Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Bakara Sûresi 151–200. Ayetler

151–200. AyetlerSayfa 4 / 6
151

كَمَآ أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًۭا مِّنكُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا۟ تَعْلَمُونَ

Nitekim içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi tertemiz yapan, size kitabı, hikmeti ve bilmediğiniz şeyleri öğreten, sizden bir elçi gönderdik.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كَمَآgibi
أَرْسَلْنَاgönderdiğimiz
فِيكُمْkendi içinizden
رَسُولًۭاbir Elçi
مِّنكُمْsizden olan
يَتْلُوا۟okuyan
عَلَيْكُمْsize
ءَايَٰتِنَاayetlerimizi
وَيُزَكِّيكُمْve sizi temizleyen
وَيُعَلِّمُكُمُve size öğreten
ٱلْكِتَٰبَKitabı
وَٱلْحِكْمَةَve hikmeti
وَيُعَلِّمُكُمve size öğreten
مَّاşeyleri
لَمْolduğunuz
تَكُونُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تَعْلَمُونَbilmiyor

Nitekim size ayetlerimizi okuyan, fazilet ve iyilikleri emrederek, rezillikleri ve kötülükleri yasaklayarak sizi temizleyen, Kur'an'ı, sünneti, din ve dünya meselelerinizden bilmediklerinizi size öğreten, kendi içinizden bir peygamber göndererek sizi başka bir nimetle nimetlendirdik.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

152

فَٱذْكُرُونِىٓ أَذْكُرْكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِى وَلَا تَكْفُرُونِ

O halde yalnız beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın bana nankörlük etmeyin!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱذْكُرُونِىٓÖyle ise beni anın
أَذْكُرْكُمْben de sizi anayım
وَٱشْكُرُوا۟ve şükredin
لِىbana
وَلَاve
تَكْفُرُونِinkar etmeyin

Beni kalpleriniz ve azalarınızla zikredin ki, ben de, överek ve muhafaza ederek sizleri anayım. Her amelin karşılığı, o amelin türüne göre verilir. Size verdiğim nimetlerimden ötürü bana şükredin ve sakın bunları inkâr ederek veya size haram kılınan işlerde kullanarak nankörlük etmeyin.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

153

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱسْتَعِينُوا۟ بِٱلصَّبْرِ وَٱلصَّلَوٰةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin! Şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inanan
ٱسْتَعِينُوا۟(Allah'tan) yardım isteyin
بِٱلصَّبْرِsabır ile
وَٱلصَّلَوٰةِve namazla
إِنَّmuhakkak ki
ٱللَّهَAllah
مَعَberaberdir
ٱلصَّٰبِرِينَsabredenlerle

Ey İman edenler! Bana itaat etmek ve emirlerimi yerine getirmek suretiyle sabrederek ve namaz kılarak benden yardım dileyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir. Onları muvaffak kılar ve onlara yardım eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

154

وَلَا تَقُولُوا۟ لِمَن يُقْتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتٌۢ ۚ بَلْ أَحْيَآءٌۭ وَلَٰكِن لَّا تَشْعُرُونَ

Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz anlayamazsınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاdemeyin
تَقُولُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِمَنkimselere
يُقْتَلُöldürülen
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
أَمْوَٰتٌۢölüdürler
بَلْbilakis
أَحْيَآءٌۭonlar diridirler
وَلَٰكِنama
لَّاolmazsınız
تَشْعُرُونَsiz farkında

Ey Müminler! Allah yolunda cihat ederken öldürülen kimseler hakkında "Muhakkak onlar da başkalarının öldüğü gibi ölmüş kimselerdir" demeyin. Bilakis onlar, Rablerinin katında diridirler, fakat sizler onların yaşamını idrak edemiyorsunuz. Çünkü onların hayatı, Allah Teâlâ’dan gelecek bir vahyin dışında anlaşılmasının herhangi bir yolu olmayan, özel bir yaşamdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

155

وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَىْءٍۢ مِّنَ ٱلْخَوْفِ وَٱلْجُوعِ وَنَقْصٍۢ مِّنَ ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِ ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ

Andolsun ki sizi, biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiklikle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَنَبْلُوَنَّكُمandolsun sizi imtihan edeceğiz
بِشَىْءٍۢşeylerle
مِّنَ(gibi)
ٱلْخَوْفِkorku
وَٱلْجُوعِve açlık
وَنَقْصٍۢve noksanlığı
مِّنَmallarınızın
ٱلْأَمْوَٰلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْأَنفُسِve canlarınızın
وَٱلثَّمَرَٰتِve ürünlerinizin
وَبَشِّرِve müjdele
ٱلصَّٰبِرِينَsabredenleri

Yemin olsun ki biz, düşmanınızdan korkmanız, yemek kıtlığından dolayı yaşadığınız açlık, mal ve mülkün yok olması yahut mal ve mülk edinmenin zorlaşmasından dolayı nadir hale gelmesi, insanların ölümüne sebep olan afetler yahut Allah yolunda şehit olarak can vermeniz, toprak ürünlerinin eksilmesi gibi musibetlerle sizleri imtihan etmekteyiz. Ey peygamber! Sen bu musibetlere sabredenleri dünya ve ahiret yurdunda mutlu edecek haberlerle müjdele.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

156

ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌۭ قَالُوٓا۟ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيْهِ رَٰجِعُونَ

Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman "Muhakkak biz Allah'a aitiz ve şüphesiz O'na geri döneceğiz" derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلَّذِينَonlar ki
إِذَآzaman
أَصَٰبَتْهُمonlara eriştiği
مُّصِيبَةٌۭbir bela
قَالُوٓا۟derler
إِنَّاşüphesiz biz
لِلَّهِAllah içiniz
وَإِنَّآve şüphesiz biz
إِلَيْهِO'na
رَٰجِعُونَdöneceğiz

O kimseler, başlarına bu musibetlerden biri geldiği zaman, rıza ve teslimiyet göstererek "Muhakkak biz Allah'ın hükmü altındayız ve O, bizim üzerimizde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Şüphesiz kıyamet günü tekrar O'na döneceğiz. Bizi O yarattı ve bize çeşitli nimetlerle ikramda bulundu. Bizim dönüş yerimiz ve işimizin sonu onun huzurudur" derler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

157

أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَٰتٌۭ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌۭ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُهْتَدُونَ

Onlar, Rablerinden övgü ve rahmete mazhar olanlardır. İşte onlar, doğru yolu bulanlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَİşte
عَلَيْهِمْhep onlar içindir
صَلَوَٰتٌۭbağışlamalar
مِّنRablerinden
رَّبِّهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَرَحْمَةٌۭve rahmet
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte
هُمُonlardır
ٱلْمُهْتَدُونَdoğru yolu bulanlar

Bu sıfatlarla nitelenen kimselere, yüce melekler topluluğunun arasında Allah'tan bir övgü ve üzerlerine inen bir rahmet vardır. İşte onlar hak yola giden doğru yolu bulmuş kimselerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

158

۞ إِنَّ ٱلصَّفَا وَٱلْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ ٱللَّهِ ۖ فَمَنْ حَجَّ ٱلْبَيْتَ أَوِ ٱعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَا ۚ وَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًۭا فَإِنَّ ٱللَّهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ

Şüphesiz Safâ ve Merve Allah'ın nişanelerindendir. Her kim Kâbe’de hac veya umre yaparsa, o ikisini tavaf etmesinde de bir sakınca yoktur. Kim gönülden bir iyilik yaparsa, muhakkak ki Allah şükrün karşılığını veren ve her şeyi bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلصَّفَاSafa
وَٱلْمَرْوَةَve Merve
مِنnişanlarındandır
شَعَآئِرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'ın
فَمَنْkim
حَجَّhacceder
ٱلْبَيْتَEv'i
أَوِya da
ٱعْتَمَرَömre yaparsa
فَلَاyoktur
جُنَاحَhiçbir günah
عَلَيْهِkendisine
أَنtavaf etmesinde
يَطَّوَّفَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِهِمَاonları
وَمَنve kim
تَطَوَّعَkendiliğinden yaparsa
خَيْرًۭاbir iyilik
فَإِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
شَاكِرٌkarşılığını verir
عَلِيمٌ(yaptığını) bilir

Hiç şüphesiz Kâbe’nin yakınında yer alan, Safa ve Merve tepeleri olarak bilinen bu iki yüksek tepe, şeriatın görünen alametlerindendir. Her kim hac ibadeti veya umre yapmak için Kâbe’ye gitmek isterse, bu iki tepe arasında sa'y yapmasında bir günah yoktur. Bir günah yoktur ifadesi ile, burada sa'y yapmayı cahiliye dönemi amellerinden biri olarak kabul edip, ikisi arasında sa'y yapmaktan çekinen Müslüman kimseler emin kılınmaktadır. Zira Allah Teâlâ bunun hac ibadeti amellerinden biri olduğunu beyan etmiştir. Her kim halis bir niyetle müstehap olan ibadetleri nafile olarak yaparsa, şüphesiz Allah hayırda bulunan ve sevaba müstahak olanları çok iyi bilir ve onun şükrünün karşılığını verir. Bu ameli ondan kabul eder ve buna karşılık onu ödüllendirir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

159

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلْنَا مِنَ ٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلْهُدَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا بَيَّنَّٰهُ لِلنَّاسِ فِى ٱلْكِتَٰبِ ۙ أُو۟لَٰٓئِكَ يَلْعَنُهُمُ ٱللَّهُ وَيَلْعَنُهُمُ ٱللَّٰعِنُونَ

İndirdiğimiz apaçık delilleri ve dosdoğru yolu, kitapta insanlara açıkladıktan sonra gizleyenlere gelince, onlara Allah da lanet eder, bütün lanet ediciler de lanet ederler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّdoğrusu
ٱلَّذِينَkimseler
يَكْتُمُونَgizleyen
مَآşeyleri
أَنزَلْنَاindirdiğimiz
مِنَaçık delillerden
ٱلْبَيِّنَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْهُدَىٰve hidayeti
مِنۢsonra
بَعْدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاbiz açıkça belirttikten
بَيَّنَّٰهُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِلنَّاسِinsanlara
فِىKitapta
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlara
يَلْعَنُهُمُla'net eder
ٱللَّهُAllah
وَيَلْعَنُهُمُve la'net eder
ٱللَّٰعِنُونَbütün la'net edebilenler

Peygamberin ve getirdiklerinin doğruluğuna delalet eden indirdiğimiz delilleri onların kitaplarında insanlara gösterdikten sonra, Yahudilerden, Hristiyanlardan ve diğerlerinden bunları gizleyenleri Allah rahmetinden uzak kılacak; melekler, peygamberler ve bütün insanlar da onların Allah'ın rahmetinden kovulmaları için beddua edeceklerdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

160

إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَبَيَّنُوا۟ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَتُوبُ عَلَيْهِمْ ۚ وَأَنَا ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

Ancak tövbe edip ıslah edenler ve gizlediklerini beyan edenler bundan müstesnadır. Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çokça kabul edip pek çok merhamet edenim.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِلَّاancak hariç
ٱلَّذِينَ(kimseler)
تَابُوا۟tevbe edip
وَأَصْلَحُوا۟uslananlar
وَبَيَّنُوا۟ve (gerçeği) açıklayanlar
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
أَتُوبُtevbelerini kabul ederim
عَلَيْهِمْonların
وَأَنَاçünkü ben
ٱلتَّوَّابُtevbeyi çok kabul edenim
ٱلرَّحِيمُçok esirgeyenim

Bu açık ayetleri gizlemekten pişman olarak, gizli ve açık amellerini ıslah edip, hak ve doğru yoldan gizlemiş oldukları gerçekleri beyan ederek Allah'a dönüp, tövbe edenler bundan müstesnadır. Onların bana itaat etmeye dönmelerini kabul ederim. Zira ben, tövbe eden kulun tövbesini kabul edip ona merhamet ederim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

161

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

İnkâr etmiş ve kâfir olarak can vermiş olanlara gelince, işte Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerinedir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّdoğrusu
ٱلَّذِينَkimseler
كَفَرُوا۟inkar edip te
وَمَاتُوا۟ölen
وَهُمْve onlar
كُفَّارٌkafir olarak
أُو۟لَٰٓئِكَişte
عَلَيْهِمْonların üstünedir
لَعْنَةُla'neti
ٱللَّهِAllah'ın
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklerin
وَٱلنَّاسِve insanların
أَجْمَعِينَtüm

İnkâr etmiş ve tövbe etmeden kâfir olarak ölmüş kimselere gelince, Allah, rahmetinden kovarak onlara lanet eder ve bütün melekler ve insanlar da Allah'ın rahmetinden kovulması ve uzak kılınması için beddua ederler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

162

خَٰلِدِينَ فِيهَا ۖ لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

Onlar ebedî olarak lanet içinde kalırlar. Artık onların ne azapları hafifletilir, ne de bir mühlet verilir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
خَٰلِدِينَebedi kalırlar
فِيهَا(la'net) içinde
لَاhafifletilmez
يُخَفَّفُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَنْهُمُonlardan
ٱلْعَذَابُazab;
وَلَاve yoktur
هُمْonlara
يُنظَرُونَgözetme

Bu lanet içinde sürekli yaşarlar. Azapları bir gün dahi hafifletilmez ve kıyamet günü de onlara asla mühlet verilmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

163

وَإِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌۭ وَٰحِدٌۭ ۖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلرَّحِيمُ

Sizin ilahınız tek bir ilahtır. Ondan bir başka hak ilah yoktur. O, Rahmân ve Rahîm olandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِلَٰهُكُمْTanrınız
إِلَٰهٌۭTanrı'dır
وَٰحِدٌۭbir tek
لَّآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
ٱلرَّحْمَٰنُRahman'dır
ٱلرَّحِيمُRahim'dir

Ey insanlar! Sizin gerçek mabudunuz birdir. Zatında ve sıfatlarında tektir. Ondan başka hak ilah yoktur. O geniş merhamet sahibi Rahmân ve kullarına karşı Rahîm olandır. Zira onlara sayılamayacak kadar çok nimetler bahşeder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

164

إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ وَٱلْفُلْكِ ٱلَّتِى تَجْرِى فِى ٱلْبَحْرِ بِمَا يَنفَعُ ٱلنَّاسَ وَمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مِن مَّآءٍۢ فَأَحْيَا بِهِ ٱلْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ فِيهَا مِن كُلِّ دَآبَّةٍۢ وَتَصْرِيفِ ٱلرِّيَٰحِ وَٱلسَّحَابِ ٱلْمُسَخَّرِ بَيْنَ ٱلسَّمَآءِ وَٱلْأَرْضِ لَءَايَٰتٍۢ لِّقَوْمٍۢ يَعْقِلُونَ

Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ve gündüzün birbirinin ardınca gelişinde, insanların faydalanacağı şeyleri denizde taşıyıp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirdirerek ölmüş olan yeryüzünü dirilttiği suda, ardından orada bütün hayvanları yaymasında, gök ile yer arasında Allah'ın emrine boyun eğmiş rüzgârları ve bulutlar yönlendirmesinde, aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
فِىyaratılışında
خَلْقِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلسَّمَٰوَٰتِgöklerin
وَٱلْأَرْضِve yerin
وَٱخْتِلَٰفِve değişmesinde
ٱلَّيْلِgece
وَٱلنَّهَارِve gündüzün
وَٱلْفُلْكِve gemilerde
ٱلَّتِىtaşıyıp giden
تَجْرِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِىdenizde
ٱلْبَحْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِمَاşeyleri
يَنفَعُfaydasına olan
ٱلنَّاسَinsanların
وَمَآindirip
أَنزَلَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah'ın
مِنَgökten
ٱلسَّمَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنsu
مَّآءٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَأَحْيَاdirilterek
بِهِonunla
ٱلْأَرْضَyeri
بَعْدَsonra
مَوْتِهَاöldükten
وَبَثَّyaymasında
فِيهَاorada
مِنher çeşitten
كُلِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
دَآبَّةٍۢcanlıyı
وَتَصْرِيفِve evirip çevirmesinde
ٱلرِّيَٰحِrüzgarları
وَٱلسَّحَابِve bulutları
ٱلْمُسَخَّرِemre hazır bekleyen
بَيْنَarasında
ٱلسَّمَآءِyer
وَٱلْأَرْضِve gök
لَءَايَٰتٍۢelbette deliller vardır
لِّقَوْمٍۢbir topluluk için
يَعْقِلُونَdüşünen

Hiç şüphe yok ki, göklerin ve yeryüzünün yaratılışında ve orada bulunan yaratılış harikalarında, gece ve gündüzün birbirini takip etmesinde, insanlar için faydalı olan yemek, elbise, ticaret malı ve ihtiyaç duyulan her bir şeyi deniz sularında taşıyarak giden gemilerde, yüce Allah'ın kendisiyle yetişen ekin ve yeşillikleri canlandırmak için gökyüzünden indirdiği yağmur sularında ve bu vesileyle yeryüzüne yaydığı canlı varlıklarda, rüzgârın bir yönden diğer bir yöne değişmesinde, yeryüzü ile gökyüzü arasında alçaltılmış bulutlarda, bütün bu sayılanlarda akıl edebilen hüccetler, delil ve kanıtlardan anlayan kimseler için, Allah Subhânehû'nun birliğini gösteren apaçık deliller vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

165

وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَندَادًۭا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ ٱللَّهِ ۖ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَشَدُّ حُبًّۭا لِّلَّهِ ۗ وَلَوْ يَرَى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ إِذْ يَرَوْنَ ٱلْعَذَابَ أَنَّ ٱلْقُوَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًۭا وَأَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعَذَابِ

İnsanların bir kısmı da, Allah'tan başkalarını O'na denk tutarak, onları, Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise (onlarınkinden) daha fazladır. Keşke o zalimler, azapla yüz yüze geldiklerinde anlayacakları gibi bütün gücün yalnızca Allah'ın olduğunu ve Allah'ın azabının çok çetin olduğunu bir bilselerdi.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمِنَİnsanlardan
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَنkimi
يَتَّخِذُtutar
مِنbaşka
دُونِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah'tan
أَندَادًۭاeşler
يُحِبُّونَهُمْonları severler
كَحُبِّsever gibi
ٱللَّهِAllah'ı
وَٱلَّذِينَ(kimseler)
ءَامَنُوٓا۟inanan(lar)
أَشَدُّen çok
حُبًّۭاseverler
لِّلَّهِAllah'ı
وَلَوْkeşke
يَرَىgörselerdi
ٱلَّذِينَ(kimseler)
ظَلَمُوٓا۟zulmedenler
إِذْzaman
يَرَوْنَgördükleri
ٱلْعَذَابَazabı
أَنَّgerçekten
ٱلْقُوَّةَkuvvetin
لِلَّهِAllah'a aittir
جَمِيعًۭاbütünüyle
وَأَنَّve gerçekten
ٱللَّهَAllah'ın
شَدِيدُşiddetlidir
ٱلْعَذَابِazabı

Bu açık ayetlerle beraber insanlardan bazıları, Allah'ın dışında ilahlar edinerek, onları Allah Teâlâ’ya denk tutarlar. Onları, Allah'ı sevdikleri gibi severler. İman edenlerin Allah'a olan sevgileri ise, bu kimselerin ilahlarına olan sevgilerinden çok daha güçlüdür. Çünkü onlar hiçbir şeyi Allah'a denk tutmazlar ve O'nu rahatlıkta da, darlıkta da severler. Fakat onlar, ilahlarını sadece rahatlıkta severler. Darlık zamanında ise sadece Allah'a dua ederler. O zalimler, şirk ve işledikleri günahlarla ahirette azabı gördükleri zaman, kendi hallerini bir görselerdi, bütün gücün tek sahibinin Allah olduğunu ve kendisine isyan edenlere karşı azabının çok şiddetli olduğunu bilirlerdi. Bunu bir bilselerdi O'na hiç bir şeyi ortak koşmazlardı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

166

إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا۟ مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ وَرَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ ٱلْأَسْبَابُ

O zaman kendilerine uyulanlar, kendilerine uyanlardan uzaklaşacak, azabı görecekler ve aralarındaki bağlar da kopmuş olacaktır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِذْişte
تَبَرَّأَuzak durdular
ٱلَّذِينَkimseler
ٱتُّبِعُوا۟uyulan
مِنَkimselerden
ٱلَّذِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱتَّبَعُوا۟uyan
وَرَأَوُا۟gördüler
ٱلْعَذَابَazabı
وَتَقَطَّعَتْkesildi
بِهِمُonların
ٱلْأَسْبَابُbağları

Kendilerine uyulan önder kimseler, kıyamet gününün korkunç hallerine ve şiddetine şahit olduğunda, kendilerine uyan zayıf kimseleri inkâr ederek onlardan uzaklaşınca, bu kimselerin bütün kurtuluş yolları ve vesileleri de yok olur gider.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

167

وَقَالَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا۟ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةًۭ فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّءُوا۟ مِنَّا ۗ كَذَٰلِكَ يُرِيهِمُ ٱللَّهُ أَعْمَٰلَهُمْ حَسَرَٰتٍ عَلَيْهِمْ ۖ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنَ ٱلنَّارِ

(Kötülere) Uyanlar şöyle derler: “Keşke dünyaya bir dönüşümüz olsaydı da onların şimdi bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşsaydık.” Böylece Allah, onlara işledikleri fiilleri pişmanlık kaynağı olarak gösterir. Onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَالَve şöyle dediler
ٱلَّذِينَkimseler
ٱتَّبَعُوا۟uyan
لَوْkeşke
أَنَّbizim için (mümkün olsaydı)
لَنَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَرَّةًۭbir dönüş (dünyaya)
فَنَتَبَرَّأَuzak dursaydık
مِنْهُمْonlardan
كَمَاgibi
تَبَرَّءُوا۟uzak durdukları
مِنَّاbizden
كَذَٰلِكَböylece
يُرِيهِمُonlara gösterir
ٱللَّهُAllah
أَعْمَٰلَهُمْbütün fiillerini
حَسَرَٰتٍhasretler (pişmanlık kaynağı olarak)
عَلَيْهِمْonlara
وَمَاve değildir
هُمonlar
بِخَٰرِجِينَçıkacak
مِنَateşten
ٱلنَّارِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

