kalplerine, buzağıya ibadet etmeleri yerleşti. Ey Peygamber! de ki: "Eğer müminlerden iseniz Allah'ı inkâr etmenizi emreden bu imanınız ne kötüdür. Çünkü doğru iman ile birlikte küfür olmaz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

94

قُلْ إِن كَانَتْ لَكُمُ ٱلدَّارُ ٱلْءَاخِرَةُ عِندَ ٱللَّهِ خَالِصَةًۭ مِّن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُا۟ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

(Ey Muhammed, onlara:) De ki: “Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (Cennet) diğer insanlar için değil de yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz haydi ölümü temenni edin!”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
إِنeğer
كَانَتْise
لَكُمُsize ait
ٱلدَّارُyurdu
ٱلْءَاخِرَةُahiret
عِندَkatında
ٱللَّهِAllah
خَالِصَةًۭgerçekten
مِّن(değil de)
دُونِbaşkasının
ٱلنَّاسِinsanlardan
فَتَمَنَّوُا۟haydi temenni edin
ٱلْمَوْتَölümü
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَsözünüzde doğru

Ey Peygamber- Yahudiler'e şöyle de: "Eğer ahiret yurdundaki cennet diğer insanların değil yalnızca sizin gireceğiniz bir yer ise; o zaman ölümü temenni edip isteyin ki, bu makama biran önce ulaşasınız. Şayet bu iddianızda doğru söyleyenler iseniz, böylece bu dünya hayatının dert ve yükünden rahata kavuşmuş olursunuz."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

95

وَلَن يَتَمَنَّوْهُ أَبَدًۢا بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri en iyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَنfakat (ölümü) istemezler
يَتَمَنَّوْهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَبَدًۢاasla
بِمَاdolayı
قَدَّمَتْyapıp sunduğu işlerden
أَيْدِيهِمْellerinin
وَٱللَّهُAllah
عَلِيمٌۢbilir
بِٱلظَّٰلِمِينَzalimleri

Yaşamış oldukları bu dünya hayatında Allah'ı inkâr ettikleri ve resullerini yalanladıkları ve kitaplarını tahrif ettiklerinden dolayı ölümü kesinlikle temenni edemezler. Allah onlardan olan ve diğer zalimleri en iyi bilendir. Herkesin ameline göre karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

96

وَلَتَجِدَنَّهُمْ أَحْرَصَ ٱلنَّاسِ عَلَىٰ حَيَوٰةٍۢ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ ۚ يَوَدُّ أَحَدُهُمْ لَوْ يُعَمَّرُ أَلْفَ سَنَةٍۢ وَمَا هُوَ بِمُزَحْزِحِهِۦ مِنَ ٱلْعَذَابِ أَن يُعَمَّرَ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

Sen onları diğer insanların hayata en düşkünlerinden; hatta, Allah’a ortak koşanlardan bile yaşamaya daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Zira Allah, onların bütün yaptıklarını görendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَتَجِدَنَّهُمْonları bulursun
أَحْرَصَen düşkünü
ٱلنَّاسِinsanların
عَلَىٰhayata
حَيَوٰةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمِنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَشْرَكُوا۟ortak koşan(lar)
يَوَدُّister
أَحَدُهُمْher biri
لَوْolsa
يُعَمَّرُyaşatılmasını
أَلْفَbin
سَنَةٍۢyıl
وَمَاve değildir
هُوَo
بِمُزَحْزِحِهِۦonu uzaklaştıracak
مِنَazabdan
ٱلْعَذَابِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَنoysa
يُعَمَّرَ(o kadar) yaşaması
وَٱللَّهُAllah
بَصِيرٌۢgörüyor
بِمَاşeyleri
يَعْمَلُونَyaptıkları

-Ey Peygamber!- Sen, dünya hayatı ne kadar zelil ve hakir olsa bile, Yahudileri bu hayata en düşkün olan kimselerden bulursun. Bilakis onlar yeniden dirilmeye ve hesaba iman etmeyen müşriklerden de bu dünya hayatına daha düşkündürler. Oysa ki onlar yeniden dirilmeye ve hesaba iman eden kitap ehli kimselerdi. Onlardan her biri bin yıl yaşamaktan hoşlanır. Onların ömürleri ne kadar uzun olursa olsun, Allah'ın azabından onları uzaklaştıracak değildir. Allah onların amellerinden haberdardır ve bütün yaptıklarını görendir. Yaptıklarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz ve onlara yaptıklarının karşılığını verecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

97

قُلْ مَن كَانَ عَدُوًّۭا لِّجِبْرِيلَ فَإِنَّهُۥ نَزَّلَهُۥ عَلَىٰ قَلْبِكَ بِإِذْنِ ٱللَّهِ مُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَهُدًۭى وَبُشْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

