Ana içeriğe geç
Ayet ve Sure

Mü'minûn Sûresi 101–118. Ayetler

101–118. AyetlerSayfa 3 / 3
101

فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍۢ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

Sûr’a üflendiği zaman, işte o gün aralarında soy bağı kalmaz, birbirlerine bir şey de soramazlar.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَإِذَاzaman
نُفِخَüflendiği
فِىSur'a
ٱلصُّورِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
فَلَآartık yoktur
أَنسَابَsoylar
بَيْنَهُمْaralarında
يَوْمَئِذٍۢo gün
وَلَاve
يَتَسَآءَلُونَsormazlar

Görevli olan melek (İsrafil -aleyhisselam-), kıyameti ilan eden Sûr'a ikinci kez üflediğinde; ahiret gününün korkuları ile meşgul olmaları sebebi ile onların birbirlerine karşı övündükleri soy bağı kalmaz. Kendilerini ilgilendiren şeyle meşgul olmaları sebebi ile birbirlerine hiçbir şey soramazlar.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

102

فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Artık kimin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَمَنkimlerin
ثَقُلَتْağır gelirse
مَوَٰزِينُهُۥtartıları
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte
هُمُonlar
ٱلْمُفْلِحُونَkurtuluşa erenlerdir

Kimlerin iyilikleri (sevapları) kötülüklerine üstün gelerek, tartıları ağır gelirse; işte istediklerine kavuşup korktuklarından uzaklaştırılarak kurtuluşa erenler bunlardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

103

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فِى جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir. (Çünkü onlar) ebedî Cehennem'dedirler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنْve kimlerin
خَفَّتْhafif gelirse
مَوَٰزِينُهُۥtartıları
فَأُو۟لَٰٓئِكَişte onlar
ٱلَّذِينَkimselerdir
خَسِرُوٓا۟ziyana sokan(lar)
أَنفُسَهُمْkendilerini
فِىcehennemde
جَهَنَّمَAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
خَٰلِدُونَsürekli kalanlardır

Kimlerin de kötülükleri iyiliklerine (sevaplarına)/üstün gelmesi ile tartıları hafif gelirse; işte kendilerine zarar verecek şeyleri yapıp iman etmek ve salih amel işlemek gibi fayda verecek şeyleri terk ederek kendi nefislerine yazık edenler bunlardır. Bunlar, cehennemde ebedî olarak kalacaklar ve oradan çıkamayacaklardır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

104

تَلْفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمْ فِيهَا كَٰلِحُونَ

Ateş onların yüzlerini bürüyüp, yakar ve (dudakları da yanar da) dişleri sırıtıp öylece kalır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
تَلْفَحُyalar
وُجُوهَهُمُyüzlerini
ٱلنَّارُateş
وَهُمْve onların
فِيهَا(ateşin) içinde
كَٰلِحُونَdişleri açıkta kalır

Ateş onların yüzlerini yakacaktır. Somurtmalarının şiddetinden dolayı alt ve üst dudakları yanıp büzülür.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

105

أَلَمْ تَكُنْ ءَايَٰتِى تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

"Ayetlerim size okunuyordu da siz onları yalanlıyordunuz, değil mi?"

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَلَمْdeğil mi?
تَكُنْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
ءَايَٰتِىayetlerim
تُتْلَىٰokunurdu
عَلَيْكُمْsize
فَكُنتُمoysa siz
بِهَاonları
تُكَذِّبُونَyalanlardınız

Bir azarlama olarak onlara şöyle denir: "Dünyada iken Kur'an'ın ayetleri size okunmuyor muydu ve sizler, onu yalanlamıyor muydunuz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

106

قَالُوا۟ رَبَّنَا غَلَبَتْ عَلَيْنَا شِقْوَتُنَا وَكُنَّا قَوْمًۭا ضَآلِّينَ

Onlar şöyle derler: "Rabbimiz! Azgınlığımız bizi yenmişti ve sapık bir kavim olmuştuk."

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
رَبَّنَاRabbimiz
غَلَبَتْyendi
عَلَيْنَاbizi
شِقْوَتُنَاbahtsızlığımız
وَكُنَّاve biz olduk
قَوْمًۭاbir topluluk
ضَآلِّينَsapık

Şöyle dediler: "Rabbimiz! Senin bildiğin gibi isyankârlığımız bize üstün gelmişti ve bizler, haktan sapan bir bir kavim olmuştuk."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

107

رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْهَا فَإِنْ عُدْنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

Rabbimiz! "Bizi ateşten çıkar. Eğer (sapıklığa) tekrar dönersek, biz gerçekten kendimize zulmetmiş oluruz." derler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
رَبَّنَآRabbimiz
أَخْرِجْنَاbizi çıkar
مِنْهَاbundan
فَإِنْeğer
عُدْنَاbir daha dönersek
فَإِنَّاartık biz gerçekten
ظَٰلِمُونَzalimleriz