O zaman zayıf ve tabi olanlar şöyle diyecekler: “Bizim, dünyaya tekrar geri dönüş şansımız yok mudur ki, önderlerimizin bizi inkâr edip kendilerini bizden uzak kıldıkları gibi, biz de onları inkâr ederek uzak duralım?” Allah, ahiretteki şiddetli azabı onlara gösterdiği gibi, onlara bir pişmanlık ve üzüntü olması için, önderlerine batıl üzerine tabi olmalarının akıbetini de gösterecektir. Onlar, cehennem ateşinden de ebedî olarak çıkamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

168

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَٰلًۭا طَيِّبًۭا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَٰنِ ۚ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّۭ مُّبِينٌ

Ey insanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin. Şeytan'ın adımlarına uymayın! Zira o sizin için apaçık bir düşmandır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلنَّاسُinsanlar
كُلُوا۟yeyin
مِمَّاşeylerden
فِىbulunan
ٱلْأَرْضِyeryüzünde
حَلَٰلًۭاhelal
طَيِّبًۭاtemiz
وَلَاve izlemeyin
تَتَّبِعُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خُطُوَٰتِadımlarını
ٱلشَّيْطَٰنِşeytanın
إِنَّهُۥçünkü o
لَكُمْsizin
عَدُوٌّۭdüşmanınızdır
مُّبِينٌapaçık

Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan, kazancı helal ve temiz olan hayvan, bitki ve ağaç türünden yemeklerden yiyin ve şeytanın, sizi yavaş yavaş içine çektiği yollarını takip etmeyin! Muhakkak ki onun, size olan düşmanlığı çok açıktır. Akıllı bir kimsenin kendisine eziyet etmeye ve saptırmaya gayretli olan düşmanına tabi olması doğru olmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

169

إِنَّمَا يَأْمُرُكُم بِٱلسُّوٓءِ وَٱلْفَحْشَآءِ وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

Muhakkak ki o size, kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاdaima
يَأْمُرُكُمO size emreder
بِٱلسُّوٓءِkötülük
وَٱلْفَحْشَآءِve hayasızlığı
وَأَنve söylemenizi
تَقُولُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَىhakkında
ٱللَّهِAllah
مَاşeyleri
لَاbilmediğiniz
تَعْلَمُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Hiç şüphesiz o size, çirkin ve büyük günahları, Allah'ın dinine dair itikat ve fıkıh konularında Allah’tan ve resulünden gelmeyen, ilim olmayan sözleri söylemenizi emreder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

170

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ قَالُوا۟ بَلْ نَتَّبِعُ مَآ أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ ۗ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْـًۭٔا وَلَا يَهْتَدُونَ

Onlara, (Müşriklere) “Allah'ın indirdiği kitaba uyunuz!” dendiği zaman, “Hayır, biz atalarımızın yoluna uyarız” derler. Ya ataları akıl erdiremeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاzaman
قِيلَdendiği
لَهُمُonlara
ٱتَّبِعُوا۟uyun
مَآşeye
أَنزَلَindirdiği
ٱللَّهُAllah'ın
قَالُوا۟derler
بَلْhayır bilakis
نَتَّبِعُuyarız
مَآşeye (yola)
أَلْفَيْنَاbiz bulduğumuz
عَلَيْهِüzerinde
ءَابَآءَنَآatalarımızı
أَوَلَوْolsalarda mı?
كَانَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَابَآؤُهُمْonların ataları
لَاdüşünmeyen
يَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
شَيْـًۭٔاbir şey
وَلَاve doğru yolu bulamayan
يَهْتَدُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Bu kâfirlere “Allah'ın indirdiği dosdoğru yola ve aydınlığa tabi olun!” diye söylense, onlar inat ederek şöyle derler: “Bilakis bizler atalarımızda gördüğümüz inançlara uyar ve onları taklit ederiz.” Velev ki doğru yol ve aydınlıktan hiçbir şeyi düşünemiyor ve Allah'ın razı olduğu hakikate uymuyor olsalar da mı atalarına uyacaklar?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

171

وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ كَمَثَلِ ٱلَّذِى يَنْعِقُ بِمَا لَا يَسْمَعُ إِلَّا دُعَآءًۭ وَنِدَآءًۭ ۚ صُمٌّۢ بُكْمٌ عُمْىٌۭ فَهُمْ لَا يَعْقِلُونَ

(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kâfirlerin durumu, çobanların çağırdığı fakat, onun bağırıp çağırışından başka bir şey işitmeyen (bir şey anlamayan) hayvanların durumu gibidir. Onlar öyle sağır, dilsiz ve körlerdir ki akıllarını kullanmazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَثَلُdurumu
ٱلَّذِينَkimselerin
كَفَرُوا۟inkar eden
كَمَثَلِhaline benzer
ٱلَّذِىkimsenin
يَنْعِقُhaykıran
بِمَاşeylere(hayvanlara)
لَاbir şey işitmeyen
يَسْمَعُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka
دُعَآءًۭçağırmadan
وَنِدَآءًۭve bağırtıdan
صُمٌّۢsağırdırlar
بُكْمٌdilsizdirler
عُمْىٌۭkördürler
فَهُمْonun için onlar
لَاdüşünmezler
يَعْقِلُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Kâfirlerin atalarına ittiba etmeleri, hayvanlarına seslenerek bağıran çobanın durumu gibidir. Onlar, çobanın sesini duyarlar fakat söylediğini anlamazlar. Kâfirler de hak olan sözü faydalanacakları bir şekilde işitemez sağırdırlar. Onların dilleri hak olan sözü söyleyemez, dili tutulmuş dilsizdir. Gözleri hakkı göremez kördür. Bu yüzden senin davet ettiğin doğru yolu akıl edemiyorlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

172

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُلُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقْنَٰكُمْ وَٱشْكُرُوا۟ لِلَّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve eğer sadece Allah'a ibadet ediyorsanız, O'na şükredin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟inananlar
كُلُوا۟yeyin
مِنiyilerinden
طَيِّبَٰتِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَاne ki
رَزَقْنَٰكُمْsize rızık olarak verdik
وَٱشْكُرُوا۟ve şükredin
لِلَّهِAllah'a
إِنeğer
كُنتُمْiseniz
إِيَّاهُyalnızca ona
تَعْبُدُونَ(ona) tapıyor

Ey Allah'a İman eden ve peygamberine tabi olanlar! Allah'ın sizi rızıklandırdığı ve size mübah kıldığı temiz olan rızıklardan yiyin! Allah’a, size ikram ettiği nimetlerden ötürü açık ve gizli şükredin! O'nun emirlerini yerine getirmekten ve O'na karşı gelmekten sakınmak, Allah Teâlâ’ya yapılan şükürdendir. Şayet hakikaten sadece O'na ibadet ediyorsanız, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın!

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

173

إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيْكُمُ ٱلْمَيْتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحْمَ ٱلْخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ بِهِۦ لِغَيْرِ ٱللَّهِ ۖ فَمَنِ ٱضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍۢ وَلَا عَادٍۢ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ

Allah size, ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanları haram kıldı. Kim bunları yemeye mecbur kalırsa, taşkınlık etmemek, aşırı gitmemek şartıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّمَاşüphesiz
حَرَّمَharam kıldı
عَلَيْكُمُsize
ٱلْمَيْتَةَleş
وَٱلدَّمَve kan
وَلَحْمَve etini
ٱلْخِنزِيرِdomuz
وَمَآve şeyleri
أُهِلَّkesilen
بِهِۦadına
لِغَيْرِbaşkası
ٱللَّهِAllah'tan
فَمَنِama kim
ٱضْطُرَّmecbur kalırsa
غَيْرَsaldırmaksızın
بَاغٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاve sınırı aşmaksızın
عَادٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَآyoktur
إِثْمَgünah
عَلَيْهِona
إِنَّmuhakkak ki
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭçok bağışlayandır
رَّحِيمٌçok esirgeyendir

Allah, dinen uygun olarak kesilmeden ölen hayvanları, akan sıvı kanı, domuz etini ve kesilirken Allah'tan başkasının adı anılarak kesilen hayvanları yemeyi size haram kıldı. Şayet insan, bunlardan yerken ihtiyaç duyduğu kadarından fazla yiyerek aşırı gitmez ve zaruret miktarını aşmadan yemeye mecbur kalırsa, ona bir günah ve bir ceza yoktur. Muhakkak ki Allah kullarından tövbe edenleri çok bağışlayandır ve onlara karşı merhametlidir. Zaruret halinde bu haramlardan yenilmesinden ötürü insanları sorumlu tutmaması da O'nun merhametindendir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

174

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَشْتَرُونَ بِهِۦ ثَمَنًۭا قَلِيلًا ۙ أُو۟لَٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِى بُطُونِهِمْ إِلَّا ٱلنَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Allah'ın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip de, onu az bir kazanç karşılığı değiştirenlere gelince, onlar karınlarını Cehennem ateşinden başka bir şeyle doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّşüphesiz
ٱلَّذِينَkimseler
يَكْتُمُونَgizleyen
مَآbir şey
أَنزَلَindirdiği
ٱللَّهُAllah'ın
مِنَKitaptan
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَيَشْتَرُونَve satanlar
بِهِۦonu
ثَمَنًۭاparaya
قَلِيلًاazıcık
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
مَاbir şey
يَأْكُلُونَyemezler
فِىkarınlarına
بُطُونِهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka
ٱلنَّارَateşten
وَلَاonlara konuşmayacak
يُكَلِّمُهُمُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهُAllah
يَوْمَgünü
ٱلْقِيَٰمَةِKıyamet
وَلَاve onları temizlemeyecektir
يُزَكِّيهِمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَهُمْve onlar için vardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌacıklı

Şüphesiz Yahudi ve Hristiyanların yaptığı gibi Allah'ın indirdiği kitapları, içerdiği hakikat ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğine delalet eden delilleri gizleyenler, bunları yöneticilik, itibar veya mal mülk gibi az bir karşılık elde etmek için yaparlar. Hakikatte onlar karınlarını, cehennem ateşinde azap görmelerine sebep olacak şeylerden başka bir şeyle doldurmazlar. Allah kıyamet günü onlarla hoşlanacakları şeyleri konuşmayacak. Bilakis onların rahatsız olacağı şeyleri konuşacak. Onları günahlarından arındırmayacak, onlara sena da etmeyecek. Ayrıca onlar için elem verici bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

175

أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلضَّلَٰلَةَ بِٱلْهُدَىٰ وَٱلْعَذَابَ بِٱلْمَغْفِرَةِ ۚ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى ٱلنَّارِ

Onlar doğru yolu bırakıp sapıklığı; mağfireti bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Ateşe karşı ne kadar dayanıklıdırlar!