De ki: “Her kim Cebrâîl’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, Müminler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْde ki
مَنkim
كَانَise (bilsin ki)
عَدُوًّۭاdüşmandır
لِّجِبْرِيلَCebrail'e
فَإِنَّهُۥşüphesiz o
نَزَّلَهُۥonu indirmiştir
عَلَىٰkalbine
قَلْبِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِإِذْنِizniyle
ٱللَّهِAllah'ın
مُصَدِّقًۭاdoğrulayıcı olarak
لِّمَاkendinden öncekileri
بَيْنَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَدَيْهِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَهُدًۭىve hidayet
وَبُشْرَىٰve müjdeci
لِلْمُؤْمِنِينَinananlar için

Ey Peygamber- Yahudilerden: «Cebrail meleklerden olan düşmanımızdır» diyenlere, de ki: "Kim Cebrail'e düşmanlık yapıyorsa bilsin ki, geçmişte inen Tevrat, İncil gibi ilahi kitapları doğrulayan Kur'an'ı Allah'ın izniyle senin kalbine o indirmiştir. Hayra yöneltmiş ve Allah'ın Müminler için hazırladığı nimetleri onlara müjdelemiştir. Kim bu vasıf ve amellere sahip olana düşmanlık yapıyorsa, o kimse dalalet ehlindendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

98

مَن كَانَ عَدُوًّۭا لِّلَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَرُسُلِهِۦ وَجِبْرِيلَ وَمِيكَىٰلَ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَدُوٌّۭ لِّلْكَٰفِرِينَ

Her kim Allah’a, meleklerine, rasûllerine, Cebrâil’e ve Mîkâil’e düşman olursa, şüphesiz Allah da o kâfirlerin düşmanıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَنkim
كَانَise
عَدُوًّۭاdüşman
لِّلَّهِAllah'a
وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦve meleklerine
وَرُسُلِهِۦve resullerine
وَجِبْرِيلَve Cebrail'e
وَمِيكَىٰلَve Mikail'e
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah da
عَدُوٌّۭdüşmanıdır
لِّلْكَٰفِرِينَinkar edenlerin

Her kim Allah'a, meleklerine, resullerine ve Allah'a yakın olan bu iki meleğe, Cebrail ve Mikâil'e düşman olursa; bilsin ki Allah da sizin ve sizin dışınızdaki kâfirlerin düşmanıdır. Allah kimin düşmanı olursa, şüphesiz ki o kimse apaçık hüsranla dönecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

99

وَلَقَدْ أَنزَلْنَآ إِلَيْكَ ءَايَٰتٍۭ بَيِّنَٰتٍۢ ۖ وَمَا يَكْفُرُ بِهَآ إِلَّا ٱلْفَٰسِقُونَ

Andolsun biz, sana apaçık ayetler indirdik. Onları fasıklardan başkası inkâr etmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَقَدْandolsun
أَنزَلْنَآindirdik
إِلَيْكَsana
ءَايَٰتٍۭayetler
بَيِّنَٰتٍۢapaçık
وَمَاve etmez
يَكْفُرُinkar
بِهَآonları
إِلَّاbaşkası
ٱلْفَٰسِقُونَfasıklardan

Ant olsun ki -Ey Peygamber- biz sana, getirdiğin vahiy ve peygamberlikte doğru olduğunu bildiren apaçık işaretler indirdik. Apaçık ve aşikâr olan bu şeyleri ancak Allah'ın dininden çıkanlar inkâr eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

100

أَوَكُلَّمَا عَٰهَدُوا۟ عَهْدًۭا نَّبَذَهُۥ فَرِيقٌۭ مِّنْهُم ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Onlar ne zaman bir söz vermişlerse, içlerinden bir grup bu sözü bozup atmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوَكُلَّمَاne zaman
عَٰهَدُوا۟anlaştılarsa
عَهْدًۭاahitle
نَّبَذَهُۥonu bozdular
فَرِيقٌۭbir grup
مِّنْهُمonlardan
بَلْzaten
أَكْثَرُهُمْçokları
لَاinanmazlar
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Yahudilerin kötü hallerinden biri de onlardan ne zaman bir söz alınsa -bu alınan sözler arasında Tevrat'ta Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğine iman etmeye delalet eden husus da bulunmaktadır- onlardan bir grup bu sözü bozdular. Bilakis Yahudilerin büyük bir çoğunluğu Allah Teâlâ'nın indirdiklerine hakikaten iman etmezler. Çünkü iman, verilen sözü yerine getirmeye sevk eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir