Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

2. Sûre · Medine · 286 Ayet

البقرة

BAKARA SÛRESİ

İnek

Çevrimdışı okuma için sûreyi bu cihaza kaydedebilirsin.

Çevrimdışı okuma şu an popüler sûrelerle sınırlı. Audio dosyaları çevrimdışı kaydedilmez.

1–50. AyetlerSayfa 1 / 6

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

1

الٓمٓ

Elif, Lâm, Mîm.1

  1. [1] Surelerin başında bulunan (Hurûf-u Mukatta) ayrılmış harfler, Kur'an'ın mucizevi yapısını göstermektedir. Müşrikler Kur'an'a meydan okumuşlar, ancak onu çürütememişlerdir. Zira o (Kur'an), Arapça'yı meydana getiren harflerden oluşmaktadır. Arapların -en belagatli insanlar olmalarına rağmen- ona benzer bir şey ortaya koyamamış olmaları, Kur'an'ın Allah tarafından bir vahiy olduğunu göstermektedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
الٓمٓElif Lâm Mîm

{Elif, Lâm, Mîm} Kur'an-ı Kerim'in bazı surelerine bu harfler ile başlanmıştır. Bunlar alfabetik harfler olup, (Elif, be, te ve diğerleri) gibi tek başına geldiklerinde bir manası bulunmamaktadır. Bu harflerde hikmet ve gizli bir mana vardır. Öyle ki Kur'anda hikmetsiz hiçbir şey bulunmamaktadır. En önemli hikmetlerinden birisi de şudur: Bildikleri ve kendisi ile konuştukları harflerden oluşan bu Kur'an ile meydan okumak vardır. Bu surede olduğu gibi genellikle bu (harflerin) sonrasında Kuran-ı Kerim'in zikri gelmektedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

2

ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًۭى لِّلْمُتَّقِينَ

Hiç kuşkusuz bu kitap, takva sahipleri için yol göstericidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَişte o
ٱلْكِتَٰبُKitap
لَاyoktur
رَيْبَhiç şüphe
فِيهِkendisinde
هُدًۭىyol göstericidir
لِّلْمُتَّقِينَmüttakiler için

Bu azametli Kur'an'ın ne indirilmesi, ne lafzı,ne de manasında hiç bir şüphe yoktur. O Allah'ın kelamıdır. Takva sahiplerine O'na ulaştıran yolu gösterir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

3

ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ

Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يُؤْمِنُونَinanırlar
بِٱلْغَيْبِgaybde(gizlide)
وَيُقِيمُونَve kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَnamazlarını
وَمِمَّاve şeyden
رَزَقْنَٰهُمْkendilerini rızıklandırdığımız
يُنفِقُونَinfak ederler

3-4 Onlar gaybe inanırlar. Gayb; Ahiret günü gibi Allah'ın ya da resulünün haber verdiği, bize gizli kalıp duyularla hissedilmeyen her şeydir. Onlar, Allah'ın emrettiği şekilde şartları, rukünleri, vacipleri ve sünnetlerine uygun olarak namazı dosdoğru kılan kimselerdir. Onlar, Allah'ın sevabını umarak zekât gibi verilmesi farz olan veya sadaka gibi farz olmayan, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği şeylerden infak ederler. Ey Peygamber! Onlar Allah'ın sana ve senden önce gönderdiği bütün peygamberlere -aleyhimusselam- indirdiği vahye ayırt etmeksizin iman ederler. Ve onlar ahirete, orada verilecek olan sevap ve cezaya kesin bir inançla iman ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

4

وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

Onlar, sana indirilene, senden önce indirilenlere ve ahirete de kesin olarak iman ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve onlar ki
يُؤْمِنُونَiman ederler
بِمَآşeye
أُنزِلَindirilen
إِلَيْكَsana
وَمَآve şeye
أُنزِلَindirilen
مِنsenden önce
قَبْلِكَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَبِٱلْءَاخِرَةِve ahirete de
هُمْonlar
يُوقِنُونَkesinlikle inanırlar

3-4 Onlar gaybe inanırlar. Gayb; Ahiret günü gibi Allah'ın ya da resulünün haber verdiği, bize gizli kalıp duyularla hissedilmeyen her şeydir. Onlar, Allah'ın emrettiği şekilde şartları, rukünleri, vacipleri ve sünnetlerine uygun olarak namazı dosdoğru kılan kimselerdir. Onlar, Allah'ın sevabını umarak zekât gibi verilmesi farz olan veya sadaka gibi farz olmayan, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği şeylerden infak ederler. Ey Peygamber! Onlar Allah'ın sana ve senden önce gönderdiği bütün peygamberlere -aleyhimusselam- indirdiği vahye ayırt etmeksizin iman ederler. Ve onlar ahirete, orada verilecek olan sevap ve cezaya kesin bir inançla iman ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

5

أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًۭى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

İşte onlar Rableri katından bir hidayet üzeredir ve kurtuluşa erecek olanlar onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
عَلَىٰüzeredirler
هُدًۭىbir hidayet
مِّنRablerinden
رَّبِّهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
هُمُonlardır
ٱلْمُفْلِحُونَumduklarına erenler

İşte bu vasıfları taşıyan kimseler dosdoğru yolda sebat edip ilerleyen kimselerdir. Dünya ve ahirette ümit ettiklerine nail olup, korktuklarından emin olan, kazançlı kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

6

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْهِمْ ءَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Kâfirlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّelbette
ٱلَّذِينَki
كَفَرُوا۟inkar edenler
سَوَآءٌeşittir
عَلَيْهِمْonlara
ءَأَنذَرْتَهُمْonları uyarman
أَمْyada
لَمْuyarmasan da
تُنذِرْهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَاinanmazlar
يُؤْمِنُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Şüphesiz Yüce Allah'ın sapıklıkları ve inatları üzerinde devam edip iman etmeyecek kimseler hakkındaki sözü gerçekleşmiştir. Senin onları uyarıp uyarmaman onlar için birdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

7

خَتَمَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَعَلَىٰ سَمْعِهِمْ ۖ وَعَلَىٰٓ أَبْصَٰرِهِمْ غِشَٰوَةٌۭ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ

Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
خَتَمَmühürlemiştir
ٱللَّهُAllah
عَلَىٰüzerini
قُلُوبِهِمْkalblerinin
وَعَلَىٰve üzerini
سَمْعِهِمْkulaklarının
وَعَلَىٰٓve üzerine
أَبْصَٰرِهِمْgözlerinin
غِشَٰوَةٌۭperde inmiştir
وَلَهُمْOnlar için vardır
عَذَابٌbir azab
عَظِيمٌۭbüyük

Çünkü Allah, onların kaplerini içindeki sapıklıkla birlikte mühürleyerek kapatmıştır. Kulaklarını da mühürlemiştir. Kabul edip boyun eğmek kastıyla hakkı duymazlar. Gözlerinin önüne perde indirmiştir, apaçık olmasına rağmen hakkı görmezler. Onlar için ahirette büyük bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

8

وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَبِٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ

İnsanlardan bir kısmı da iman etmediği halde; "Allah’a ve ahiret gününe iman ettik" derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنَve
ٱلنَّاسِinsanlardan
مَنöyleleri de
يَقُولُderler
ءَامَنَّاinandık
بِٱللَّهِAllaha
وَبِٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَمَاolmadıkları halde
هُمonlar
بِمُؤْمِنِينَinanıyor

İnsanlardan bir grup, iman ettiklerini iddia ederler. Bunu canları ve malları adına korktukları için sadece dilleri ile söylerler. Onlar içlerinden iman etmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

9

يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَمَا يَخْدَعُونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

Allah’ı ve Müminleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da bunun farkında değillerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يُخَٰدِعُونَaldatmağa çalışırlar
ٱللَّهَAllah'ı
وَٱلَّذِينَve kimseleri
ءَامَنُوا۟inanan
وَمَاaldatamazlar
يَخْدَعُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّآbaşkasını
أَنفُسَهُمْkendilerinden
وَمَاdeğiller
يَشْعُرُونَfarkında

İçinde bulundukları cahillik sebebiyle imanlarını izhar edip küfürlerini gizleyerek Allah'ı ve Müminleri aldattıklarını zannederler. Ancak bunun farkında değillerdir. Çünkü Allah Teâlâ gizliyi de açık olanı da en iyi bilir. Müminlere de bu kimselerin durumlarını ve özelliklerini bildirmiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

10

فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ فَزَادَهُمُ ٱللَّهُ مَرَضًۭا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ

Onların kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara acı veren bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فِىonların kablerinde
قُلُوبِهِمAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَّرَضٌۭhastalık vardır
فَزَادَهُمُartırmıştır
ٱللَّهُAllah
مَرَضًۭاhastalıklarını
وَلَهُمْonlara vardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۢacı
بِمَاötürü
كَانُوا۟olduklarından
يَكْذِبُونَyalancı

Bunun sebebi kalplerinde şüphe olmasıdır. Bundan dolayı Allah şüphelerine şüphe katmıştır. Karşılık yapılan amelin cinsine göre verilir. Onlar için cehennem ateşinin en alt tabakasında elem verici bir azap vardır. Bunun da sebebi Allah'a ve insanlara söyledikleri yalan ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiğini yalanlamalarıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

11

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ

Onlara: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!" dendiği zaman; "Bizler sadece ıslah edicileriz." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
قِيلَdenildiği
لَهُمْonlara
لَاyapmayın
تُفْسِدُوا۟bozgunculuk
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قَالُوٓا۟derler
إِنَّمَاsadece
نَحْنُbiz
مُصْلِحُونَdüzelticileriz

Yeryüzünde küfür, günah ve benzeri şeylerle bozgunculuk yapmaktan men edildiklerinde, bunu inkâr edip kendilerinin dürüst ve ıslah ediciler olduklarını iddia ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

12

أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلْمُفْسِدُونَ وَلَٰكِن لَّا يَشْعُرُونَ

İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَآİyi bilin ki
إِنَّهُمْmuhakkak
هُمُonlar
ٱلْمُفْسِدُونَbozgunculardır
وَلَٰكِنfakat
لَّاdeğildir
يَشْعُرُونَanlayanlardan

Hakikatte onlar bozgunculardır. Ancak onlar bunu hissetmezler. Amellerinin bozgunculuğun ta kendisi olduğunu da hissetmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

13

وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ ءَامِنُوا۟ كَمَآ ءَامَنَ ٱلنَّاسُ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ كَمَآ ءَامَنَ ٱلسُّفَهَآءُ ۗ أَلَآ إِنَّهُمْ هُمُ ٱلسُّفَهَآءُ وَلَٰكِن لَّا يَعْلَمُونَ

Onlara: "Siz de insanların iman ettiği gibi iman edin!" denilince; "Akılsızların iman ettiği gibi mi iman edelim?" derler. Dikkat edin! Asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
قِيلَdenildiği
لَهُمْonlara
ءَامِنُوا۟iman edin
كَمَآgibi
ءَامَنَinandıkları
ٱلنَّاسُinsanların
قَالُوٓا۟derler
أَنُؤْمِنُinanır mıyız?
كَمَآgibi
ءَامَنَinandığı
ٱلسُّفَهَآءُbeyinsizlerin
أَلَآiyi bilin ki
إِنَّهُمْdoğrusu onlardır
هُمُonlar
ٱلسُّفَهَآءُasıl beyinsizler
وَلَٰكِنfakat
لَّاdeğildir
يَعْلَمُونَbilenlerden

Onlar, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabı gibi iman etmeleri emredildiğinde, inkâr ve alay ederek şu sözlerle cevap verdiler: Aklı kıt olanlar gibi iman mı edelim! Hak olan şüphesiz onların akılsız olduklarıdır. Ancak onlar bunu bilmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

14

وَإِذَا لَقُوا۟ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ إِلَىٰ شَيَٰطِينِهِمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُمْ إِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِءُونَ

(Bu münafıklar) İman edenlere rastladıkları zaman; "Biz de iman ettik", derler. Şeytanları ile baş başa kalınca da: "Biz, sizin yanınızdayız. Onlarla (Müminlerle) sadece alay ediyoruz." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
لَقُوا۟rastladıkları
ٱلَّذِينَkimselere
ءَامَنُوا۟inanan
قَالُوٓا۟derler
ءَامَنَّاinandık
وَإِذَاve zaman
خَلَوْا۟yalnız kaldıkları
إِلَىٰile
شَيَٰطِينِهِمْşeytanları
قَالُوٓا۟derler
إِنَّاşüphesiz biz
مَعَكُمْsizinle beraberiz
إِنَّمَاelbette sadece
نَحْنُbiz
مُسْتَهْزِءُونَ(onlarla) alay ediyoruz

Müminlerle karşılaştıklarında: Sizin iman ettiklerinizi tasdik ediyoruz derler. Bunu müminlerden korktukları için söylerler. Müminlerden ayrılıp kendileriyle baş başa kaldıkları önderlerinin yanına gittiklerinde, onlara tabi olmada sebat edeceklerini vurgulayarak; "Biz sizin yolunuz üzereyiz. Zira bizler müminlerle dalga geçmek ve alay etmek için zahirde muvafakat ediyoruz" derler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

15

ٱللَّهُ يَسْتَهْزِئُ بِهِمْ وَيَمُدُّهُمْ فِى طُغْيَٰنِهِمْ يَعْمَهُونَ

Allah da onlarla alay eder ve onları taşkınlıkları içinde şaşkın bir halde bırakır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱللَّهُAllah
يَسْتَهْزِئُalay eder
بِهِمْkendileriyle
وَيَمُدُّهُمْve onları bırakır
فِىiçinde
طُغْيَٰنِهِمْtaşkınları
يَعْمَهُونَbocalayıp dururlar

Müminlerle alay etmelerinin karşılığında Allah da onlarla alay eder. Bu, yaptıklarının karşılığıdır. Bundan dolayı dünyada onlara Müslüman hükümleri uygulanır. Ancak ahirette küfür ve nifaklarının karşılığını onlara verilecektir. Aynı zamanda taşkınlık ve sapıklıkları içinde bocalayıp durmaları için onlara mühlet verir ve şaşkınlık ve tereddüt içinde kalırlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

16

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ فَمَا رَبِحَت تِّجَٰرَتُهُمْ وَمَا كَانُوا۟ مُهْتَدِينَ

İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَsatın aldılar
ٱشْتَرَوُا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلضَّلَٰلَةَsapıklığı
بِٱلْهُدَىٰhidayet karşılığında
فَمَاetmedi
رَبِحَتkâr
تِّجَٰرَتُهُمْticaretleri
وَمَاve değildir
كَانُوا۟olanlardan
مُهْتَدِينَdoğru yolu bulan

Bu özelliklerle nitelenen münafıklar, küfrü imanla değiştiren kimselerdir. Allah'a olan imanlarında hüsrana uğradıkları için alışverişleri onlara kâr getirmemiştir. Hak yol üzere gidenlerden de değillerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

17

مَثَلُهُمْ كَمَثَلِ ٱلَّذِى ٱسْتَوْقَدَ نَارًۭا فَلَمَّآ أَضَآءَتْ مَا حَوْلَهُۥ ذَهَبَ ٱللَّهُ بِنُورِهِمْ وَتَرَكَهُمْ فِى ظُلُمَٰتٍۢ لَّا يُبْصِرُونَ

Onların (münafıkların) hali, (geceleyin) ateş yakan kimsenin haline benzer. Ateş etrafını aydınlattığı sırada Allah, onun ışığını giderir ve onları karanlıklar içerisinde görmez bir halde bırakır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
مَثَلُهُمْOnların durumu
كَمَثَلِdurumu gibidir
ٱلَّذِىkişinin
ٱسْتَوْقَدَyakan
نَارًۭاateş
فَلَمَّآne zaman ki
أَضَآءَتْaydınlatır
مَاçevresini
حَوْلَهُۥAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَهَبَgiderdi
ٱللَّهُAllah
بِنُورِهِمْonların nurunu
وَتَرَكَهُمْve onları bıraktı
فِىiçinde
ظُلُمَٰتٍۢkaranlıklar
لَّاdeğildir
يُبْصِرُونَgörenlerden

Allah bu münafıklara iki misali örnek getirmiştir: Ateş misali ve su misali. Onlar hakkında verilen ateş misali şöyledir; Onlar, aydınlanmak için ateş yakan kimseye benzerler. Ateşin ışığı etrafı aydınlattığında o kimse ışından faydalanacağını zanneder, ateş söner ve parıltısı gider. Ancak yanması devam eder. Onun etrafında bulunanlar hiçbir şey göremez ve doğru yolu bulamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

18

صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌۭ فَهُمْ لَا يَرْجِعُونَ

Onlar sağır, dilsiz ve körlerdir. Bu sebeple onlar asla dönmezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
صُمٌّۢsağırdırlar
بُكْمٌdilsizdirler
عُمْىٌۭkördürler
فَهُمْonlar
لَاdeğildir
يَرْجِعُونَdönecek

Kabul etmek kastıyla hakkı kabul etmeyen sağırlar, hakkı konuşmayan dilsizler ve hakkı görmeyen körlerdir. Sapıklıklarından da geri dönmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

19

أَوْ كَصَيِّبٍۢ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فِيهِ ظُلُمَٰتٌۭ وَرَعْدٌۭ وَبَرْقٌۭ يَجْعَلُونَ أَصَٰبِعَهُمْ فِىٓ ءَاذَانِهِم مِّنَ ٱلصَّوَٰعِقِ حَذَرَ ٱلْمَوْتِ ۚ وَٱللَّهُ مُحِيطٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

Yahut onlar gökten boşalan bir yağmura tutulmuş kimselere benzerler. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar yıldırımın şiddetinden ve ölüm korkusundan dolayı parmaklarıyla kulaklarını tıkayıp, kapatırlar. Şüphesiz Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَوْya da (onlar)
كَصَيِّبٍۢboşanan yağmur gibi
مِّنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِيهِiçinde
ظُلُمَٰتٌۭkaranlıklar
وَرَعْدٌۭve gök gürlemesi
وَبَرْقٌۭve şimşek (ler)
يَجْعَلُونَtıkarlar
أَصَٰبِعَهُمْparmaklarını
فِىٓiçine
ءَاذَانِهِمkulakları
مِّنَyıldırım seslerinden
ٱلصَّوَٰعِقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَذَرَkorkusuyla
ٱلْمَوْتِölüm
وَٱللَّهُoysa Allah
مُحِيطٌۢtamamen kuşatmıştır
بِٱلْكَٰفِرِينَinkarcıları

Onlara verilen su örneği ise şöyledir: Onların misali gök gürültüsü, şimşek, zifiri karanlıklar içeren şiddetli yağmur gibidir. Bunlar o topluluğa iner ve şiddetli bir korku onlara isabet eder. Bundan dolayı onlar parmaklarının ucuyla kulaklarını tıkarlar. Yıldırımın o şiddetli sesinden dolayı ölmekten korkarlar. Allah onları çepeçevre kuşatmıştır, O'nu aciz bırakamazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

20

يَكَادُ ٱلْبَرْقُ يَخْطَفُ أَبْصَٰرَهُمْ ۖ كُلَّمَآ أَضَآءَ لَهُم مَّشَوْا۟ فِيهِ وَإِذَآ أَظْلَمَ عَلَيْهِمْ قَامُوا۟ ۚ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَذَهَبَ بِسَمْعِهِمْ وَأَبْصَٰرِهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

(O esnada) şimşek onların gözlerini aniden alacakmış gibi olur. Şimşek parıldadığında yürürler, ortalık birden kararınca da orada dikilip kalıverirler. Eğer Allah isteseydi onların kulaklarını sağır ve gözlerini kör ederdi. Şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَكَادُneredeyse
ٱلْبَرْقُşimşek
يَخْطَفُkapıverecek
أَبْصَٰرَهُمْgözlerini
كُلَّمَآzaman
أَضَآءَaydınlattığı
لَهُمonları
مَّشَوْا۟yürürler
فِيهِo(nun ışığı)nda
وَإِذَآzaman
أَظْلَمَkaranlık çöktüğü
عَلَيْهِمْüzerlerine
قَامُوا۟dikilip kalırlar
وَلَوْeğer
شَآءَdileseydi
ٱللَّهُAllah
لَذَهَبَelbette götürürdü
بِسَمْعِهِمْişitmelerini
وَأَبْصَٰرِهِمْve görmelerini
إِنَّŞüphesiz
ٱللَّهَAllah'ın
عَلَىٰüzerine
كُلِّher
شَىْءٍۢşey
قَدِيرٌۭgücü yeter

Az kalsın yıldırımın parıltısı ve ışıltısı onların gözünü alı verecekti. Şimşek her çaktığında etrafı aydınlatır, onlar da yollarına devam ederler. Şimşeğin ışığı etrafı aydınlatmayınca onlar karanlıkta kalır ve hareket edemez hale gelirler. Eğer Allah isteseydi, her şeye yeten kamil kudretiyle onları sağır ve kör eder, haktan yüz çevirmelerinden ötürü bir daha bu duyuları onlara geri dönmezdi. Bu ayetlerde geçen yağmur, Kur'an'ın misali, gök gürültüsünün sesi Kur'andaki yasaklanan şeylerin misali, şimşeğin parıltısı ise zaman zaman kendilerine açıkça gözüken hakkın misalidir. Gök gürültüsünün sesinin şiddetinden kulaklarını tıkamaları, haktan yüz çevirip ona icabet etmemelerinin misalidir. Münafıklar ile kendileri hakkında örnek verilen iki sınıf insan arasındaki ortak benzerlik (haktan) istifade edemeyişleridir. Ateş misalinde ise, ateşi yakan kimse karanlıkta kalmak ve ateşin yakıcılığı dışında hiç bir şeyden yararlanamamıştır. Su misalindeki kimse, gök gürültüsü ve yıldırımın korku ve rahatsızlığından başka bir şey hissetmemiştir. İşte münafık kimsenin durumu da böyledir, İslam dininde şiddet ve katılıktan başka bir şey görmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

21

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ ٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمُ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, böylece takva sahibi olur, sakınırsınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy!
ٱلنَّاسُinsanlar
ٱعْبُدُوا۟kulluk edin
رَبَّكُمُRabbinize
ٱلَّذِىo ki;
خَلَقَكُمْsizi yarattı
وَٱلَّذِينَve o ki;
مِنsizden öncekileri
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعَلَّكُمْbelki
تَتَّقُونَkorunursunuz

Ey İnsanlar! Yalnızca Rabbinize ibadet ediniz. Çünkü sizi ve sizden önceki ümmetleri yaratan odur. Emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınarak ibadetlerinizi yalnızca O'na yapınız. Böylece bu davranışınız umulur ki, kendiniz ile Allah'ın azabı arasında bir koruma olur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

22

ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ فِرَٰشًۭا وَٱلسَّمَآءَ بِنَآءًۭ وَأَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۭ فَأَخْرَجَ بِهِۦ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ رِزْقًۭا لَّكُمْ ۖ فَلَا تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًۭا وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

O, sizin için yeryüzünü döşedi ve gökyüzünü bina etti. Gökten su indirip onunla size rızık olsun diye ürünler yetiştirdi. Öyleyse, bunları bile bile Allah’a ortak koşmayın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِىO (Rabb) ki
جَعَلَkıldı
لَكُمُsizin için
ٱلْأَرْضَyeri
فِرَٰشًۭاdöşek
وَٱلسَّمَآءَve göğü
بِنَآءًۭbina
وَأَنزَلَve indirdi
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَآءًۭsu
فَأَخْرَجَçıkardı
بِهِۦonunla
مِنَçeşitli ürünlerden
ٱلثَّمَرَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رِزْقًۭاrızık olarak
لَّكُمْsizin için
فَلَاöyleyse
تَجْعَلُوا۟koşmayın
لِلَّهِAllah'a
أَندَادًۭاeşler (denk)
وَأَنتُمْve siz de
تَعْلَمُونَbile bile

O, sizin için yeryüzünü kullanılmaya hazır bir şekilde dümdüz kıldı ve gökyüzünü de üzerine sağlam bir şekilde bina etti. Sizlere bir rızık olarak yağmur nimetini indirerek yeryüzünde çeşitli meyveler bitiren O'dur. Allah'a ortak ve benzerler edinmeyin. Sizler Allah -Azze ve Celle-'den başka yaratıcı olmadığını biliyorsunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

23

وَإِن كُنتُمْ فِى رَيْبٍۢ مِّمَّا نَزَّلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا فَأْتُوا۟ بِسُورَةٍۢ مِّن مِّثْلِهِۦ وَٱدْعُوا۟ شُهَدَآءَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Kulumuza indirdiğimiz (Kur’an) dan bir şüpheniz varsa; haydi siz de ona benzer bir sûre getirin. Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah’tan başka güvendiklerinizi de yardıma çağırın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِنeğer
كُنتُمْiseniz
فِىiçinde
رَيْبٍۢşüphe
مِّمَّاsana indirdiğimizden
نَزَّلْنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىٰkulumuz (Muhammed)e
عَبْدِنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأْتُوا۟haydi getirin
بِسُورَةٍۢbir sure
مِّنonun gibi
مِّثْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱدْعُوا۟ve çağırın
شُهَدَآءَكُمşahitlerinizi
مِّنbaşkadan
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru

Ey İnsanlar! Kur'an'ın; kulumuz Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirildiğinden şüphe duyuyorsanız, Kur'an'daki en kısa bir sure bile olsa onun benzeri bir sure getiremeyeceğiniz hususunda size meydan okuyoruz. İddia ettiğinizde sadık kimseler iseniz, güvendiğiniz kimseleri de yardıma çağırın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

24

فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا۟ وَلَن تَفْعَلُوا۟ فَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِى وَقُودُهَا ٱلنَّاسُ وَٱلْحِجَارَةُ ۖ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ

Eğer bu işi yapamazsanız ki, elbette yapamayacaksınız. O zaman, kâfirler için hazırlanan (ve) yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنyok eğer
لَّمْyapmadınızsa
تَفْعَلُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَنki asla
تَفْعَلُوا۟yapamayacaksınız
فَٱتَّقُوا۟o halde sakının
ٱلنَّارَateşten
ٱلَّتِىki
وَقُودُهَاonun yakıtı
ٱلنَّاسُinsanlar
وَٱلْحِجَارَةُve taşlardır
أُعِدَّتْhazırlanmış
لِلْكَٰفِرِينَinkarcılar için

Eğer bu işi yapamazsanız ki -buna kesinlikle güç yetiremeyeceksiniz- o zaman, azabı hak eden insanlar ve onların ibadet ettikleri birçok taş çeşidi ve diğer başka şeyler ile tutuşturulan ateşten kendinizi koruyunuz. Şüphesiz ki Allah, bu ateşi kâfirler için hazırlayıp düzenlemiştir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

25

وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ۖ كُلَّمَا رُزِقُوا۟ مِنْهَا مِن ثَمَرَةٍۢ رِّزْقًۭا ۙ قَالُوا۟ هَٰذَا ٱلَّذِى رُزِقْنَا مِن قَبْلُ ۖ وَأُتُوا۟ بِهِۦ مُتَشَٰبِهًۭا ۖ وَلَهُمْ فِيهَآ أَزْوَٰجٌۭ مُّطَهَّرَةٌۭ ۖ وَهُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

İman eden ve salih amel işleyen kimselere, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele! Ne zaman oradaki meyvelerden rızıklandırılsalar: "Bu, daha önce de rızıklandığımız şey" diyecekler. O meyveler kendilerine (dünyadakilerin) bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada ebedî kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَبَشِّرِve müjdele
ٱلَّذِينَkimseleri
ءَامَنُوا۟inanan
وَعَمِلُوا۟ve işleyen
ٱلصَّٰلِحَٰتِsalih işler
أَنَّmuhakkak
لَهُمْonlar için vardır
جَنَّٰتٍۢcennetler
تَجْرِىakan
مِنaltlarından
تَحْتِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَنْهَٰرُırmaklar
كُلَّمَاher
رُزِقُوا۟rızıklandırıldıklarında
مِنْهَاonlardaki
مِنmeyveden
ثَمَرَةٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رِّزْقًۭاrızk olarak
قَالُوا۟derler
هَٰذَاBu
ٱلَّذِىşeydir
رُزِقْنَاrızıklandığımız
مِنdaha önceden
قَبْلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأُتُوا۟verilmiştir
بِهِۦonlara
مُتَشَٰبِهًۭاona benzer
وَلَهُمْOnlar için vardır
فِيهَآorada
أَزْوَٰجٌۭeşler
مُّطَهَّرَةٌۭtertemiz
وَهُمْve onlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَebedi kalacaklardır

Eğer (zikri) geçen tehdit kâfirler için ise: Ey Peygamber! Allah'a iman edip, salih amel işleyen Müminleri, saraylar ve ağaçlarının altından ırmaklar akan kendilerini mutlu edecek cennetlerle müjdele. Ne zaman rızık olarak kendilerine cennetin güzel meyveleri verilse, dünya meyvelerine olan aşırı benzerliklerinden dolayı: "Bu, daha önce de rızıklandığımız bir şey" derler. Onlara şekil, isim olarak benzer meyveler sunulmuştur ki bildikleri şeye yönelsinler. Ancak bu meyveler tat ve lezzet olarak çok farklıdırlar. Ve onlar için cennette nefsin arzulamadığı ve dünya insanlarının kirli olarak kabul ettiği şeylerden uzak olan eşler de vardır. Onlar orada kesintiye uğrayan dünya nimetlerinin aksine, sürekli olan ebedî nimetler içindedirler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

26

۞ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسْتَحْىِۦٓ أَن يَضْرِبَ مَثَلًۭا مَّا بَعُوضَةًۭ فَمَا فَوْقَهَا ۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ ۖ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًۭا ۘ يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرًۭا وَيَهْدِى بِهِۦ كَثِيرًۭا ۚ وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلْفَٰسِقِينَ

Allah, bir sivrisineği ve onun üzerinde bir şeyi örnek vermekten haya etmez. İman edenler, onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler, ama kâfirler; "Allah bu misalle ne demek istiyor?" derler. Allah, bu misalle birçoklarını dalalette bırakır, birçoklarını da hidayete erdirir. Onunla ancak fasıkları saptırır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّmuhakkak
ٱللَّهَAllah
لَاdeğildir
يَسْتَحْىِۦٓçekinecek
أَنmisal vermekten
يَضْرِبَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَثَلًۭاbir örneği
مَّاgibi
بَعُوضَةًۭbir sivrisineği
فَمَاhatta olanı
فَوْقَهَاonun da üstünde
فَأَمَّاgerçekten
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan
فَيَعْلَمُونَbilirler
أَنَّهُkesinlikle o
ٱلْحَقُّhaktır (gerçektir)
مِنRablerinden
رَّبِّهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَمَّاve ise
ٱلَّذِينَedenler
كَفَرُوا۟inkar
فَيَقُولُونَderler ki
مَاذَآneyi
أَرَادَistedi (kasdetti)
ٱللَّهُAllah
بِهَٰذَاbu
مَثَلًۭاmisalle
يُضِلُّsaptırır
بِهِۦonunla
كَثِيرًۭاbir çoğunu
وَيَهْدِىve yine yola getirir
بِهِۦonunla
كَثِيرًۭاbir çoğunu
وَمَاsaptırmaz
يُضِلُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِۦٓonunla
إِلَّاbaşkasını
ٱلْفَٰسِقِينَfasıklardan