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُو۟لَٰٓئِكَonlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
ٱشْتَرَوُا۟satın alan
ٱلضَّلَٰلَةَsapıklığı
بِٱلْهُدَىٰhidayet karşılığında
وَٱلْعَذَابَve azab
بِٱلْمَغْفِرَةِmağfiret karşılığında
فَمَآne kadar
أَصْبَرَهُمْcesaretlidirler
عَلَىkarşı
ٱلنَّارِateşe

İnsanların ihtiyaç duyduğu ilmi gizlemekle nitelenenler, gerçek ilmi gizleyerek hidayeti sapıklıkla, Allah'ın bağışlamasını Allah'ın azabıyla değiştirmişlerdir. Onlar, cehennem ateşine girmelerine sebep olan bu şeyleri yapmaya ne kadar da sabırlılar. Sanki bu yaptıklarında gösterdikleri sabırla cehennem azabını umursamıyorlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

176

ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ نَزَّلَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ ۗ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِى ٱلْكِتَٰبِ لَفِى شِقَاقٍۭ بَعِيدٍۢ

Bu azabın sebebi şudur: Şüphesiz Allah, bu kitabı hak olarak indirmiştir. O kitap hakkında ihtilafa düşenler elbette haktan uzak bir ayrılık içindedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ذَٰلِكَişte böyle
بِأَنَّgerçekten
ٱللَّهَAllah
نَزَّلَindirmiştir
ٱلْكِتَٰبَKitabı
بِٱلْحَقِّhak olarak
وَإِنَّve elbette
ٱلَّذِينَkimseler
ٱخْتَلَفُوا۟ayrılığa düşen
فِىKitapta
ٱلْكِتَٰبِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَفِىiçindedirler
شِقَاقٍۭanlaşmazlık
بَعِيدٍۢderin bir

O ceza, ilmin ve doğru yolun gizlenmesinden dolayı verilmiştir. Hâlbuki Allah bu ilahi kitapları hak olarak indirmiştir. Bunun için gizlenmeyip açıklanması gerekir. Bu ilahi kitaplar hakkında ihtilafa düşenler, bir bölümüne iman edip diğer bir bölümünü gizleyenler, haktan çok uzak bir ayrılık ve çekişmenin içindedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

177

۞ لَّيْسَ ٱلْبِرَّ أَن تُوَلُّوا۟ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلْكِتَٰبِ وَٱلنَّبِيِّۦنَ وَءَاتَى ٱلْمَالَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ ذَوِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينَ وَٱبْنَ ٱلسَّبِيلِ وَٱلسَّآئِلِينَ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَٱلْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَٰهَدُوا۟ ۖ وَٱلصَّٰبِرِينَ فِى ٱلْبَأْسَآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَحِينَ ٱلْبَأْسِ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُتَّقُونَ

Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne döndürmeniz iyilik değildir. Fakat iyilik Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden, malına olan sevgisine rağmen; akrabaya, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, isteyenlere, kölelere ve esirlere veren, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, sözleştikleri zaman sözlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşta sabredenlerin yaptıklarıdır. İşte doğru ve takvalı olanlar onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَّيْسَdeğildir
ٱلْبِرَّiyilik
أَنçevirmeniz
تُوَلُّوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وُجُوهَكُمْyüzlerinizi
قِبَلَtarafına
ٱلْمَشْرِقِdoğu
وَٱلْمَغْرِبِve batı
وَلَٰكِنَّfakat
ٱلْبِرَّiyilik
مَنْkişinin
ءَامَنَinanmasıdır
بِٱللَّهِAllah'a
وَٱلْيَوْمِve gününe
ٱلْءَاخِرِahiret
وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِve meleklere
وَٱلْكِتَٰبِve Kitaba
وَٱلنَّبِيِّۦنَve peygamberlere
وَءَاتَىve vermesidir
ٱلْمَالَmalını
عَلَىٰsevdiği
حُبِّهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ذَوِىyakınlara
ٱلْقُرْبَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْيَتَٰمَىٰve yetimlere
وَٱلْمَسَٰكِينَve yoksullara
وَٱبْنَve
ٱلسَّبِيلِyolda kalmışlara
وَٱلسَّآئِلِينَve dilencilere
وَفِىve
ٱلرِّقَابِkölelere
وَأَقَامَve kılmasıdır
ٱلصَّلَوٰةَnamazı
وَءَاتَىve vermesidir
ٱلزَّكَوٰةَzekatı
وَٱلْمُوفُونَyerine getirmeleridir
بِعَهْدِهِمْandlaşmalarını
إِذَاzaman
عَٰهَدُوا۟andlaşma yaptıkları
وَٱلصَّٰبِرِينَve sabrederler
فِىsıkıntıda
ٱلْبَأْسَآءِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلضَّرَّآءِve hastalıkta
وَحِينَve zamanında
ٱلْبَأْسِsavaş
أُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
صَدَقُوا۟doğru olan
وَأُو۟لَٰٓئِكَve işte onlar
هُمُonlardır
ٱلْمُتَّقُونَmuttakiler

Allah'ın razı olduğu iyilik, yalnızca doğu veya batı yönüne doğru dönülmesi ve bu konuda muhalefet edilmesi değildir. Fakat bütün iyilik, tek ilah olarak Allah'a, kıyamet gününe, bütün meleklere, indirilmiş bütün kitaplara ve birbirinden ayırt etmeden bütün peygamberlere iman eden, malı sevmesine ve ona karşı hırslı olmasına rağmen yakın akrabasına, daha büluğa ermeden babasını kaybetmiş olan çocuklara, ihtiyaç sahiplerine, vatanı ve ailesinden ayrı düşmüş yolda kalmış gurbetçiye, ihtiyaçlarından ötürü insanlardan dilenmek zorunda kalanlara infak eden ve malını esir ve köleleri azat etme yolunda harcayan, namazı Allah'ın emrettiği üzere eksiksiz olarak kılan, farz olan zekâtını veren, söz verdikleri zaman sözlerini tutan, fakirlik ve sıkıntılara, hastalıklara sabreden ve savaşın şiddetlendiği esnada da kaçmayıp sabreden kimselerin yaptıklarıdır. Bu sıfatlarla nitelenen o kimseler, Allah'a iman ve amellerinde doğru olanlardır. Onlar Allah'ın kendilerine emrettiği şeyleri yerine getiren ve yasakladığı şeylerden uzak duran takva sahipleridir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

178

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلْقِصَاصُ فِى ٱلْقَتْلَى ۖ ٱلْحُرُّ بِٱلْحُرِّ وَٱلْعَبْدُ بِٱلْعَبْدِ وَٱلْأُنثَىٰ بِٱلْأُنثَىٰ ۚ فَمَنْ عُفِىَ لَهُۥ مِنْ أَخِيهِ شَىْءٌۭ فَٱتِّبَاعٌۢ بِٱلْمَعْرُوفِ وَأَدَآءٌ إِلَيْهِ بِإِحْسَٰنٍۢ ۗ ذَٰلِكَ تَخْفِيفٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ وَرَحْمَةٌۭ ۗ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Ey İman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hür olan ile hür, köle ile köle, kadın ile kadın. Öldüren kişi, kardeşi (maktulün velisi) tarafından bağışlanmışsa artık ona örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra da haddi aşan kimseye elem verici azap vardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاEy
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟iman edenler
كُتِبَfarz kılındı
عَلَيْكُمُsize
ٱلْقِصَاصُkısas
فِىöldürmelerde
ٱلْقَتْلَىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْحُرُّhür
بِٱلْحُرِّhür ile
وَٱلْعَبْدُköle
بِٱلْعَبْدِköle ile
وَٱلْأُنثَىٰkadın
بِٱلْأُنثَىٰkadın ile
فَمَنْkimse
عُفِىَaffedilen
لَهُۥkendisi
مِنْtarafından
أَخِيهِkardeşi
شَىْءٌۭbir şey
فَٱتِّبَاعٌۢartık uymalıdır
بِٱلْمَعْرُوفِörfe
وَأَدَآءٌve (diyeti) ödemelidir
إِلَيْهِona
بِإِحْسَٰنٍۢgüzelce
ذَٰلِكَbu
تَخْفِيفٌۭbir hafifletme
مِّنtarafından
رَّبِّكُمْRabbiniz
وَرَحْمَةٌۭve rahmettir
فَمَنِartk kim
ٱعْتَدَىٰhaddi aşarsa
بَعْدَsonra
ذَٰلِكَbundan
فَلَهُۥonun için vardır
عَذَابٌbir azab
أَلِيمٌۭacıklı

Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Bilerek ve düşmanca başkalarını öldürmesi halinde, katilin işlediği suçun misliyle cezalandırılması sizlere farz kılındı. Öldürülen hür kimseye karşılık hür kimse, köleye karşılık köle, kadına karşılık da kadın öldürülür. Maktul ölmeden önce veya maktulün velisi diyet karşılığında -diyet katilin affedilmesi için ödediği belli bir miktar maldır- katili affederse, affeden kimse artık başa kakmadan ve eza etmeden örfe uygun bir şekilde katilden diyet talep etmenin ardına düşmesi gerekir. Katil de, diyeti oyalamadan ve ertelemeden güzellikle verir. Bu affetme ve diyet alma izni, Rabbinizden size bir hafifletme ve bu ümmete bir rahmettir. Katilin affedilmesi ve diyetin kabul edilmesinin ardından her kim, katile bir saldırıda bulunursa, Allah Teâlâ tarafından onun için elem verici bir azap vardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

179

وَلَكُمْ فِى ٱلْقِصَاصِ حَيَوٰةٌۭ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَكُمْve sizin için vardır
فِىkısasta
ٱلْقِصَاصِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
حَيَوٰةٌۭhayat
يَٰٓأُو۟لِىEy sahipleri
ٱلْأَلْبَٰبِakıl
لَعَلَّكُمْböylece
تَتَّقُونَkorunursunuz

Kanlarınızın dökülmesine ve birbirinize saldırmanıza engel olmasıyla Allah'ın sizin için koyduğu kısas hükmünde hayat vardır. Bunu, O'nun dinini yaşayarak ve emirlerini yerine getirerek Allah Teâlâ’dan korkan akıl sahipleri idrak eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

180

كُتِبَ عَلَيْكُمْ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ إِن تَرَكَ خَيْرًا ٱلْوَصِيَّةُ لِلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ بِٱلْمَعْرُوفِ ۖ حَقًّا عَلَى ٱلْمُتَّقِينَ

Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer geriye bir mal bırakacaksa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyet etmek, muttakiler üzerine farz kılındı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
كُتِبَyazıldı (farz kılındı)
عَلَيْكُمْsize
إِذَاzaman
حَضَرَgeldiği
أَحَدَكُمُbirinize
ٱلْمَوْتُölüm
إِنeğer
تَرَكَbırakacaksa
خَيْرًاbir hayır (mal)
ٱلْوَصِيَّةُvasiyyet etmek
لِلْوَٰلِدَيْنِanaya babaya
وَٱلْأَقْرَبِينَve yakınlara
بِٱلْمَعْرُوفِuygun bir biçimde
حَقًّاbir haktır (borçtur)
عَلَىüzerine
ٱلْمُتَّقِينَmuttakiler