Onlar şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi ateşten çıkar! Daha önce üzerinde olduğumuz küfür ve sapıklığa yeniden dönecek olursak; işte o zaman biz kendilerine zulmeden zalimlerden oluruz ve mazeretimiz de kesilip sona erer."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

108

قَالَ ٱخْسَـُٔوا۟ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

(Allah) "Aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın!" der.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالَbuyurdu ki
ٱخْسَـُٔوا۟sinin
فِيهَاorada
وَلَاve
تُكَلِّمُونِbana bir şey söylemeyin

Yüce Allah şöyle buyurur: "Aşağılanmış bir şekilde ateşte kalın ve benimle konuşmayın."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

109

إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقٌۭ مِّنْ عِبَادِى يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Gerçek şu ki kullarımdan: “Rabbimiz, iman ettik, bize mağfiret ve rahmet buyur. Sen rahmet edenlerin hayırlısısın, diyen bir topluluk vardı.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنَّهُۥgerçek şu ki
كَانَidi
فَرِيقٌۭbir zümre
مِّنْkullarımdan
عِبَادِىAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
يَقُولُونَdiyorlar
رَبَّنَآRabbimiz
ءَامَنَّاinandık
فَٱغْفِرْbağışla
لَنَاbizi
وَٱرْحَمْنَاve bize acı
وَأَنتَve sen
خَيْرُen hayırlısısın
ٱلرَّٰحِمِينَacıyanların

Çünkü kullarımdan bana iman eden bir grup: "Rabbimiz! Biz sana iman ettik, bizim günahlarımızı bağışla ve bize rahmetinle merhamet et. Merhamet edenlerin en hayırlısı sensin." derlerdi.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

110

فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوْكُمْ ذِكْرِى وَكُنتُم مِّنْهُمْ تَضْحَكُونَ

Siz ise onları alaya almıştınız. O kadar ki, onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْsiz onları aldınız
سِخْرِيًّاalaya
حَتَّىٰٓnihayet
أَنسَوْكُمْsize unutturdular
ذِكْرِىbeni anmayı
وَكُنتُمve siz
مِّنْهُمْonlara
تَضْحَكُونَdaima gülüyordunuz

Sizler, Rablerine davet eden Müminleri alay konusu edinerek onlarla dalga geçiyordunuz. Ta ki onlar ile alay etmek ile meşgul olmanız size, Allah'ın zikrini (O'nu hatırlayıp anmayı) unutturdu. Siz, dalga geçerek ve alay ederek onlara gülüyordunuz.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

111

إِنِّى جَزَيْتُهُمُ ٱلْيَوْمَ بِمَا صَبَرُوٓا۟ أَنَّهُمْ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

Bugün sabrettikleri için onları ödüllendirdim. İşte, asıl kurtuluşa ermiş olanlar onlardır.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
إِنِّىşüphesiz ben
جَزَيْتُهُمُonlara verdim
ٱلْيَوْمَbugün
بِمَاkarşılığını
صَبَرُوٓا۟sabretmelerinin
أَنَّهُمْişte onlardır
هُمُonlar
ٱلْفَآئِزُونَkurtulup murada erenler

Şüphesiz ben; iman eden bu kullarımı Allah'a itaat hususunda ve sizden gördükleri eziyetlere karşı sabrettikleri için kıyamet günü cennet ile ödüllendireceğim.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

112

قَٰلَ كَمْ لَبِثْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ عَدَدَ سِنِينَ

“Siz yeryüzünde kaç yıl kaldınız” diyecek.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَٰلَve buyurdu
كَمْne kadar?
لَبِثْتُمْkaldınız
فِىyeryüzünde
ٱلْأَرْضِAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَدَدَsayısınca
سِنِينَyıllar

Allah onlara şöyle diyecek: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız ve orada ne kadar vaktinizi zayi ettiniz?"

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

113

قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍۢ فَسْـَٔلِ ٱلْعَآدِّينَ

Onlar: “Bir gün yahut bir günün bir bölümü kadar eğlendik. Haydi sayanlara sor” diyecekler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَالُوا۟dediler
لَبِثْنَاkaldık
يَوْمًاbir gün
أَوْyahut
بَعْضَbir kısmı kadar
يَوْمٍۢgünün
فَسْـَٔلِsor
ٱلْعَآدِّينَsayanlara

Onlar şu sözleri ile cevap vererek: "Bir gün yahut bir günün bir kısmı kadar kaldık. Günleri ve ayları sayanlara sor." diyecekler.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

114

قَٰلَ إِن لَّبِثْتُمْ إِلَّا قَلِيلًۭا ۖ لَّوْ أَنَّكُمْ كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Buyurdu ki: “Siz ancak az bir süre eğlendiniz. Eğer gerçekten bilmiş olsaydınız.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
قَٰلَbuyurdu ki
إِنkalmadınız
لَّبِثْتُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
إِلَّاbaşka
قَلِيلًۭاaz bir (zamandan)
لَّوْkeşke
أَنَّكُمْsiz
كُنتُمْbilseydiniz
تَعْلَمُونَbizim-mi sandınız?