Şüphesiz ki Allah -Subhanehu ve Teâlâ- dilediğini misal olarak getirmekten çekinmez. Sivrisineği örnek olarak vermiştir. Ondan daha büyük veya daha küçük şeyleri de örnek olarak getirir. İnsanlar bu misaller önünde iki kısımdır: Müminler ve kâfirler. Müminler bu misalleri tasdik eder ve verilen bu misallerin ardında bir hikmet olduğunu bilirler. Ancak kâfirler, Allah Teâlâ'nın bu hakir görülen sivrisinek, sinek, örümcek vb. gibi mahlukatı neden misal olarak getirdiğini alay etmek için birbirlerine sorarlar. Allah Teâlâ'dan ise bunlara cevap şu şekilde gelmektedir: Bu misaller yol göstermek, yönlendirmek ve insanları imtihan etmek içindir. Allah, bazılarını verilen bu misalerleri düşünmekten yüz çevirmesiyle sapıklığa sürükler. Bunların sayıları bir hayli çoktur. Sapıklığı hak edenden başkasını saptırmaz. Onlar münafıklar gibi Allah'a itaat etmeyi terk eden kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

27

ٱلَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ ٱللَّهِ مِنۢ بَعْدِ مِيثَٰقِهِۦ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ ٱللَّهُ بِهِۦٓ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

Onlar, Allah ile yapılan sözleşmeyi kabul ettikten sonra bozan, Allah’ın, birleştirilmesini emrettiği şeyi koparan ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. İşte kaybedecek olanlar onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يَنقُضُونَbozarlar
عَهْدَ(verdikleri) sözü
ٱللَّهِAllah'a
مِنۢsonradan
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِيثَٰقِهِۦsöz verip bağlandıktan
وَيَقْطَعُونَve keserler
مَآşeyi
أَمَرَemrettiği
ٱللَّهُAllah'ın
بِهِۦٓkendisiyle
أَنbirleştirmesini
يُوصَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيُفْسِدُونَve bozgunculuk yaparlar
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlardır
ٱلْخَٰسِرُونَziyana uğrayanlar

Allah'ın kendileriyle yalnızca O'na ibadet etmeyi ve kendisinden önce rasûllerin haber verdiği rasûlüne ittiba etme sözünü aldığı, akrabalık bağı gibi Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi kesen ve yeryüzünde günahlar ile fesadı yaymak için çaba sarfeden bu kimselerin dünya ve ahiretteki nasipleri eksiktir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

28

كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَٰتًۭا فَأَحْيَٰكُمْ ۖ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? Hâlbuki ölü idiniz de sizleri diriltti, sonra öldürecek, sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَيْفَnasıl
تَكْفُرُونَinkar edersiniz
بِٱللَّهِAllah'a
وَكُنتُمْsiz iken
أَمْوَٰتًۭاölüler
فَأَحْيَٰكُمْO sizi diriltti
ثُمَّsonra
يُمِيتُكُمْöldürecek
ثُمَّsonra
يُحْيِيكُمْdiriltecek
ثُمَّsonra
إِلَيْهِO'na
تُرْجَعُونَdöndürüleceksiniz

Ey kâfirler! Sizin bu işiniz ne şaşılacak şeydir. Kendi nefislerinizde O'nun kudretine delalet eden şeylere şahit olduğunuz halde Allah'a karşı nasıl kâfir olursunuz. Siz cansız (henüz yok) iken sizi yarattı ve size hayat verdi. Sonra sizi ikinci kez öldürecek, sonra ikinci hayat için sizi diriltecek, sonra yapmış olduklarınızdan dolayı hesaba çekmek için sizi kendisine döndürecektir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

29

هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَ لَكُم مَّا فِى ٱلْأَرْضِ جَمِيعًۭا ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ فَسَوَّىٰهُنَّ سَبْعَ سَمَٰوَٰتٍۢ ۚ وَهُوَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۭ

O, yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratan, sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenleyendir. O, her şeyi hakkıyla bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
هُوَO
ٱلَّذِىki
خَلَقَyarattı
لَكُمsizin için
مَّاne
فِىvarsa
ٱلْأَرْضِyeryüzünde
جَمِيعًۭاhepsini
ثُمَّsonra
ٱسْتَوَىٰٓyöneldi
إِلَىgöke
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَسَوَّىٰهُنَّonları düzenledi
سَبْعَyedi
سَمَٰوَٰتٍۢgök (olarak)
وَهُوَve O
بِكُلِّher
شَىْءٍşeyi
عَلِيمٌۭbilir

Yeryüzündeki nehir, ağaç ve sayılamayacak kadar birçok nimetin tamamını sizin için tek başına yaratan Allah'tır. Sizler o nimetlerden faydalanır ve sizin hizmetinize sunduğu şeylerden istifade edersiniz. Sonra gökyüzüne yönelip onu yedi kat olarak yaratmıştır. İlmi ile her şeyi kuşatan O'dur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

30

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى جَاعِلٌۭ فِى ٱلْأَرْضِ خَلِيفَةًۭ ۖ قَالُوٓا۟ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ ٱلدِّمَآءَ وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ ۖ قَالَ إِنِّىٓ أَعْلَمُ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Hani Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım." demişti. Melekler de: "Yeryüzünde bozgunculuk edecek, kanlar dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni (durmadan) hamt ile tesbih ve takdis ediyoruz." dediler. Allah da "Sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim." buyurmuştu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْbir zamanlar
قَالَdedi ki
رَبُّكَRabbin
لِلْمَلَٰٓئِكَةِmeleklere
إِنِّىşüphesiz ben
جَاعِلٌۭyaratacağım
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَلِيفَةًۭbir halife
قَالُوٓا۟dediler (melekler)
أَتَجْعَلُmi yaratacaksın?
فِيهَاorada
مَنkimse
يُفْسِدُbozgunculuk yapan
فِيهَاorada
وَيَسْفِكُdöken
ٱلدِّمَآءَkan
وَنَحْنُoysa biz
نُسَبِّحُtesbih ediyor
بِحَمْدِكَseni överek
وَنُقَدِّسُve takdis ediyoruz
لَكَseni
قَالَdedi
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَعْلَمُbilirim
مَاşeyleri
لَاdeğilsiniz
تَعْلَمُونَsiz biliyor

Allah -Subhânehu ve Teâlâ- yeryüzünde birbirinin yerini alacak beşeri yaratacağını meleklere söylediğini haber vermiştir. Bu beşer, Allah'a itaat ederek yeryüzünü imar edecektir. Bunun akabinde melekler Rablerine -kendilerine doğruyu göstermesi için- yeryüzünde âdemoğlunu halife kılmasının hikmetini sormuşlardır. Hâlbuki, insanlar yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak, zulümle kan dökeceklerdir. Melekler şöyle demiştir: Biz sana itaat edenleriz, seni eksik sıfatlardan tenzih eder sana hamt ederiz. Celalini ve kemalini tazim edenleriz. Bunlarda ihmalkâr davranmayız. Allah Teâlâ onların bu sorusuna şöyle cevap vermiştir: Yaratılmalarındaki olağanüstü hikmetleri ve halife kılınmalarındaki büyük hedef hususunda sizin bilmediğiniz şeyleri ben bilirim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

31

وَعَلَّمَ ءَادَمَ ٱلْأَسْمَآءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنۢبِـُٔونِى بِأَسْمَآءِ هَٰٓؤُلَآءِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek: “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin.” dedi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَعَلَّمَve öğretti
ءَادَمَAdem'e
ٱلْأَسْمَآءَisimleri
كُلَّهَاbütün
ثُمَّsonra
عَرَضَهُمْonları sunup
عَلَىmeleklere
ٱلْمَلَٰٓئِكَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَقَالَve dedi
أَنۢبِـُٔونِىbana söyleyin
بِأَسْمَآءِisimlerini
هَٰٓؤُلَآءِonların
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
صَٰدِقِينَdoğru kimseler

Allah Teâlâ, Adem -aleyhisselam-'ın makamını beyan etmek için ona canlı cansız ve diğer bütün varlıkların isimlerini; lafız ve mana olarak öğretti. Sonra bu isimlerin hepsini meleklere sunarak şöyle dedi: "Sizler bu yaratılmıştan daha değerli ve faziletli olduğunuz söyleminizde doğru söyleyenlerden iseniz, haydi bana bunların isimlerini bildirin.''