Sizlerden biriniz üzerinde ölüm alametleri veya sebepleri göründüğünde, eğer çok mal geride bırakacaksa, anasına, babasına ve şeriatın belirlediği akrabaya malın üçte birini aşmaması şartıyla vasiyet etmesi sizlere farz kılındı. Bunu yapmak, Allah Teâlâ'dan korkan kimseler üzerinde tekit edilmiş bir görevdir. Bu hüküm miras ayetlerinin indirilmesinden daha önceydi. Miras ayetleri indiğinde, ölüye kimlerin mirasçı olacağını ve ne kadar miras alacaklarını belirledi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

181

فَمَنۢ بَدَّلَهُۥ بَعْدَمَا سَمِعَهُۥ فَإِنَّمَآ إِثْمُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يُبَدِّلُونَهُۥٓ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ

Vasiyeti işittikten sonra onu değiştiren olursa da, bunun günahı değiştirenlerin üzerinedir. Allah, şüphesiz işiten ve bilendir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنۢartık kim
بَدَّلَهُۥ(vasiyyeti) değiştirirse
بَعْدَمَاsonra bir şey
سَمِعَهُۥişittikten
فَإِنَّمَآelbette
إِثْمُهُۥgünahı
عَلَىüzerinedir
ٱلَّذِينَkimselerin
يُبَدِّلُونَهُۥٓonu değiştiren
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
سَمِيعٌişitendir
عَلِيمٌۭbilendir

Kim vasiyeti öğrendikten sonra onu artırarak, eksilterek yahut vasiyetin bir bölümünü gizleyerek değişiklik yaparsa, bu değişikliğin günahı mirasçılara değil onu değiştirenlere ait olur. Şüphesiz Allah, kullarının sözlerini işitir, onların yaptıklarını bilir, onların durumlarından hiçbir şey O'na gizli kalmaz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

182

فَمَنْ خَافَ مِن مُّوصٍۢ جَنَفًا أَوْ إِثْمًۭا فَأَصْلَحَ بَيْنَهُمْ فَلَآ إِثْمَ عَلَيْهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Vasiyet edenin yanlış yada haksız bir paylaşım yapmasından endişe duyan kimse (tarafların) aralarını düzeltmesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنْher kim de
خَافَkorkar da
مِنvasiyyet edenden
مُّوصٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
جَنَفًاhata(sından)
أَوْveya
إِثْمًۭاgünah(ından)
فَأَصْلَحَve düzeltirse
بَيْنَهُمْaralarını
فَلَآyoktur
إِثْمَgünah
عَلَيْهِona
إِنَّelbette
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

Her kim, vasiyet sahibinin doğrudan ayrıldığını veya vasiyetinde adaletsiz davrandığını bilir, onun ifsat ettiğini nasihati ile düzeltir ve vasiyet üzerinde ihtilaf edenlerin arasını düzeltirse, ona bir günah yoktur. Bilakis o yaptığı bu ıslahtan ötürü sevap kazanır. Muhakkak Allah, kullarından tövbe edenleri bağışlar ve onlara karşı çok merhametlidir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

183

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُتِبَ عَلَيْكُمُ ٱلصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

Ey İman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah’a karşı takva sahibi olursunuz diye size de farz kılındı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَٰٓأَيُّهَاey
ٱلَّذِينَkimseler
ءَامَنُوا۟iman eden
كُتِبَyazıldı
عَلَيْكُمُsizin üzerinize de
ٱلصِّيَامُoruç
كَمَاgibi
كُتِبَyazıldığı
عَلَىüzerine
ٱلَّذِينَkimseler
مِنsizden önceki(ler)
قَبْلِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَعَلَّكُمْumulur ki siz
تَتَّقُونَkorunursunuz

Ey Allah'a iman eden ve resulüne tabi olanlar! Oruç, Rabbiniz tarafından sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki; O'nun azabıyla kendi aranıza salih amellerden bir kalkan koyarak, Allah’tan korkarsınız. Bu amellerin en büyüklerinden biri de oruçtur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

184

أَيَّامًۭا مَّعْدُودَٰتٍۢ ۚ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍۢ فَعِدَّةٌۭ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ ۚ وَعَلَى ٱلَّذِينَ يُطِيقُونَهُۥ فِدْيَةٌۭ طَعَامُ مِسْكِينٍۢ ۖ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًۭا فَهُوَ خَيْرٌۭ لَّهُۥ ۚ وَأَن تَصُومُوا۟ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Oruç, sayılı günlerdir. İçinizden hasta veya yolcu olanlar, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun. Oruca dayanamayanlar ise, bir yoksul doyuracak kadar fidye versin. Kim gönülden bir iyilik yaparsa, o iyiliği kendine yapmıştır. Şunu bilin ki; oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَيَّامًۭاgünlerdir
مَّعْدُودَٰتٍۢsayılı
فَمَنkim
كَانَolursa
مِنكُمsizden
مَّرِيضًاhasta
أَوْveya
عَلَىٰseferde
سَفَرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَعِدَّةٌۭsayısınca tutar
مِّنْgünlerde
أَيَّامٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُخَرَbaşka
وَعَلَىve (lazımdır)
ٱلَّذِينَkimselerin
يُطِيقُونَهُۥona (güç) dayanan(lar)
فِدْيَةٌۭfidye vermesi
طَعَامُdoyuracak
مِسْكِينٍۢbir yoksulu
فَمَنartık kim
تَطَوَّعَgönülden
خَيْرًۭاbir iyilik yaparsa
فَهُوَo
خَيْرٌۭhayırlıdır
لَّهُۥkendisi için
وَأَنve
تَصُومُوا۟oruç tutmanız
خَيْرٌۭdaha hayırlıdır
لَّكُمْsizin için
إِنeğer
كُنتُمْsiz
تَعْلَمُونَbilirseniz

Sizlere farz kılınan ramazan ayı orucu senenin günlerine göre bakıldığında sayıca tutmadığınız günlere göre çok azdır. Sizlerden her kim, oruç tutmaya zorlanacak şekilde hastalanırsa veya yolculuktaysa orucunu tutmama hakkı vardır. Sonra orucunu açtığı/tutmadığı günler miktarınca kaza etmesi gerekir. Oruç tutabilenler, oruçlarını açarlarsa fidye vermeleri gerekir. Fidye, oruç açtıkları her gün için bir fakiri yedirmektir. Kim bir fakiri doyuyurken fazladan verse ya da oruç tutarak fakiri doyursa, bu o kimse için daha hayırlıdır. Oruç tutmanın faziletini bilseniz; oruç tutmanız sizin için, oruç açıp/tutmayıp fidye vermenizden daha hayırlıdır. Bu hüküm, Allah’ın orucu farz kıldığı ilk zamanlarda idi. Dileyen oruç tutuyor, dileyen ise orucunu açarak birini yediriyordu. Daha sonra Allah, büluğa ermiş oruç tutmaya gücü yeten herkese orucu zorunlu ve farz kıldı.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

185

شَهْرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ فِيهِ ٱلْقُرْءَانُ هُدًۭى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَٰتٍۢ مِّنَ ٱلْهُدَىٰ وَٱلْفُرْقَانِ ۚ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ ٱلشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ ۖ وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍۢ فَعِدَّةٌۭ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ ۗ يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ وَلِتُكْمِلُوا۟ ٱلْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا۟ ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tekbir/tazim etmeniz, şükretmeniz içindir

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
شَهْرُayı
رَمَضَانَramazan
ٱلَّذِىٓki
أُنزِلَindirilmiştir
فِيهِonda
ٱلْقُرْءَانُKur'an
هُدًۭىhidayet olarak
لِّلنَّاسِinsanlara
وَبَيِّنَٰتٍۢve açıklayıcı
مِّنَhidayeti
ٱلْهُدَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱلْفُرْقَانِdoğruyu ve yanlışı ayırdetmeyi
فَمَنkim
شَهِدَşahit olursa
مِنكُمُiçinizden
ٱلشَّهْرَo aya
فَلْيَصُمْهُoruç tutsun
وَمَنkim
كَانَolur
مَرِيضًاhasta
أَوْyahut
عَلَىٰüzere olursa
سَفَرٍۢsefer
فَعِدَّةٌۭsayısınca tutsun
مِّنْgünlerde
أَيَّامٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أُخَرَbaşka
يُرِيدُister
ٱللَّهُAllah
بِكُمُsizin için
ٱلْيُسْرَkolaylık
وَلَاistemez
يُرِيدُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِكُمُsizin için
ٱلْعُسْرَgüçlük
وَلِتُكْمِلُوا۟ve tamamlamanızı (ister)
ٱلْعِدَّةَsayıyı
وَلِتُكَبِّرُوا۟ve yüceltmenizi (ister)
ٱللَّهَAllah'ı
عَلَىٰdolayı
مَاsize doğru yolu gösterdiğinden
هَدَىٰكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَعَلَّكُمْve umulur ki siz
تَشْكُرُونَşükredersiniz

Ramazan ayı, Kur'an'ın Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kadir gecesinde indirilmeye başlandığı aydır. Allah onu insanlara hidayet olması için indirmiştir. İçinde hidayete apaçık işaret eden deliller ve hak ile batılı birbirinden ayıran açıklamalar vardır. Kim yolcu veya hasta olmadığı halde ramazan ayına ulaşırsa, o ayda farz olarak orucu tutsun. Oruç tutmaya dayanamayanlar yahut yolcu olanlar ise oruçlarını açabilirler. Oruçlarını açarlarsa bu günleri kaza etsinler. Allah, koyduğu bu hükümleri sizin için zorluk değil, kolaylık olmasını istiyor. Bu ayın bütün günlerinde orucu tamamlayın ve sizi ramazan orucunu tutmaya ve bu ayı tamamlamaya muvaffak kıldığı için, ramazan ayının sonunda ve bayram gününde Allah'ı tekbir edin. Umulur ki, razı olduğu bu dine sizi hidayet ettiği için Allah'a şükredersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

186

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ ۖ أُجِيبُ دَعْوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ ۖ فَلْيَسْتَجِيبُوا۟ لِى وَلْيُؤْمِنُوا۟ بِى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

Kullarım sana beni sorarlarsa; şüphe yok ki ben çok yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana iman etsinler ki, doğru yolda olsunlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَإِذَاve ne zaman
سَأَلَكَsana sorar(lar)sa
عِبَادِىkullarım
عَنِّىbenden
فَإِنِّىşüphesiz ben
قَرِيبٌ(onlara) yakınım
أُجِيبُkarşılık veririm
دَعْوَةَdu'asına
ٱلدَّاعِdu'a edenin
إِذَاzaman
دَعَانِbana du'a ettiği
فَلْيَسْتَجِيبُوا۟O halde onlar da karşılık versinler
لِىbana
وَلْيُؤْمِنُوا۟inansınlar ki
بِىbana
لَعَلَّهُمْböylece onlar
يَرْشُدُونَdoğru yola erişirler