Yüce Allah "Şayet kaldığınız sürenin ne kadar olduğunu hakkıyla bilseydiniz, dünya hayatında itaatte sabırlı olmanın kolay olacağı az bir zaman kaldığınızı anlardınız."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

115

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَٰكُمْ عَبَثًۭا وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

Sizi, boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
أَفَحَسِبْتُمْbizim
أَنَّمَاsizi yarattığımızı
خَلَقْنَٰكُمْAnlamı bitişik kelimeyle birlikte verilmiştir.
عَبَثًۭاboş yere
وَأَنَّكُمْve sizin
إِلَيْنَاbize
لَاasla
تُرْجَعُونَdöndürülmeyeceğinizi

Ey insanlar! Sizi, bir hikmeti olmaksızın, sevap ve cezanın olmadığı hayvanlar gibi boş yere yarattığımızı, hesap ve ceza için kıyamet günü bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

116

فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلْمَلِكُ ٱلْحَقُّ ۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْكَرِيمِ

Gerçek hükümdar olan Allah yüksektedir, yücedir. O’ndan başka hiç (hak) ilah yoktur. O, şerefli ve yüce Arş’ın Rabbidir.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
فَتَعَٰلَىpek yücedir
ٱللَّهُAllah
ٱلْمَلِكُmutlak hakim
ٱلْحَقُّhak
لَآyoktur
إِلَٰهَtanrı
إِلَّاbaşka
هُوَO'ndan
رَبُّrabbidir
ٱلْعَرْشِArş'ın
ٱلْكَرِيمِKerim

Yarattıklarının sahibi olan ve onlar hakkında dilediği gibi tasarrufta bulunan Allah Teâlâ bütün noksanlıklardan münezzehtir. O; Hak'tır; O'nun vaadi haktır; sözü haktır ve O'nun dışında başka hak bir mabut (ilah) yoktur. O; yaratılmışların en yücesi olan yüce arşın Rabbi'dir. O halde yaratılmışların en yücesi olan yüce arşı yaratan Allah, her şeyden, yücedir.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

117

وَمَن يَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرْهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓ ۚ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلْكَٰفِرُونَ

Kim hakkında hiçbir delili bulunmaksızın Allah ile birlikte başka bir ilaha ibadet ederse onun hesabı ancak Rabbinin katındadır. Kâfirler –hiç şüphesiz- kurtuluşa eremezler.

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَمَنve kim
يَدْعُtaparsa
مَعَile beraber
ٱللَّهِAllah
إِلَٰهًاbir tanrıya
ءَاخَرَbaşka
لَاbulunmayan
بُرْهَٰنَhiçbir delil
لَهُۥhakkında
بِهِۦonun
فَإِنَّمَاşüphesiz
حِسَابُهُۥonun hesabı
عِندَyanındadır
رَبِّهِۦٓRabbinin
إِنَّهُۥçünkü (o)
لَاasla
يُفْلِحُiflah olmazlar
ٱلْكَٰفِرُونَkafirler

Kim; Allah ile beraber, ibadete layık olduğuna dair hiçbir delil bulunmayan başka bir mabuda (ilaha) ibadet ederse, (Yüce Allah'ın dışında ibadet edilen her mabudun durumu böyledir) onun yaptığı bu kötü amelin cezası Allah Teâlâ'nın katındadır. O; ona azap ederek bu yaptığının karşılığını verecektir. Gerçek şudur ki, Allah; kâfirleri istediklerini elde etmeye ve korktuklarında da kurtulmaya ulaştırmayacaktır.

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir

118

وَقُل رَّبِّ ٱغْفِرْ وَٱرْحَمْ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

De ki: “Rabbim! Bağışla, merhamet et. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!”

Tefsir Özeti / Kelime Kelime Anlam
وَقُلve de ki
رَّبِّRabbim
ٱغْفِرْbağışla
وَٱرْحَمْve acı
وَأَنتَve sen
خَيْرُen hayırlısısın
ٱلرَّٰحِمِينَacıyanların

Ey Peygamber! De ki;"Rabbim! Benim günahlarımı bağışla ve rahmetinle bana merhamet et. Sen; merhamet edenlerin en hayırlısısın ve günah sahibinin tövbesini kabul edensin."

Kaynak: QuranEnc — Muhtasar Tefsir