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

32

قَالُوا۟ سُبْحَٰنَكَ لَا عِلْمَ لَنَآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

(Melekler) "Sen yücesin! Seni eksiklikten tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka hiçbir ilmimiz yoktur. Şüphesiz her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” dediler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler ki
سُبْحَٰنَكَSeni tesbih ederiz
لَاyoktur
عِلْمَbilgimiz
لَنَآbizim
إِلَّاbaşka
مَاşeyden
عَلَّمْتَنَآbize öğrettiğin
إِنَّكَşüphesiz sen
أَنتَsen
ٱلْعَلِيمُbilensin
ٱلْحَكِيمُhakim olansın

Eksikliklerini itiraf edip, Allah'ın lütfunu umarak şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Hükmünde ve şeriat olarak belirlediğin şeyde sana karşı gelmekten seni tenzih ve tazim ederiz. Bizi rızıklandırdığın ilimden başkasını da bilmeyiz. Sen Alîm'sin hiçbir şey sana gizli kalmaz. Sen Hakîm'sin kader ve şeriat olarak belirlediğin şeyleri yerli yerince koyarsın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

33

قَالَ يَٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ ۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

Allah şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah: “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” buyurdu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَ(Allah) dedi ki
يَٰٓـَٔادَمُey Adem
أَنۢبِئْهُمbunlara haber ver
بِأَسْمَآئِهِمْonların isimlerini
فَلَمَّآne zaman ki
أَنۢبَأَهُمbunlara haber verince
بِأَسْمَآئِهِمْonların isimlerini
قَالَ(Allah) dedi ki
أَلَمْdeğil miydim?
أَقُلsize demiş
لَّكُمْsize
إِنِّىٓşüphesiz ben
أَعْلَمُbilirim
غَيْبَgayblarını
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَأَعْلَمُve bilirim
مَاşeyleri
تُبْدُونَsizin açıkladıklarınız
وَمَاve şeyleri
كُنتُمْolduğunuz
تَكْتُمُونَgizlemekte

O zaman Allah Teâlâ Âdem'e: "O eşyaların isimlerini onlara haber ver." dedi. Rabbinin öğrettiği gibi onlara haber verdiğinde, Allah, meleklere: "Şüphesiz yeryüzünde ve göklerde gizli olanı, açığa vurduğunuzu ve kendi nefislerinizde gizli tuttuğunuzu ben bilirim demedim mi?" buyurdu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

34

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِءَادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ أَبَىٰ وَٱسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلْكَٰفِرِينَ

Hani Meleklere: "Âdem'e (saygı ve hürmet için) secde edin!" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen secde edivermişlerdi. İblis bundan kaçınmış, büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştu.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
قُلْنَاdemiştik
لِلْمَلَٰٓئِكَةِMeleklere
ٱسْجُدُوا۟secde edin
لِءَادَمَAdem'e
فَسَجَدُوٓا۟hemen secde ettiler
إِلَّآhariç
إِبْلِيسَİblis
أَبَىٰkaçındı
وَٱسْتَكْبَرَve kibirlendi
وَكَانَve oldu
مِنَinkarcılardan
ٱلْكَٰفِرِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah Teâlâ meleklere Âdem için ihtiram ve saygı secdesi etmelerini emrettiğini beyan etmiştir. Bunun akabinde melekler Allah'ın emrini yerine getirmek için bir an önce secde ettiler. Ancak cinlerden olan İblis secde etmedi. Kendini Âdem'den üstün görerek Allah'ın emrine karşı gelip secde etmekten imtina etti. Bu ameliyle Allah Teâlâ'ya karşı gelerek küfre girenlerden oldu.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

35

وَقُلْنَا يَٰٓـَٔادَمُ ٱسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ ٱلْجَنَّةَ وَكُلَا مِنْهَا رَغَدًا حَيْثُ شِئْتُمَا وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ ٱلشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ve demiştik ki: "Ey Âdem! Sen ve eşin Cennet'e yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقُلْنَاve dedik ki
يَٰٓـَٔادَمُey Adem
ٱسْكُنْoturun
أَنتَsen
وَزَوْجُكَve eşin
ٱلْجَنَّةَcennette
وَكُلَاve yeyin
مِنْهَاondan
رَغَدًاbol bol
حَيْثُyerde
شِئْتُمَاdilediğiniz
وَلَاyaklaşmayın
تَقْرَبَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هَٰذِهِşu
ٱلشَّجَرَةَağaca
فَتَكُونَاolursunuz
مِنَzalimlerden
ٱلظَّٰلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Dedik ki: Ey Âdem! Sen ve eşin -Havva- cennete yerleşin. Cennet'in hangi mekânından isterseniz afiyetle bol bol yiyin, orada rahatsızlık veren hiçbir şey yoktur. Siz ikinize (meyvesini) yemeği yasakladığım şu ağaca kesinlikle yaklaşmayın. Size emrettiğim şeye karşı gelerek zalimlerden olursunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

36

فَأَزَلَّهُمَا ٱلشَّيْطَٰنُ عَنْهَا فَأَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ ۖ وَقُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّۭ ۖ وَلَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مُسْتَقَرٌّۭ وَمَتَٰعٌ إِلَىٰ حِينٍۢ

Derken şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara: "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde sizin için bir barınak ve belli bir süreye kadar orada yaşamak vardır." dedik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَأَزَلَّهُمَاonlar(ın ayağın)ı kaydırdı
ٱلشَّيْطَٰنُşeytan
عَنْهَاoradan
فَأَخْرَجَهُمَاçıkardı
مِمَّاyerden
كَانَاbulundukları
فِيهِiçinde
وَقُلْنَاve dedik ki
ٱهْبِطُوا۟inin
بَعْضُكُمْkiminiz
لِبَعْضٍkiminize
عَدُوٌّۭdüşman olarak
وَلَكُمْsizin için vardır
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مُسْتَقَرٌّۭkalmak
وَمَتَٰعٌve nimet
إِلَىٰbir süre
حِينٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Şeytan o ikisine vesvese vermeye ve (o ağacın meyvesinden yemeyi) güzel göstermeye devam etti. Ta ki Allah'ın o ikisine yemeği yasakladığı ağaçtan yeme yanlışına düşürerek ayaklarını kaydırdı. Bu ikisinin cezası Allah'ın onları içinde yaşadıkları cennetten çıkarması oldu. Allah o ikisine ve şeytana şöyle buyurdu: Birbirinize düşman olarak yeryüzüne inin. Sizin için yeryüzünde ecelleriniz bitene ve kıyamet kopana kadar orada yaşamak ve hayırlarından istifade etmek vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

37

فَتَلَقَّىٰٓ ءَادَمُ مِن رَّبِّهِۦ كَلِمَٰتٍۢ فَتَابَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

Derken, Âdem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabbine yalvardı). O da bunun üzerine tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir, çok bağışlayandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَتَلَقَّىٰٓderken aldı
ءَادَمُAdem
مِنRabbinden
رَّبِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَلِمَٰتٍۢkelimeler
فَتَابَtevbesini kabul etti
عَلَيْهِonun
إِنَّهُۥşüphesiz
هُوَO
ٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edendir
ٱلرَّحِيمُçok esirgeyendir

Âdem, Allah'ın kendisine vahyettiği kelimeleri aldı. Allah o kelimelerle dua etmeyi ona ilham etti. Bu, Allah Teâlâ'nın şu buyruğunda zikredilmiştir: "Dediler ki: Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan muhakkak ki biz hüsrana uğrayanlardan oluruz." (A'raf Suresi: 23) Bunun akabinde Allah onun tövbesini kabul etti ve onu bağışladı. O -Subhanehu ve Teâlâ- kullarının tövbesini çokça kabul eden, onlara merhamet edendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

38

قُلْنَا ٱهْبِطُوا۟ مِنْهَا جَمِيعًۭا ۖ فَإِمَّا يَأْتِيَنَّكُم مِّنِّى هُدًۭى فَمَن تَبِعَ هُدَاىَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Dedik ki: "Hepiniz oradan (Cennet'ten) inin.Tarafımdan size bir yol gösterici gelir de kim ona uyarsa, onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قُلْنَاdedik
ٱهْبِطُوا۟inin
مِنْهَاoradan
جَمِيعًۭاhepiniz
فَإِمَّاzaman
يَأْتِيَنَّكُمsize geldiği
مِّنِّىbenden
هُدًۭىbir hidayet
فَمَنkimler
تَبِعَuyarsa
هُدَاىَbenim hidayetime
فَلَاartık yoktur
خَوْفٌbir korku
عَلَيْهِمْonlara
وَلَاve olmazlar
هُمْonlar
يَحْزَنُونَüzülenlerden

Onlara dedik ki: Hepiniz cennetten yeryüzüne inin. Resullerim tarafından size hidayet gelecek olursa, kim ona tabi olur ve resullerime iman ederse, ahirette onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar dünyada kaçırdıkları şeylere de üzülmezler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

39

وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Ayetlerimizi yalanlayıp, inkâr edenler cehennemliktirler. Onlar, orada ebedi kalacaklardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱلَّذِينَve kimseler
كَفَرُوا۟inkar eden
وَكَذَّبُوا۟ve yalanlayan
بِـَٔايَٰتِنَآayetlerimizi
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
أَصْحَٰبُhalkıdır
ٱلنَّارِateş
هُمْonlar
فِيهَاorada
خَٰلِدُونَebedi kalacaklardır

Ayetlerimizi yalanlayıp, inkâr edenler var ya; işte onlar Cehennem ehlidir ve oradan kesinlikle çıkmayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

40

يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَوْفُوا۟ بِعَهْدِىٓ أُوفِ بِعَهْدِكُمْ وَإِيَّٰىَ فَٱرْهَبُونِ

Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim vaadi yerine getireyim. Yalnızca benden korkun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰبَنِىٓey oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
ٱذْكُرُوا۟hatırlayın
نِعْمَتِىَni'metleri
ٱلَّتِىٓo ki;
أَنْعَمْتُni'metlendirdim
عَلَيْكُمْsizleri
وَأَوْفُوا۟ve tutun
بِعَهْدِىٓbana verdiğiniz sözü
أُوفِben de tutayım
بِعَهْدِكُمْsize verdiğim sözü
وَإِيَّٰىَve sadece benden
فَٱرْهَبُونِkorkun

Ey Allah'ın peygamberi Yakup'un çocukları! Allah'ın size bahşetmiş olduğu bir çok nimetini hatırlayıp şükredin. Bana ve resullerime iman etmek, şeriatlerim üzere amel etmek için vermiş olduğunuz sözleri yerine getirmeye bağlı kalın. Eğer bu sözleri yerine getirirseniz ben de size vadettiğim sözleri yerine getirir; bu dünyada güzel bir hayat ve kıyamet gününde yaptıklarınıza güzel karşılıkla karşılık veririm. Yalnızca benden korkun ve bana vermiş olduğunuz sözleri bozmayın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

41

وَءَامِنُوا۟ بِمَآ أَنزَلْتُ مُصَدِّقًۭا لِّمَا مَعَكُمْ وَلَا تَكُونُوٓا۟ أَوَّلَ كَافِرٍۭ بِهِۦ ۖ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِى ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا وَإِيَّٰىَ فَٱتَّقُونِ

Elinizde bulunan Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğim Kur’an’a iman edin ve onu inkâr edenlerin ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir paha karşılığında satmayın; yalnızca benden sakının!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَءَامِنُوا۟ve inanın
بِمَآşeye
أَنزَلْتُindirdiğim
مُصَدِّقًۭاdoğrulayıcı olarak
لِّمَاbulunanı
مَعَكُمْsizin yanınızda
وَلَاve olmayın
تَكُونُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوَّلَilk
كَافِرٍۭinkar eden
بِهِۦonu
وَلَاve satmayın
تَشْتَرُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِـَٔايَٰتِىbenim ayetlerimi
ثَمَنًۭاbedele
قَلِيلًۭاazıcık
وَإِيَّٰىَve benden
فَٱتَّقُونِsakının

Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirdiğim Kur'an'a iman edin. Zira Allah'ın birliği ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliği konuları tahrif edilmemiş olan Tevratla da uyuşmaktadır. Bunu inkâr eden ilk topluluk olmaktan sakının. İndirmiş olduğum ayetlerimi yöneticilik ve makam gibi az bir paha karşılığında değiştirmeyin. Gazabımdan ve azabımdan korkun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

42

وَلَا تَلْبِسُوا۟ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُوا۟ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

Hakka batılı karıştırmayın, bile bile hakkı gizlemeyin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاve katıştırmayın
تَلْبِسُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحَقَّgerçeği
بِٱلْبَٰطِلِbatılla
وَتَكْتُمُوا۟ve gizlemeyin
ٱلْحَقَّhakkı
وَأَنتُمْsiz
تَعْلَمُونَbildiğiniz halde

-Resullerime indirdiğim- hakkı, atmış olduğunuz yalanlarla karıştırmayın. Emin ve kesin olarak onu bildiğiniz halde kitaplarınızda gelen Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hak olan vasıflarını gizlemeyin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

43

وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَٱرْكَعُوا۟ مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ

Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte rükû edin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَقِيمُوا۟ve kılın
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَءَاتُوا۟ve verin
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَٱرْكَعُوا۟ve ruku edin
مَعَberaber
ٱلرَّٰكِعِينَrüku edenlerle

Rukünleri, farzları ve sünnetleri ile birlikte namazı tam bir şekilde eda edin. Allah'ın sizin elinize vermiş olduğu malların zekâtını çıkartıp verin. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetinden itaat edenlerle birlikte Allah'a itaat edin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

44

۞ أَتَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ ٱلْكِتَٰبَ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

İnsanlara iyiliği emredersiniz de, kendinizi unutur musunuz? Kitabı (Tevrat'ı) okuyup durduğunuz halde düşünmez misiniz?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَتَأْمُرُونَemir mi ediyorsunuz
ٱلنَّاسَinsanlara
بِٱلْبِرِّiyiliği
وَتَنسَوْنَunutuyorsunuz da
أَنفُسَكُمْkendinizi
وَأَنتُمْve siz
تَتْلُونَokuduğunuz halde
ٱلْكِتَٰبَKitabı
أَفَلَاhâlâ
تَعْقِلُونَaklınızı kullanmıyor musunuz?

Siz kendi nefislerinizi unutarak yüz çevirdiğiniz halde başkalarına imanı ve hayır işlemeyi emretmenizden daha kötü ne olabilir. Sizler Tevrat’ı okuyorsunuz, onda Allah'ın dinine ve resullerini tasdik etmeye ittiba etmenin emredildiğini biliyorsunuz. Akıllarınızı kullanmıyor musunuz?!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

45

وَٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ ۚ وَإِنَّهَا لَكَبِيرَةٌ إِلَّا عَلَى ٱلْخَٰشِعِينَ

Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin ve şüphesiz bu (namaz), huşu duyanlardan başkasına ağır gelir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱسْتَعِينُوا۟yardım dileyin
بِٱلصَّبْرِsabırla
وَٱلصَّلَوٰةِve namazla
وَإِنَّهَاşüphesiz bu
لَكَبِيرَةٌağır gelir
إِلَّاbaşkasına
عَلَىsaygı gösterenlerden
ٱلْخَٰشِعِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Allah'a yakınlaştıran ve ulaştıran namaz ve sabır ile dinî ve dünyevi bütün hallerinizde yardım talep edin. Eğer böyle yaparsanız size yardım eder, sizi muhafaza eder ve size zarar verecek şeyleri giderir. Şüphesiz ki namaz, Rablerine itaat edenlerin dışındakilere çok ağır gelir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

46

ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَٰقُوا۟ رَبِّهِمْ وَأَنَّهُمْ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

Onlar, Rablerine kavuşacaklarını ve gerçekten O’na döneceklerini bilirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
يَظُنُّونَbilirler
أَنَّهُمşüphesiz onlar
مُّلَٰقُوا۟kavuşacaklardır
رَبِّهِمْRablerine
وَأَنَّهُمْve gerçekten onlar
إِلَيْهِO'na
رَٰجِعُونَdöneceklerdir

Çünkü onlar kıyamet gününde Rablerine ulaşıp kavuşacaklarına kesin olarak inanırlar. Şüphesiz ki; onlar amellerinin karşılığını vermesi için O'na döneceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

47

يَٰبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ ٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتِىَ ٱلَّتِىٓ أَنْعَمْتُ عَلَيْكُمْ وَأَنِّى فَضَّلْتُكُمْ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi diğer toplumlara üstün kıldığımı hatırlayıp, anın.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰبَنِىٓey oğulları
إِسْرَٰٓءِيلَİsrail
ٱذْكُرُوا۟hatırlayın
نِعْمَتِىَni'metimi
ٱلَّتِىٓki
أَنْعَمْتُni'metlendirdim
عَلَيْكُمْsizi
وَأَنِّىve şüphesiz
فَضَّلْتُكُمْsizi üstün kıldım
عَلَىüzerine
ٱلْعَٰلَمِينَalemler

Ey Allah'ın peygamberi Yakup'un evlatları! Size vermiş olduğum dini ve dünyevi nimetlerimi hatırlayın. Şüphesiz ki benim, zamanınızda yaşayan muasırlarınıza karşı sizi peygamberlik ve hükümdarlıkla üstün tuttuğumu hatırlayın.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

48

وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًۭا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍۢ شَيْـًۭٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَٰعَةٌۭ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌۭ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) bir şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidyenin alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱتَّقُوا۟ve sakının
يَوْمًۭاgünden
لَّاcezalandırılmaz
تَجْزِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
نَفْسٌhiç kimse
عَنkimseden(günahından)
نَّفْسٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًۭٔاbir şey
وَلَاkabul edilmez
يُقْبَلُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهَاkimseden
شَفَٰعَةٌۭşefaat da
وَلَاve alınmaz
يُؤْخَذُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْهَاondan
عَدْلٌۭfidye de
وَلَاve yapılamaz
هُمْonlara
يُنصَرُونَhiçbir yardım

Kendiniz ile kıyamet gününün azabı arasında emirleri yerine getirip yasakları terk ederek korunak edinin. O gün kimse kimseye fayda sağlayamaz. O günde bir zararı def etmek veya bir fayda sağlamak için Allah'ın izni olmadan bir kimsenin (başka bir kimseye) şefaati kabul edilmez. Yeryüzü dolusu altın dahi olsa fidye olarak kabul edilmez. O günde onlara yardımcı olacak kimse yoktur. Şefaatçinin fayda vermediği, fidyenin kabul edilmediği ve yardımcının da olmadığı zaman kaçış nereyedir?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

49

وَإِذْ نَجَّيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ يُذَبِّحُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ ۚ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌۭ

Hani size azabın en kötüsünü tattıran, yeni doğan oğullarınızı boğazlayan ve kızlarınızı hayatta bırakan Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık ve bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
نَجَّيْنَٰكُمsizi kurtarmıştık
مِّنْailesinden
ءَالِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِرْعَوْنَFir'avn
يَسُومُونَكُمْonlar size reva görüyor
سُوٓءَen kötüsünü
ٱلْعَذَابِazabın
يُذَبِّحُونَboğazlayıp
أَبْنَآءَكُمْoğullarınızı
وَيَسْتَحْيُونَsağ bırakıyorlardı
نِسَآءَكُمْkadınlarınızı
وَفِىve vardı
ذَٰلِكُمbunda sizin için
بَلَآءٌۭbir imtihan
مِّنRabbinizden
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَظِيمٌۭbüyük

Ey İsrailoğulları! Çeşitli azaplarla size azap eden Firavun'un avanelerinden sizi kurtardığımız zamanı hatırlayın. Öyle ki (yeryüzünde) varlığınız kalmasın diye oğullarınızı keserek öldürüyorlardı. Ve daha da ileri giderek size ihanet etmek ve küçük düşürmek için kendilerine hizmet eden kadın olsunlar diye kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Firavun ve avanesinin zulmünden sizi kurtarması Rabbinizden büyük bir imtihandır. Umulur ki şükredersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

50

وَإِذْ فَرَقْنَا بِكُمُ ٱلْبَحْرَ فَأَنجَيْنَٰكُمْ وَأَغْرَقْنَآ ءَالَ فِرْعَوْنَ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun hanedanını suda boğmuştuk.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذْhani
فَرَقْنَاyarmıştık;
بِكُمُsizin için
ٱلْبَحْرَdenizi
فَأَنجَيْنَٰكُمْsizi kurtarmış
وَأَغْرَقْنَآve boğmuştuk
ءَالَailesini
فِرْعَوْنَFir'avn
وَأَنتُمْve siz de
تَنظُرُونَgörüyordunuz

Size gönderdiğimiz nimetlerimizi hatırlayıp, anın. Sizin için denizi yarıp, üzerinde yürüyeceğiniz bir yol haline getirdik. Ardından sizleri kurtarıp, düşmanınız firavun ve avenesini gözlerinizin önünde boğduk. Sizler onların bu halini gördünüz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

Sûre Hakkında

Bakara Sûresi, 286 ayetiyle Kur'an'ın en uzun sûresidir ve iman esasları, ibadet hükümleri (namaz, oruç, hac, sadaka gibi konulara kısmi değinmeler) ile İsrailoğulları'na dair kıssaları bir arada işler. Sûre ayrıca kıblenin Mescid-i Aksâ'dan Kâbe'ye çevrildiğini bildiren ayetleri (yaklaşık 142-150. ayetler) ve boşanma, miras, borçlanma, ticaret gibi toplumsal-hukuki konuları düzenleyen geniş bir bölümü içerir; bu yönüyle Kur'an'ın en kapsamlı hüküm ayetlerinden bir kısmını barındırır. Sûre içinde yer alan Âyetü'l-Kürsî (255. ayet — Allah'ın ilmini ve mutlak hâkimiyetini anlatan tek ayet) ve son iki ayet (285-286 — "Âmenerresûlü" olarak bilinir, Peygamber ve müminlerin iman ikrarını af ve bağışlanma dilekleriyle birlikte içerir), ayrı ayrı geniş bir okuma geleneğine sahiptir.

Ana Temalar

  • İman ve küfür ayrımı
  • Kıble değişimi ve toplumsal-hukuki hükümler
  • İsrailoğulları kıssaları
  • Âyetü'l-Kürsî ve tevhid
  • Âmenerresûlü — iman ikrarı ve af dileği

Ne Zaman Okunur?

Bakara'nın tamamının belirli bir okuma vaktine bağlı olduğuna dair bir hüküm yoktur; genel tilavet kapsamındadır. Bir hadis rivayetinde "içinde Bakara Sûresi okunan eve şeytanın yaklaşmadığı" aktarılır — bu rivayet evde düzenli okuma alışkanlığı bağlamında sıkça anılır, kesin bir sonuç vaadi olarak anlaşılmamalıdır.

Hızlı Bağlantılar

Sık Sorulan Sorular

Bakara Suresi neden bu kadar uzundur?

Bakara, Medine döneminde farklı zamanlarda inen ayetlerin bir araya gelmesiyle oluşan, iman esasları, ibadet ve toplumsal hükümler ile kıssaları bir arada işleyen kapsamlı bir sûredir. Uzunluğu, Medine döneminde İslam toplumunun karşılaştığı çok çeşitli konulara (ibadet, hukuk, ahlak) değinme ihtiyacından kaynaklanır.

Bakara Sûresi kıble değişimini anlatır mı?

Evet. Bakara Sûresi'nin yaklaşık 142-150. ayetleri, namazda yönelinen kıblenin Mescid-i Aksâ'dan Kâbe'ye çevrildiğini bildirir. Bu ayetler aynı zamanda toplumsal-hukuki konuları (boşanma, miras, ticaret) düzenleyen geniş bölümle birlikte sûrenin en kapsamlı hüküm kısımlarından birini oluşturur.

Âmenerresûlü nedir?

Âmenerresûlü, Bakara Sûresi'nin son iki ayetine (285-286) verilen isimdir. Bu ayetler Peygamber'in ve müminlerin iman ikrarını, Allah'ın kullarına gücünün üstünde yük yüklemeyeceği güvencesini ve af/bağışlanma dileklerini içerir; ayrı bir okuma geleneğine sahiptir.

Tüm sorular →

İlgili İçerik

Kaynaklar