Ey Peygamber! Kullarım sana, benim ve dualarına icabet etme yakınlığımı soracak olurlarsa, şüphesiz ben onlara çok yakınım, onların durumlarını bilir, dualarını işitirim. Onların aracılara ve seslerini yükseltmeye ihtiyaçları yoktur. Dua ederken ihlasla dua edenin duasına icabet ederim. Yeter ki bana ve emirlerime boyun eğsinler ve imanlarında sebat etsinler. Şüphesiz bu, onlara icabet etmem için en faydalı vesiledir. Umulur ki böylece din ve dünya işlerinde erginlik yoluna girerler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

187

أُحِلَّ لَكُمْ لَيْلَةَ ٱلصِّيَامِ ٱلرَّفَثُ إِلَىٰ نِسَآئِكُمْ ۚ هُنَّ لِبَاسٌۭ لَّكُمْ وَأَنتُمْ لِبَاسٌۭ لَّهُنَّ ۗ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَخْتَانُونَ أَنفُسَكُمْ فَتَابَ عَلَيْكُمْ وَعَفَا عَنكُمْ ۖ فَٱلْـَٰٔنَ بَٰشِرُوهُنَّ وَٱبْتَغُوا۟ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمْ ۚ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكُمُ ٱلْخَيْطُ ٱلْأَبْيَضُ مِنَ ٱلْخَيْطِ ٱلْأَسْوَدِ مِنَ ٱلْفَجْرِ ۖ ثُمَّ أَتِمُّوا۟ ٱلصِّيَامَ إِلَى ٱلَّيْلِ ۚ وَلَا تُبَٰشِرُوهُنَّ وَأَنتُمْ عَٰكِفُونَ فِى ٱلْمَسَٰجِدِ ۗ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَقْرَبُوهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ

Oruç gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı. Onlar sizin örtünüzdür, siz de onların örtüsüsünüz. Allah, nefsinize ihanet etmekte olduğunuzu biliyordu. Bu sebeple, tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Fecir vakti geldiğinde beyaz iplik, siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yiyin için, sonra geceye kadar orucu tamamlayın! Sizler, mescitlerde itikâfa çekilmiş olduğunuz halde kadınlarınıza yaklaşmayın! Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın! İşte Allah, kötülüklerden korunmaları için insanlara ayetlerini böylece açıklar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أُحِلَّhelal kılındı
لَكُمْsize
لَيْلَةَgecesi
ٱلصِّيَامِoruç
ٱلرَّفَثُyaklaşmak
إِلَىٰkadınlarınıza
نِسَآئِكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
هُنَّonlar
لِبَاسٌۭelbisenizdir
لَّكُمْsizin
وَأَنتُمْve siz de
لِبَاسٌۭelbisesisiniz
لَّهُنَّonların
عَلِمَbildi
ٱللَّهُAllah
أَنَّكُمْgerçekten siz
كُنتُمْolduğunuzu
تَخْتَانُونَyazık ediyorsunuz
أَنفُسَكُمْkendinize
فَتَابَtevbenizi kabul etti
عَلَيْكُمْsizden
وَعَفَاve affetti
عَنكُمْsizi
فَٱلْـَٰٔنَartık şimdi
بَٰشِرُوهُنَّonlara yaklaşın
وَٱبْتَغُوا۟ve arayın
مَاşeyleri
كَتَبَyaz(ıp takdir etmiş ol)duğu
ٱللَّهُAllah'ın
لَكُمْsizin için
وَكُلُوا۟ve yiyin
وَٱشْرَبُوا۟ve için
حَتَّىٰkadar
يَتَبَيَّنَayırdelinceye
لَكُمُsizce
ٱلْخَيْطُiplik
ٱلْأَبْيَضُbeyaz
مِنَiplikten
ٱلْخَيْطِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْأَسْوَدِsiyah
مِنَşafağın
ٱلْفَجْرِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ثُمَّsonra
أَتِمُّوا۟tamamlayın
ٱلصِّيَامَorucu
إِلَىdek
ٱلَّيْلِgece (oluncaya)
وَلَا(kadınlara) yaklaşmayın
تُبَٰشِرُوهُنَّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَنتُمْsiz
عَٰكِفُونَibadete çekilmiş iken
فِىmescidlerde
ٱلْمَسَٰجِدِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
تِلْكَbunlar
حُدُودُsınırlarıdır
ٱللَّهِAllah'ın
فَلَاbunlara yaklaşmayın
تَقْرَبُوهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
كَذَٰلِكَişte böyle
يُبَيِّنُaçıklar ki
ٱللَّهُAllah
ءَايَٰتِهِۦayetlerini
لِلنَّاسِinsanlara
لَعَلَّهُمْumulur ki
يَتَّقُونَkorunup sakınırlar

Orucun farz kılındığı ilk zamanda bir kişi oruç gecesi uyur sonra sabah namazı vaktinden önce uyanırsa ona yemek yemesi veya ailesiyle ilişkiye girmesi haram olurdu. Ey müminler! Allah bu hükmü kaldırdı ve sizlere oruç gecelerinde kadınlarınızla ilişkiye girmeyi mübah kıldı. Kadınlarınız sizin için bir örtü ve iffet, sizler de onlar için bir örtü ve iffetsiniz. Sizler birbirinizden müstağni değilsiniz. Allah, yasakladığı şeyleri yaparak kendi nefislerinize ihanet etmekte olduğunuzu biliyordu. Sizlere merhamet etti, tövbenizi kabul etti ve sizlere bunu hafifletti. Şimdi artık hanımlarınızla ilişkiye girin ve Allah'ın sizin için takdir ettiği zürriyeti isteyin. Gecenin tümünde, ta ki sabahın beyazı olan fecr-i sadığın doğuşu size görünene ve gecenin siyahından ayrılana kadar yiyin, için! Ardından fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar orucu bozan şeylerden uzak durarak orucu tamamlayın. Sizler mescitte itikâfta olduğunuz halde hanımlarınızla da ilişkiye girmeyin. Çünkü bu durum itikâfı bozar. İşte helal ve haram arasında zikredilen bu hükümler Allah'ın sınırlarıdır. Bunlara asla yaklaşmayın. Şüphesiz Allah'ın sınırlarına yaklaşanlar her an harama düşebilir. Allah o hükümlere dair bu aşikâr apaçık beyan ile ayetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki emrettiklerini yaparak ve yasakladıklarını terk ederek ondan korkarlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

188

وَلَا تَأْكُلُوٓا۟ أَمْوَٰلَكُم بَيْنَكُم بِٱلْبَٰطِلِ وَتُدْلُوا۟ بِهَآ إِلَى ٱلْحُكَّامِ لِتَأْكُلُوا۟ فَرِيقًۭا مِّنْ أَمْوَٰلِ ٱلنَّاسِ بِٱلْإِثْمِ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere/yöneticilere (rüşvet olarak) vermeyin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَلَاyemeyin
تَأْكُلُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَمْوَٰلَكُمmallarınızı
بَيْنَكُمaranızda
بِٱلْبَٰطِلِbatıl (sebepler) ile
وَتُدْلُوا۟ve atmayın
بِهَآonları
إِلَىhakimler(in önün)e
ٱلْحُكَّامِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لِتَأْكُلُوا۟yemeniz için
فَرِيقًۭاbir kısmını
مِّنْmallarından
أَمْوَٰلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلنَّاسِinsanların
بِٱلْإِثْمِgünah bir biçimde
وَأَنتُمْve siz
تَعْلَمُونَbildiğiniz halde

Sizler, hırsızlık, gasp, dolandırma gibi, kanunsuz bir şekilde birbirinizin mallarını almayın. Allah'ın bunu haram kıldığını bildiğiniz halde, günaha bulaşarak bunlarla insanların mallarından bir kısmını almak için iktidar sahiplerinin önünde çekişmeyin. Haram olduğunu bile bile günah işlemek, hem daha çirkin, hem de cezası daha büyüktür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

189

۞ يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْأَهِلَّةِ ۖ قُلْ هِىَ مَوَٰقِيتُ لِلنَّاسِ وَٱلْحَجِّ ۗ وَلَيْسَ ٱلْبِرُّ بِأَن تَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَٰكِنَّ ٱلْبِرَّ مَنِ ٱتَّقَىٰ ۗ وَأْتُوا۟ ٱلْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَٰبِهَا ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Sana hilal şeklinde yeni doğan aylar hakkında soru sorarlar. De ki: Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkasından girmeniz değildir. Fakat iyilik, kötülükten sakınan kimsenin yaptığıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’tan da sakının ki, kurtuluşa eresiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyorlar
عَنِhilallerden
ٱلْأَهِلَّةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
قُلْde ki
هِىَonlar
مَوَٰقِيتُvakit ölçüleridir
لِلنَّاسِinsanlar için
وَٱلْحَجِّve hac
وَلَيْسَve değildir
ٱلْبِرُّiyilik
بِأَنgirmek
تَأْتُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْبُيُوتَevlere
مِنarkalarından
ظُهُورِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَٰكِنَّfakat
ٱلْبِرَّiyilik
مَنِkişinin
ٱتَّقَىٰtakvasıdır
وَأْتُوا۟ve girin
ٱلْبُيُوتَevlere
مِنْkapılarından
أَبْوَٰبِهَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَٱتَّقُوا۟ve sakının
ٱللَّهَAllah'tan
لَعَلَّكُمْumulur ki
تُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniz

Ey Peygamber! Sana hilallerin oluşumunu ve şeklinin değişmesi hakkında soru soruyorlar. Onlara bunun hikmeti hakkında cevap olarak şöyle de: Şüphesiz onlar, insanlar için bir vakit ölçüsüdür. Bu sayede, hac ve oruç ayını, zekâtın üzerinde bir senenin tamamlanması gibi, ibadetlerinin vakitlerini, diyet ve borcun ödenme vaktinin belirlenmesi gibi kendi aralarındaki muamelelerin vakitlerini belirler. Umre veya hac için ihrama girdiğiniz zaman, -Cahiliye döneminde inandığınız gibi- evlere arkasından girmeniz iyilik ve hayır değildir. Oysa gerçek iyilik, açık ve gizli olarak Allah'tan korkanın yaptığı iyiliktir. Evlere kapılarından girmeniz sizin için daha kolay ve meşakkate daha uzaktır. Allah sizleri içinde zorluk ve meşakkat olan bir şeyi yapmanızla mükellef kılmadı. Allah’ın azabıyla kendi aranızda salih amellerden koruyucu bir kalkan edinin. Umulur ki, arzuladığınıza nail olarak ve çekindiğinizden kurtularak felaha erersiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

190

وَقَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَكُمْ وَلَا تَعْتَدُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْمُعْتَدِينَ

Allah yolunda sizinle savaşanlarla siz de savaşın, fakat aşırı gitmeyin. Doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَٰتِلُوا۟ve savaşın
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
ٱلَّذِينَkimselerle
يُقَٰتِلُونَكُمْsizinle savaşan(lar)
وَلَاaşırı gitmeyin
تَعْتَدُوٓا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
لَاsevmez
يُحِبُّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱلْمُعْتَدِينَaşırı gidenleri

Sizi, Allah'ın dininden alıkoymak isteyerek sizlerle savaşan kâfirlerle -Allah'ın kelimesinin yükselmesini arzulayarak- siz de savaşın. Çocukları, kadınları ve yaşlıları öldürerek, cesetleri parçalayarak veya benzeri davranışlarda bulunarak Allah'ın sınırlarını aşmayın. Şüphesiz Allah, koyduğu kanun ve hükümlerde sınırlarını aşan kimseleri sevmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

191

وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُم مِّنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ ۚ وَٱلْفِتْنَةُ أَشَدُّ مِنَ ٱلْقَتْلِ ۚ وَلَا تُقَٰتِلُوهُمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ حَتَّىٰ يُقَٰتِلُوكُمْ فِيهِ ۖ فَإِن قَٰتَلُوكُمْ فَٱقْتُلُوهُمْ ۗ كَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

Sizinle savaşanları nerede yakalarsanız öldürün. Onları, sizi çıkardıkları yerden çıkarın. Fitne, öldürmekten daha kötüdür. Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. Fakat, onlar sizinle orada savaşırlarsa onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası budur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَٱقْتُلُوهُمْve onları öldürün
حَيْثُnerede
ثَقِفْتُمُوهُمْyakalarsanız
وَأَخْرِجُوهُمve onları çıkarın
مِّنْyer(Mekke)den
حَيْثُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَخْرَجُوكُمْsizi çıkardıkları
وَٱلْفِتْنَةُve fitne
أَشَدُّdaha kötüdür
مِنَadam öldürmekten
ٱلْقَتْلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاonlarla savaşmayın
تُقَٰتِلُوهُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عِندَyanında
ٱلْمَسْجِدِMescid-i
ٱلْحَرَامِHaram
حَتَّىٰkadar
يُقَٰتِلُوكُمْsizinle savaşıncaya
فِيهِorada
فَإِنfakat eğer
قَٰتَلُوكُمْonlar sizinle savaşırlarsa
فَٱقْتُلُوهُمْhemen onları öldürün
كَذَٰلِكَböyledir
جَزَآءُcezası
ٱلْكَٰفِرِينَkafirlerin

Onlarla karşılaştığınız zaman onları öldürün ve onların sizleri çıkardıkları yer olan Mekke şehrinden siz de onları çıkarın. Müminin dinine engel olan ve onu küfre döndüren fitne öldürmekten daha büyüktür. Mescid-i Haram’a hürmeten onlar sizinle orada savaşmaya başlamadıkça, siz de onlarla savaşmaya başlamayın. Eğer Mescid-i Haram’ın yanında onlar sizinle savaşırlarsa, siz de onlarla savaşın. Bu ceza –Mescid-i Haram’da saldırıda bulundukları için öldürülmeleri- kâfirlerin cezasıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

192

فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Eğer savaşmaktan vazgeçerlerse; şüphesiz ki Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِنِeğer
ٱنتَهَوْا۟(saldırılarına) son verirlerse
فَإِنَّgerçekten
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭbağışlayandır
رَّحِيمٌۭesirgeyendir

Şayet onlar sizinle savaşmaya ve küfürlerine bir son verirlerse, siz de onlarla savaşmayı bırakın. Şüphesiz Allah, tövbe edeni bağışlar ve geçmiş günahlarından ötürü onları cezalandırmaz. Onlara karşı merhametlidir, onların cezalarını vermek için acele etmez.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

193

وَقَٰتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌۭ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ لِلَّهِ ۖ فَإِنِ ٱنتَهَوْا۟ فَلَا عُدْوَٰنَ إِلَّا عَلَى ٱلظَّٰلِمِينَ

Fitne kalmayıncaya, din/ibadet yalnız Allah'a yapılıncaya kadar, onlarla savaşın. Eğer savaşa son verirlerse zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقَٰتِلُوهُمْonlarla savaşın
حَتَّىٰkadar
لَاkalmayıncaya
تَكُونَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فِتْنَةٌۭfitne
وَيَكُونَve oluncaya (kadar)
ٱلدِّينُdin
لِلَّهِAllah'ın
فَإِنِeğer
ٱنتَهَوْا۟(saldırılarına) son verirlerse
فَلَاartık olmaz
عُدْوَٰنَdüşmanlık
إِلَّاbaşkasına
عَلَىzalimlerden
ٱلظَّٰلِمِينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Şirk koşmayıp, insanları Allah'ın yolundan engellemedikçe, onlardan bir küfür sadır olmayıp ve zahir olan din yalnız Allah'ın dini oluncaya kadar kâfirlerle savaşın. Eğer küfürlerinden ve Allah'ın yolundan alıkoymaktan vazgeçerlerse onlarla savaşmayı bırakın. Şüphesiz düşmanlık sadece kâfir olan ve Allah'ın yolundan alıkoyan zalim kimselere karşıdır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

194

ٱلشَّهْرُ ٱلْحَرَامُ بِٱلشَّهْرِ ٱلْحَرَامِ وَٱلْحُرُمَٰتُ قِصَاصٌۭ ۚ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ فَٱعْتَدُوا۟ عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا ٱعْتَدَىٰ عَلَيْكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

Haram ay, haram aya karşılıktır ve hürmetli olan şeylere karşılık kısas vardır. O halde size saldırana, onun size saldırdığı gibi siz de saldırın. Allah’tan sakının ve Allah’ın takva sahipleriyle beraber olduğunu bilin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلشَّهْرُayı
ٱلْحَرَامُharam
بِٱلشَّهْرِaya karşılıktır
ٱلْحَرَامِharam
وَٱلْحُرُمَٰتُve hürmetler
قِصَاصٌۭkarşılıklıdır
فَمَنِkim;
ٱعْتَدَىٰsaldırırsa
عَلَيْكُمْsize
فَٱعْتَدُوا۟siz de saldırın
عَلَيْهِona
بِمِثْلِgibi
مَاsaldırdığı
ٱعْتَدَىٰAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَلَيْكُمْsize
وَٱتَّقُوا۟korkun
ٱللَّهَAllah'tan
وَٱعْلَمُوٓا۟bilin ki
أَنَّgerçekten
ٱللَّهَAllah
مَعَberaberdir
ٱلْمُتَّقِينَmuttakilerle

Allah'ın Mescid-i Haram’a girerek (hicretin) yedinci senesinde umre eda etmenize imkân verdiği haram ay, altıncı sene müşriklerin Mescid-i Haram’a girmenize engel olduğu haram ayın karşılığıdır. Harem (Mekke) şehrinin, haram ayın ve ihramın hürmeti gibi, hürmet etmeyerek taşkınlık yapan kimselere kısas uygulanır. Orada kim size saldırırsa siz de ona size yaptığının aynısıyla muamele edin. Misliyle karşılık verme sınırını sakın aşmayın. Şüphesiz Allah sınırlarını aşanları sevmez. Size izin verdiği sınırı aşma konusunda Allah'tan korkun. Şunu bilin ki Allah, muvaffak kılarak ve destekleyerek kendisinden korkanlarla beraberdir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

195

وَأَنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا تُلْقُوا۟ بِأَيْدِيكُمْ إِلَى ٱلتَّهْلُكَةِ ۛ وَأَحْسِنُوٓا۟ ۛ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

Allah yolunda infak edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İşlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah ihsan sahiplerini sever.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَنفِقُوا۟infak edin
فِىyolunda
سَبِيلِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ٱللَّهِAllah
وَلَاkendinizi atmayın
تُلْقُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
بِأَيْدِيكُمْkendi ellerinizle
إِلَىtehlikeye
ٱلتَّهْلُكَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَأَحْسِنُوٓا۟ve iyilik edin
إِنَّdoğrusu
ٱللَّهَAllah
يُحِبُّsever
ٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenleri

Malınızı, cihat ve diğerleri gibi Allah'a itaat etme yollarında infak edin. Cihadı, Allah yolunda gayret etmeyi terk ederek veya kendinizi, helak olmanıza sebep olacak işlere bulaştırarak helak etmeyin. İbadetlerinizi de, muamelelerinizi de, ahlakınızı da güzelleştirin. Şüphesiz Allah, bütün işlerinde ihsan sahibi olanları sever, sevaplarını arttırır ve onları doğru yola muvaffak kılar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

196

وَأَتِمُّوا۟ ٱلْحَجَّ وَٱلْعُمْرَةَ لِلَّهِ ۚ فَإِنْ أُحْصِرْتُمْ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ ۖ وَلَا تَحْلِقُوا۟ رُءُوسَكُمْ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْهَدْىُ مَحِلَّهُۥ ۚ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ بِهِۦٓ أَذًۭى مِّن رَّأْسِهِۦ فَفِدْيَةٌۭ مِّن صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍۢ ۚ فَإِذَآ أَمِنتُمْ فَمَن تَمَتَّعَ بِٱلْعُمْرَةِ إِلَى ٱلْحَجِّ فَمَا ٱسْتَيْسَرَ مِنَ ٱلْهَدْىِ ۚ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامٍۢ فِى ٱلْحَجِّ وَسَبْعَةٍ إِذَا رَجَعْتُمْ ۗ تِلْكَ عَشَرَةٌۭ كَامِلَةٌۭ ۗ ذَٰلِكَ لِمَن لَّمْ يَكُنْ أَهْلُهُۥ حَاضِرِى ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer haccı tamamlamaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban yerine ulaşıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olan ya da başından bir rahatsızlığı bulunan kimse, oruç, sadaka veya kurban olarak fidye ödesin. Güven içinde olduğunuzda hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen bir kurban kessin. Bunu bulamayan hac esnasında üç gün, döndüğü vakit de yedi gün -ki bu tam on gün eder- oruç tutsun. Bu, ailesi Mecsid-i Haram’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının ve Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَأَتِمُّوا۟ve tamamlayın
ٱلْحَجَّhaccı
وَٱلْعُمْرَةَve ömreyi
لِلَّهِAllah için
فَإِنْeğer
أُحْصِرْتُمْengellenmiş olursanız
فَمَاşeyi (kesin)
ٱسْتَيْسَرَkolayınıza gelen
مِنَkurbandan
ٱلْهَدْىِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَلَاtıraş etmeyin
تَحْلِقُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
رُءُوسَكُمْbaşlarınızı
حَتَّىٰkadar
يَبْلُغَvarıncaya
ٱلْهَدْىُkurban
مَحِلَّهُۥyerine
فَمَنkim (varsa)
كَانَolan
مِنكُمiçinizden
مَّرِيضًاhasta
أَوْya da
بِهِۦٓbulunan
أَذًۭىbir rahatsızlığı
مِّنbaşından
رَّأْسِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَفِدْيَةٌۭfidye (versin)
مِّنoruçtan
صِيَامٍAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَوْveya
صَدَقَةٍsadakadan
أَوْveya
نُسُكٍۢkurbandan
فَإِذَآzaman
أَمِنتُمْgüvene kavuştuğunuz
فَمَنkimse
تَمَتَّعَfaydalanmak isteyen
بِٱلْعُمْرَةِömre ile
إِلَىkadar
ٱلْحَجِّhac (zamanın)a
فَمَاşeyi (kessin)
ٱسْتَيْسَرَkolayına geleni
مِنَkurbandan
ٱلْهَدْىِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَمَنkimse
لَّمْ(kurban) bulamayan
يَجِدْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَصِيَامُoruç tutar
ثَلَٰثَةِüç
أَيَّامٍۢgün
فِىhacda
ٱلْحَجِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَسَبْعَةٍve yedi gün
إِذَاzaman
رَجَعْتُمْdöndüğünüz
تِلْكَböylece
عَشَرَةٌۭon (gündür)
كَامِلَةٌۭtamamı
ذَٰلِكَbu
لِمَنkimseler içindir
لَّمْolmayanlar
يَكُنْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَهْلُهُۥailesi
حَاضِرِىhazır
ٱلْمَسْجِدِMescid-i
ٱلْحَرَامِHaram'da
وَٱتَّقُوا۟sakının
ٱللَّهَAllah'tan
وَٱعْلَمُوٓا۟ve bilin ki
أَنَّgerçekten
ٱللَّهَAllah'ın
شَدِيدُşiddetlidir
ٱلْعِقَابِcezası

Hac ve umreyi, Allah Teâlâ’nın rızası için eksiksiz eda edin. Eğer hastalık ya da düşman veyahut da benzeri başka sebeple tamamlamaya bir engel olursa, ihramınızdan çıkmak için -deve, inek veya koyunlardan- kolayınıza gelen bir kurban kesin. Kurbanınız kesilmesi gereken yere ulaşmadan saçlarınızı kazıtmayın veya kesmeyin. Şayet Harem sınırları içinde kesilmesine bir engel varsa engellendiği yerde kessin. Orada kesilmesine bir mani yoksa kurban günü veya daha sonraki teşrik günlerinde Harem sınırları içinde kessin. Sizlerden hasta olduğu veya saçlarında bit veya benzeri bir sıkıntısı bulunduğu için saçlarını kesen kimse için bir zorluk yoktur. Onun bu yaptığına karşılık, ya üç gün oruç tutarak, ya Harem sınırları içinde yaşayan altı fakiri doyurarak veya Harem’in fakirlerine dağıtmak üzere bir koyun keserek fidye ödemesi gerekir. Herhangi bir korkusu olmadan hac aylarında umre yaparak istifade eden ve o senenin haccı için ihrama girene kadar ihram yasaklarından çıkarak faydalanan kimse kolayına gelen bir koyunu veya yedi ortak bir deve veya inek kessin. Kurban kesmeye gücü yetmezse, o halde kurbana bedel olarak hac günlerinde üç gün, ailesinin yanına döndüğünde yedi gün olmak üzere toplam olarak on gün oruç tutsun. Temettü haccı için hedy kurbanı kesmeye gücü yetmeyenin kurbana karşılık olarak oruç tutması gerekir. Bu da Harem halkından olmayan kimseler veya Harem'in çevresinde oturan kimseler içindir. Dinine uyarak ve belirlediği sınırları tazim ederek Allah'tan korkun. Şunu iyi bilin ki; Allah emirlerine karşı geleni çok şiddetli cezalandırır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

197

ٱلْحَجُّ أَشْهُرٌۭ مَّعْلُومَٰتٌۭ ۚ فَمَن فَرَضَ فِيهِنَّ ٱلْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِى ٱلْحَجِّ ۗ وَمَا تَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍۢ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ ۗ وَتَزَوَّدُوا۟ فَإِنَّ خَيْرَ ٱلزَّادِ ٱلتَّقْوَىٰ ۚ وَٱتَّقُونِ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

Hac bilinen aylardadır. Kim bu aylarda niyet ederek hacca başlarsa bilmelidir ki, hacda hanımlarınıza yaklaşmak, günah işlemek ve tartışmak yasaktır. Allah yaptığınız bütün iyilikleri bilir. Sizler (hac için gereken masraflarınızı) yol azığınızı hazırlayın. Şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahipleri! Benden korkun.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ٱلْحَجُّHac
أَشْهُرٌۭaylardadır
مَّعْلُومَٰتٌۭbilinen
فَمَنkim
فَرَضَfarz ederse (kendisine)
فِيهِنَّonda (o aylarda)
ٱلْحَجَّhaccı
فَلَاyoktur
رَفَثَkadına yaklaşmak
وَلَاve yoktur
فُسُوقَgünaha sapmak
وَلَاyoktur
جِدَالَkavga etmek
فِىhacda
ٱلْحَجِّAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاne varsa
تَفْعَلُوا۟yaptığınız
مِنْiyilikten
خَيْرٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَعْلَمْهُonu bilir
ٱللَّهُAllah
وَتَزَوَّدُوا۟ve yanınıza azık alın
فَإِنَّşüphesiz
خَيْرَen hayırlısı
ٱلزَّادِazığın
ٱلتَّقْوَىٰtakvadır
وَٱتَّقُونِve benden sakının
يَٰٓأُو۟لِىEy sahipleri
ٱلْأَلْبَٰبِakıl

Hac ibadetinin vakti bilinen aylar içindedir. Şevval ayında başlar ve zilhicce ayının onuncu günü son bulur. Her kim bu aylar içinde hac yapmayı kendine vacip kılar ve ihrama girerse, artık cinsel ilişki ve öncesinde olan ön sevişmeler ona haram olur. Ayrıca zamanın ve mekânın hürmetinden ötürü, bu kimse için orada günaha girerek Allah'ın itaatinden ayrılmasının haram olması da pekiştirilmiştir. Öfke ve husumete sebep olan tartışmalar da ona haramdır. Allah, yaptığınız bütün hayırları bilir ve bunların karşılığında sizi ödüllendirir. Haccı eda edebilmek için, ihtiyaç duyduğunuz yemek, içecek gibi şeyleri alarak hazırlanın. Şunu bilin ki; bütün işlerinizde yaptığınız en hayırlı hazırlık Allah Teâlâ korkusudur. Öyleyse ey aklı selim olanlar! Emirlerime uyarak ve yasaklarımdan sakınarak benden korkun.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

198

لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَبْتَغُوا۟ فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكُمْ ۚ فَإِذَآ أَفَضْتُم مِّنْ عَرَفَٰتٍۢ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ عِندَ ٱلْمَشْعَرِ ٱلْحَرَامِ ۖ وَٱذْكُرُوهُ كَمَا هَدَىٰكُمْ وَإِن كُنتُم مِّن قَبْلِهِۦ لَمِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Rabbinizden (hac ibadeti sırasında ticaret yaparak) rızık istemenizde herhangi bir günah yoktur. Arafat’tan ayrılınca Meş’ar-i Haram’da/Müzdelife'de Allah’ı zikredin. Nitekim O, size hidayet etmeden önce gerçekten dalalette olanlardan idiniz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
لَيْسَyoktur
عَلَيْكُمْsizin için
جُنَاحٌbir günah
أَنaramanızda
تَبْتَغُوا۟Anlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَضْلًۭاlutfunu
مِّنRabbinizin
رَّبِّكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَإِذَآzaman
أَفَضْتُمayrılıp akın ettiğiniz
مِّنْArafattan
عَرَفَٰتٍۢAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَٱذْكُرُوا۟anın (hatırlayın)
ٱللَّهَAllah'ı
عِندَyanında
ٱلْمَشْعَرِMeş'ar-i
ٱلْحَرَامِHaram
وَٱذْكُرُوهُO'nu anın
كَمَاgibi
هَدَىٰكُمْsizi hidayet ettiği
وَإِنve
كُنتُمsiz idiniz
مِّنO'ndan önce
قَبْلِهِۦAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
لَمِنَsapıklardan
ٱلضَّآلِّينَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.

Hac esnasında ticaret ve başka yollarla helal rızık talebinde bulunursanız size bir günah yoktur. Dokuzuncu gün Arafat vakfesini yaptıktan sonra, zilhicce ayının onuncu gecesi Müzdelife’ye yönelerek Arafat’tan çıkarsanız, Allah'ı tespih ederek, kelimeyi tevhit getirerek ve Müzdelife'de/Meşari'l-Haram'da dua ederek zikredin. Sizi dininin esaslarına ve Kâbe’de hac ibadetini yapmanıza hidayet ettiği için Allah'ı zikredin. Bundan daha önce, O'nun dininden habersiz kimselerdiniz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

199

ثُمَّ أَفِيضُوا۟ مِنْ حَيْثُ أَفَاضَ ٱلنَّاسُ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Sonra insanların akıp geldiği yerden siz de akıp gelin. Allah'tan bağışlanmanızı isteyin. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
ثُمَّsonra
أَفِيضُوا۟siz de akın edin
مِنْyerden
حَيْثُAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
أَفَاضَakın ettiği
ٱلنَّاسُinsanların
وَٱسْتَغْفِرُوا۟ve mağfiret dileyin
ٱللَّهَAllah'tan
إِنَّşüphesiz
ٱللَّهَAllah
غَفُورٌۭGafurdur
رَّحِيمٌۭRahimdir

Daha sonra da, cahiliye dini üzerine olan kimselerin orada vakfe yapmadıkları gibi değil, aynı İbrahim -aleyhisselam-'ı takip eden insanların yaptığı gibi yapın ve ardından siz de Arafat’tan çıkın. Dinini eda ederken yaptığınız eksikliklerden ötürü Allah'tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah, kullarından tövbe edeni bağışlar ve ona merhamet eder.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

200

فَإِذَا قَضَيْتُم مَّنَٰسِكَكُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَآءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًۭا ۗ فَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍۢ

Hac ibadetinizi bitirince atalarınızı andığınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anışla Allah’ı zikredin. İnsanlardan: "Rabbimiz! Bize bu dünyada ver." diyen vardır. Onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِذَاzaman
قَضَيْتُمbitirince
مَّنَٰسِكَكُمْibadetlerinizi
فَٱذْكُرُوا۟anın
ٱللَّهَAllah'ı
كَذِكْرِكُمْandığınız gibi
ءَابَآءَكُمْatalarınızı
أَوْveya
أَشَدَّdaha kuvvetli
ذِكْرًۭاbir anışla
فَمِنَinsanlardan
ٱلنَّاسِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مَنkimi
يَقُولُder ki
رَبَّنَآRabbimiz
ءَاتِنَاbize ver
فِىdünyada
ٱلدُّنْيَاAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
وَمَاve yoktur
لَهُۥonun
فِىahirette
ٱلْءَاخِرَةِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
مِنْhiçbir
خَلَٰقٍۢnasibi

Eğer hac amellerini bitirir ve boşa çıkarsanız, babalarınızla övündüğünüz ve onlara sena ettiğiniz gibi veya babalarınızı zikrettiğinizden daha çok zikrederek Allah’ı anın ve ona çokça sena edin. Çünkü sahip olduğunuz bütün nimetlerin asıl sahibi Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'dır. İnsanlar farklı farklıdır. Onların bir kısmı sadece bu dünya hayatına iman eden kâfir, müşrik kimselerdir. Bunlar Rablerinden sağlık, mal, çocuk gibi sadece bu dünya nimetlerinden ve süslerinden isterler. Onların, dünyaya olan arzuları ve ahiretten yüz çevirmeleri sebebiyle, Allah'ın ahirette mümin kulları için hazırladıklarından bir nasipleri yoktur.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir